1. HABERLER

  2. İÇ HABERLER

  3. Aladağ’daki yurt yangını davası

Aladağ’daki yurt yangını davası

Adana'nın Aladağ ilçesinde öğrenci yurdunda meydana gelen yangınla ilgili dava, 26 Şubat 2018 tarihine ertelendi.

Aladağ’daki yurt yangını davası

Adana'nın Aladağ ilçesinde öğrenci yurdunda meydana gelen yangınla ilgili dava, 26 Şubat 2018 tarihine ertelendi.

Adana'nın Aladağ ilçesinde öğrenci yurdunda meydana gelen yangınla ilgili 8'i tutuksuz, 6'sı tutuklu olmak üzere toplam 14 sanıklı davaya mahkeme heyetinin verdiği aranın ardından devam edildi. Mahkeme heyetinin sorularını yanıtlayan dönemin Aladağ İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Ramazan Arı, "Yurt müdürü plan hazırladı. Eksikliklerin giderilmesinden sonra yurt müdürlüğü tarafından bize eksiklerini sundular. Teknik bilirkişi olsaydı dosya açıldıktan sonra gerçek sorumlu ortaya çıkardı. Şayet yangından önce bu denetimler olsaydı yurt kapatılabilirdi. Yangından sonra yapılan bu denetimler neticesinde dört tane yurt kapatıldı. Yangın Yönetmeliği'ne göre yangına öğrenciler de müdahale edebilirdi. Ben yangına müdahale listesini daha önce görmüştüm. 15 gün içinde Adana İl Milli Eğitim Müdürlüğüne yurtta gördüğüm eksiklikleri bildirdim. Üzerime düşen görevi yaptım" dedi.

Tutuksuz sanık Mehmet İpek, "Aladağ'da ben erkek öğrenci yurdunun müdürüydüm. Benim kız yurduyla ilgim ve alakam yok. O gün yangın söndürme tüplerini Ceyhan ilçesinden çalıştığımız firma yetkilisi geldi. Benim yurdumdan 4, yangının olduğu kız yurdundan ise 5 adet olmak üzere toplam 9 adet yangın tüpünü doldurmak üzere teslim aldı. Ancak bu tüpleri teslim ederken ben yerine dolu tüplerin konulması gerektiğini bilmiyordum ve bu konuda beni de gerek firma yetkilisi, gerekse kimse uyarmamıştı. Ben tüpleri tutanak karşılığında teslim ettim. Yurt müdürlüğü görevini Mart ayı 2017 yılında bıraktım" diye konuştu.

Yangından kurtulan yurt öğrencisi Neslihan Aydoğdu, "Daha önce verdiğim ifademin aynısını tekrar ediyorum. Bu yurtta bir yıl kaldım. Kardeşim Tuğba ile birlikte kalıyordum. Yurtta her gün farklı öğrenciler nöbet tutuyorduk ve yurdun temizlik ve bulaşık işleri ile ilgileniyorduk. Sanıkların hepsinden şikayetçiyim" şeklinde konuştu.

Yangından yaralı kurtulan Fadime Yetim adlı öğrenci de, "Daha önceki ifademin aynısını tekrar ediyorum. O zaman beşinci sınıftaydım. Yurtta yangın tatbikatı yapıldığını hatırlamıyorum. Koridorlarda yangın anında acil butonları ve basılacak herhangi bir düğme yoktu. Sanıklardan şikayetçiyim" dedi.

Sanık avukatları, olayda en önemli kusurun itfaiyede olduğunu, olay günü yangın mahaline 50 yaşının üzerinde iki itfaiye personelinin geldiğini, itfaiyenin ve personellerinin tamamen donanımsız olduğunu, yanmaz elbise, gaz maskesi ve üçüncü kata çıkabilecek sepetli merdivenin olmadığını ve çocukların itfaiyenin yetersiz kalması yüzünden hayatlarını kaybettiklerini, kurtulan çocukların ise çevredeki battaniye açan komşuların sayesinde atlayarak kurtulduklarını savundular.

Olaydan mağdur olan veli Mustafa Avcı, "Günümüzde kız öğrencilerin okutulmaması yönünde çok fazla mevzuat var. Bu anlamda yurt yetkilileri ve dernek yönetiminden kız öğrencileri okutmak için mücadele vermelerinden dolayı şikayetçi değilim ancak diğer kurum yetkililerinden şikayetçiyim" dedi.

