1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. 3. Uluslararası Milli Görüş Sempozyumu

3. Uluslararası Milli Görüş Sempozyumu

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, anayasal kuruluşların derinlerinde bir takım yapılanmaları olduğunu belirterek, "Üstte görünen anayasal...

3. Uluslararası Milli Görüş Sempozyumu

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, anayasal kuruluşların derinlerinde bir takım yapılanmaları olduğunu belirterek, "Üstte görünen anayasal kuruluşlar var bir de derinlere doğru inen yapılar var, bu yapılar kendi içlerinde örgütleniyorlar ve bilmediğimiz birçok olayın da failleri bunlar" dedi.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) Genel Başkanı M. Recai Kutan ESAM'ın düzenlediği, "Erbakan ve Yeni Bir Dünya" temalı 3'üncü Uluslararası Milli Görüş Sempozyumu'na katıldı. Katılımcılar sırasıyla Eski Başbakanlardan Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan ile hatıralarını anlattılar.

Burada konuşan Bakan Özhaseki, eski başbakanlardan merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan ile nasıl tanıştığını anlatarak, "Adı üstünde milli görüş, millete ait olan, milletin değerlerini taşıyan bir görüş. İşte o düşünceleri siyaset arenasına taşıyan, kurumsal yapı veren hocadır. Çünkü iktidara taşımanın fikirleri, yolu siyasetten geçiyor. Geçmişe doğru bir takım hadiseleri değerlendirirken de o günkü öğrendiklerim, fikirler bizim için hepsi kale gibi duruyor ve sarsılmaz şekilde aynı fikirleri taşıyoruz. Zor bir coğrafyadayız, ülkenin yerinin altı da hareketli depremsellik açısından, üstü de hareketli. Üst taraftaki hareketlilik tarihsel geçmişimizden, inançlarımızdan, yaşanan olaylardan belki de jeopolitikten kaynaklanıyor. Bugün geldiğimiz şu noktada eğer PKK gibi bir bela varsa, FETÖ gibi bir bela da yanına eklenmişse daha sonra hepimizin içini yakan IŞİD, DEAŞ ne derseniz deyin bir bela daha yanına eklenmişse ve hepsi birden Türkiye'de saldırıya geçmişse evet bizim zor bir coğrafyada olduğumuzu kabul etmemiz lazım. Bu zorlukların altından hep beraber kalkarız" ifadelerinin kullandı.

"Otlar kurumasın, balıklar ölmesin diye 100 milyar dolar harcıyorsunuz da o masum insanlar ölürken niye gözünüzü yumuyorsunuz?"

Geçen günlerde Fas Marakeş'te küresel ısınmayı ve karbon salınımını geriye çekmeyi amaçlayan bir toplantı düzenlendiğini aktaran Bakan Özhaseki, "Bunu nasıl yaparız diye birçok anlaşmalar yapılıyor, 195 ülkenin temsilcileri var, 35 cumhurbaşkanı vardı, 60 kadar başbakan vardı toplantıda, 100 kadar da bakan arkadaşlar temsil ediyordu. Türkiye'nin konuşma sırası geldiğinde çıktım, şunları arz etmeye çalıştım: Doğru küresel ısınma bir tehlikedir, karbon salınımını geriye çekmek lazım, bunun için de dünya zaten 100 milyar dolar Yeşil İklim Fonu diye bir fon oluşturdu, bununla da küresel ısınmayı engellemeye çalışıyorlar. Bunların hepsi doğru biz de yardım edeceğiz ama ben başka bir şeyden bahsetmek istiyorum şimdi size dedim. İleride 10-30 sene sonra bu küresel ısınma aynı hızda giderse denizdeki canların bir kısmının hayatı sona erecek diye 195 ülke burada toplanıyor, 100 milyar dolarlık da bir fon oluşturuyoruz, mücadele ediyoruz ama bugün biliyor musunuz şu an da masum, küçücük, körpecik yavrular denizlerde boğuluyorlar. Aileler denizlerde ölüyorlar, sadece sade bir yaşam hakkı için yola çıkmışlar, terörden, beladan, harpten kaçmışlar gidip bir yerde barınmak istiyorlar, çoluk çocuğuyla ev hayatını devam ettirmek istiyorlar bu kadar masum bir istek var. Bu istekleri olan insanlar denizlere açılıyorlar, sizler tel örgüler çekiyorsunuz, içeriye almamak için her numarayı yapıyorsunuz ve onların ölmesine de göz yumuyorsunuz. Peki bunu sormak benim hakkım değil mi? Otlar kurumasın, balıklar ölmesin diye 100 milyar dolar harcıyorsunuz da o masum insanlar ölürken niye gözünüzü yumuyorsunuz? Onlar canlı değil mi? Onların otlar kadar hükmü yok mu? Emin olun çıkıyor sadece bizim Arap ülkeleri, İslam ülkeleri sağına soluna bakmadan zoraki bir alkış ama sesini kendileri de duymuyorlar, manzara buydu. O ölen insanların, o yavruların otlar kadar hükmü yok. Şimdi kendilerine mülteciler gelmesin diye durmadan bize para teklif ediyorlar, 3 milyar dolar filan onu da verdikleri yok o da ayrı bir şey. Siz içinizden diyorsunuz ki peki Türkiye neden 3 milyon mülteciyi kabul etti? Niye bunlara 25 milyar dolar harcadı? Hep bunu soruyorsunuz, herhalde bir beklentisi var diye bakıyorsunuz, materyalist bir zihniyet bunlarınki. Bir tek sebebi var insanız, vicdan taşıyoruz, inançlarımız bunu icap ettiriyor bu kadar basit dedim. Sadece Türkiye için söylemiyorum, Suriye için de Irak için de Arabistan için de İslam ülkeleri için de hepsine doğru bakış bu şekilde ne yazık ki" şeklinde konuştu.

