1. HABERLER

  2. PENDİK

  3. Kültürümüz Göz Ardı Edilmemeli
Kültürümüz Göz Ardı Edilmemeli

Kültürümüz Göz Ardı Edilmemeli

A+A-

Çeyrek asrı dolduran ve ‘Düşler Sokağı’, ‘Ebruli’, ‘Sigaramın Dumanına Sarsam’ gibi şarkılarıyla geniş bir hayran kitlesine sahip Ezginin Günlüğü, gençlerin istedikleri türde müziği dinlemesinde serbest olduğunu; fakat kendi kültürümüzü de göz ardı etmemeleri gerektiğini belirtiyor. Grubun kurucusu Nadir Göktürk ile gerçekleştirdiğimiz sohbetimizde Ezginin Günlüğü’nün dününü ve bugününü konuştuk…




*Ezginin Günlüğü çeyrek asrı doldurdu. Kısaca bize 25 yılınızı değerlendirir misiniz?

Bildiğiniz gibi, Ezginin Günlüğü 1982 yılında kuruldu. Bu güne kadar Türkiye'nin birçok şehrinde yüzlerce konser verdi. Ayrıca Almanya, Hollanda, Belçika, İsveç gibi çeşitli ülkelerde de gerek özel konserlerde gerekse festivallerde dinleyici karşısına çıktı. Bu konserlerin yanı sıra, 16 tane de albüm yayınladı. Bunların ilki 1985 yılındaki 'Seni Düşünmek', sonuncusu da, bu günlerde çıkmak üzere olan 'Eski Arkadaş'...

* Yaptığınız müziği hangi kategoride değerlendiriyorsunuz?

Bizim müziğimizi herhangi bir kategori içinde görmüyoruz. Çünkü her kategorinin bazı kuralları ve özellikleri var. Oysa Ezginin Günlüğü'nün kimi şarkılarını dinlediğiniz zaman, Türk Sanat Müziği zannedebilirsiniz, kimi şarkıları da rock müzik izlenimi bırakabilir; caz unsurları bulabileceğiniz şarkılarımız da var. Yani bu şekilde çoğaltabileceğiniz bir çeşitlilik taşıyor müziğimiz. Ama genel olarak baktığınız zaman, gerek şarkılarımızın formları itibariyle ve gerekse kliplerimizin yayınlanması, tanıtım şekilleri ve albümlerimizin bulunduğu raflara bakarsak popüler müzik diyebilirsiniz.

* İlk kurulduğunuz günle günümüz arasında jenerasyon değişikliğine gittik. Sizi daha çok hangi kitle takip ediyor?

Söylediğiniz gibi, kurulduğumuzdan bu yana 3 kuşak, yani bir nesil değişti. Tabi ki her zaman, en sadık müzik dinleyicisi gençler. Bizi de ağırlıklı olarak gençler dinliyor. Bu da, hem sosyal ve hem de ekonomik nedenlere dayanıyor sanıyorum. Yani, insanlar çalışma hayatına başlayınca bazı zevklerini feda etmek zorunda kalıyorlar Türkiye'de. Müzik de bundan nasibini alıyor. İşten çıkıp konsere gitmek zor geliyor insanlara. Ya da kendi zevki için bir albüm alacağına, haklı olarak bu bütçesini çocuğunun isteklerine ayırmak zorunda kalıyor. Ama bizim gene orta yaş ve ileri yaş grubunda olan dinleyicilerimiz de oldukça çok sayıda var. Ama tabii ki büyük ağırlık gençlerdedir.

*Bugün Türkiye'de müziğin durumunu değerlendirir misiniz? (Gençlerin rap ve benzeri müziklere olan ilgisi gibi...)

Gençler her zaman yeniliklere en açık olan kesimdir. Ve değişik kültürlerle tanışmak, bence, insanları zenginleştirir. Ama günümüz Türkiye'sindeki durum biraz daha farklı görünüyor. Uzunca bir süredir, sanki bizim bir kültürümüz yokmuş gibi, ya da yüz kızartıcıymış gibi, başka kültürler empoze ediliyor. Ve özellikle de dilimiz... İnsanlar neredeyse çocuklarının ismini bile Amerikanca koyacaklar. Bütün dükkân isimleri, bütün markalar Amerikanca... Müzikte de gördüğümüz de, bütün bu asimilasyon politikalarının bir yansıması. Yoksa buralardaki, caz gibi, blues gibi, kültürel zenginliklerden nasiplenmek falan değil. Ama gençlerin rap falan gibi, yeni müzik türlerinden etkilenmeleri de çok doğal. Müzikte her zaman 'moda'lar olmuştur. Bunlar bir süre ortalığı kasıp kavurur, sonra, hayatta kendine bir yer kapabilirse, o oranda hayattaki yerini alır.

*İnternetin gelişmesiyle mp3'ler fikir emekçilerini fazlasıyla mağdur ediyor. Bu durumu değerlendirir misiniz? Bazı sanatçılar artık albüm çıkarmayıp internetten eserlerini yayınlamayı düşünüyor.

Bugün Türkiye'de hem hukuksal bir boşluk, hem de uygulamada eksiklikler var. Yani bu mp3'ler Amerika'da da var, ama orda böyle bir problem oluşmuyor. Çünkü devlet, bu internet üzerinden yapılan müzik trafiğini denetliyor. Ben, geçenlerde, internetten müzik indiren bir Amerikalının 600.000 $ cezaya çarptırıldığını duydum. Bizde ise kontrol yok. Yani devlet, ya da resmi kurumlar, bu alanda koruma yapmıyorlar. İnsanların insafına bırakılmış bir durum var ortada. O zaman da, insan bedavası varken niye para verip alsın ki? Ben bu konuda bireyleri suçlayanlara da kızıyorum. Çünkü o zaman, gerçek sorumluyu gözden kaçırmış oluyorlar.

* Pendik Belediyesinin düzenlediği kültür-sanat etkinliklerini nasıl buluyorsunuz?

 İnsanların karınlarının doyması elbette ki çok önemlidir. Ama ruhları doymuyorsa, karın tokluğu bir işe yaramaz. Bizde hep ihmal edilen, ya da görmezlikten gelinen bu konuya Pendik Belediyesinin duyarlılık göstermesi, bence, örnek alınması gereken bir tavır...

Yunus Emre Kültür Merkezi’nde konser öncesi, salon tıklım tıklım doldu.








Ezginin Günlüğü, gençlerin istedikleri türde müziği dinlemesinde serbest olduğunu; fakat kendi kültürümüzü de göz ardı etmemeleri gerektiğini belirtiyor.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.