Olayda kendi evladını da kaybeden tutuklu sanık yurt müdürü Cumaali Genç, "Yurdun ne gibi faaliyetler yapacağı yönetmelikte bellidir. Yangın merdivenimiz var, tüplerimiz var, ancak biz mağdur durumdayız. Kapıların ahşap olduğu, içeride lambirlerin olduğu iddiası tamamen yalandır. En başından beri mağdur avukatları ve baro avukatlarının bu olayda kasıt olduğunu iddia etmesi ve bu şekilde ifade vermeleri kin ve nefret uyandırıyor. Bu iddialar dayanıksızdır ve suç unsuru olarak iddianamenin tamamen mahkemenin seyrini etkileyip, benim tutukluluk halimin devamına yöneliktir. Sizin eviniz yansa siz mi yangını söndürürsünüz yoksa itfaiye mi? Bu olayda itfaiyenin ne iş yaptığını anlayamadım. 3. kata merdiven yetişmemiştir. Mağdurların avukatları bu hususu neden araştırmıyorlar. Ben tahliyemi talep ediyorum. Aleyhime olan hiçbir ifade ve konuşmayı kabul etmiyorum" diye konuştu.

Tutuklu sanık Mahir Kılıç, "30 yıldır Aladağ ilçemizde esnafım. Eğitime destek olmak amacıyla bu derneğin yönetimine girdim. Benden istenilen her şeyi yerine getirdim. 1 yıldır tutukluyum. Ailem ve ben zarar gördük. Yangının olduğu anda söndürmek ve müdahale etmek için bende yurda geldim. Ancak orada itfaiyeyi göremedim. İki araç olmasına rağmen sivil kıyafetli personeller vardı. Yangından kurtulan çocukların hiçbirisini itfaiye kurtarmadı. Tamamen komşuların getirdikleri battaniyelere atlayarak çocuklar kurtuldular. Neden bu davada itfaiye ve diğer sorumlu kurumlar araştırılmıyor da bizler tutuklu bulunuyoruz. Benim itfaiye ile, yangın tüpleri ile, yurt binasını denetleyen denetçiler ile ilgim ve alakam yok. Ben yurdun fiziki ihtiyaçlarını karşılıyordum" dedi.

Tutuksuz Sanık Ramazan Keleş, "Ben Aladağ'da kuyumcu esnafıyım. Dernek yönetimine çocuklara yardım amacıyla girdim. Eğitime destek vermek istedim. Bu acı yaşadığımız olaydan dolayı bir yıldır tutukluyum. Benim bu dernekte ne bir sorumluluğum ne de imza yetkim bulunmamaktadır. Ortada bir delil kalmadı, tüm deliller dava dosyasında yer alıyor. Daha önce serbesttim ama kendim gittim teslim oldum. Bu ülkenin başına bir iş geldiğinde kaçanları çok iyi biliyoruz, biz asla ülkemizi ve memleketimizi terk etmeyiz. Bu olayda hayatını kaybeden çocuklarımızın hepsi bizim yavrularımızdı. Baro avukatları bugün var yarın yoklar ama biz her zaman ailelerimizin yanında olacağız. Hani ilk mahkemeye gelen baro avukatlarının çoğu nerede, neden gelmediler" şeklinde konuştu.

Tutuklu Sanık Mustafa Öztaş, "Ben yurdun dernekte yönetim kurulu üyesiyim. 30 yıldır Aladağ ilçesinde esnafım. Ben destek amacıyla bu derneğin yönetimine girdim. Tüm resmi işlemlerle müdürümüz ilgileniyordu. Benim bu dernekte imza yetkim yoktu. İlk yangın anında oradaydım. Sadece bir tane itfaiye aracı vardı ve üç tane çocuğun komşuların açmış olduğu battaniyeye atlayarak kurtulduğunu gözlerimle gördüm. Eğer itfaiyenin sepetli merdiveni olsaydı o çocukların hepsi kurtulurdu. Bir yıldır tutukluyum. İşim ve ailem mağdur. Ben kesinlikle mağdur ailelere baskı yapmadım ve yapmam da. Kaçma ihtimalim de yok, tahliyemi talep ediyorum" diye konuştu.

Tutuklu Sanık İsmail Uğur, "1978 yılından bu yana bu derneğin üyesiyim. Zaman zaman derneğin çeşitli kademelerinde görev aldım, zaman zaman ise dernek başkanlığı görevinde bulundum. Bu başımıza gelen acı olaydan dolayı çok üzgünüz. Ben 74 yaşındayım, sağlığım yerinde değil MR gidiyorum tedavi görüyorum ancak cezaevinde olmam nedeniyle tedavimi eksik oluyorum. Dünyanın en güzel yerini gösterseler yine kaçmam. Beynime yakın bir yerde kist bulunuyor, doktorlar bu kistin tehlikeli olduğunu söylüyorlar. Ben de tahliyemi talep ediyorum" dedi.

Tutuklu sanık Mahmut Deniz, "Önceki ifademi aynen tekrar ediyorum. Ben 69 yaşındayım. Sadece öğrencileri okula götürüp getiriyordum. Orada görevli olarak çalışıyordum" diye konuştu.

İfadelerin tamamlanmasının ardından mahkeme heyeti tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı 26 Şubat 2018 tarihine erteledi.

Kaynak: İHA

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.