"Anayasal kuruluşların görülmeyen derinlerde bir takım yapılanmaları var"

"15 Temmuz'da bir bela atlattık, hiç ummadığımız bir belaydı başımıza geldi" diyen Bakan Özhaseki, sözlerini şöyle sürdürdü:

"250 kardeşimiz şehit oldu, 2 bin 200 kişi yaralı var, bir tane içi ata ata geçmiş olsun diyen batılı ülke çıkmadı. Oralarda terör hadisesi olduğunda biz kınıyoruz hemen ama bunu yapmak insanlık görevi elbette, terörün dini, imanı, milliyeti, ırkı filan olmaz. Masum insanlara karşı yapılmış bu büyük belayı defedecek her türlü harekete de destek vermek lazım ama emin olun bize demokrasi dersi vermeye kalkanlar, bize insanlık dersi vermeye çalışanların hiçbirisinden de ciddi bir tepki çıkmadı. Bir hafta, 10 gün şaşkınlıktan sonra büyükelçiler, bakanlar, bazıları başbakan düzeyinde gelerek nasıl oldu da bu iş olmadı gibi bir taraftan bakıp bir taraftan da geçmiş olsun sözleri dillerinin ucundan dökülmeye başladı. Demek ki burada bir gerçek var bu gerçeği de hepimiz bilmeliyiz; biz kendi içimizde birliğimizi, dirliğimizi mutlaka muhafaza etmeliyiz. Bu coğrafyada yaşamanın tek şartı var o da güçlü olmak, ayakta olmak ve gelişmiş olmak, bunun dışında bu coğrafyada kolay kolay bu coğrafyada bizleri yaşatmazlar. Vesayet, söylendiği zaman her bir tarafa çekiliyor ama şöyle bir yapı var: Anayasal kuruluşların görülmeyen derinlerde bir takım yapılanmaları var. Üstte görünen anayasal kuruluşlar var bir de derinlere doğru inen yapılar var, bu yapılar kendi içlerinde örgütleniyorlar ve bilmediğimiz birçok olayın da failleri bunlar. Bu vesayetçi yapı, devlet düzeni kurulduktan sonra milletin seçtiklerine güvenmediği için orayı sürekli baskı altında tutmaya çalışmış. Millete güvenmiyor, milletin değerlerini benimsemiyor, onların kafası farklı, anlayışları farklı, inanışları farklı ve milletin seçtikleri de zaten güvenilmez olduğu için onu baskı altında tutmaya çalışıyor. Bu baskıyı bazen sözlü bazen fiili bazen olmazsa faili meçhuller işleyerek, bazen siyasi iktidarları iş göremez hale getirerek, aşağılayarak ihtilal ortamı hazırlayıp kendileri gelip otururlar. Geçmişe doğru baktığımızda siyasal tarihimizde o kadar çok örneği var ki."

Haber KaynağıHaber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.