Futbolda şike davasında karar verildi!

Fenerbahçe Spor Kulübü eski başkanı Aziz Yıldırım ve Ali Koç, "futbolda şike davasını" usulden bozmasının ardından bugün yerel mahkemede görülecek ilk duruşmada karar açıklandı.

FenerbahçeBaşkanı Ali Koçve sarı-lacivertli kulübün eski başkanı Aziz Yıldırım Çağlayan Adliyesi'nde görülecek davaya geldi. Yargıtay 5'inci CezaDairesinin, aralarında eski FenerbahçeBaşkanı Aziz Yıldırımın da bulunduğu 36 sanık hakkında verilen beraat kararlarını usulden bozduğu "Futbolda şike" davası, yeniden görülmeye başlandı

20200716-2-43471067-56742940-001.jpg
Usuldeki eksikliklerin giderilmesi için Yargıtay'ın geri gönderdiği 3 Temmuz Ana Davası bugün Çağlayan Adliyesi'nde görülmeye başlandı. Saat 10.00'da başlayan celsede mahkeme, Yargıtay'ın bozma kararı sonrası taraflara bu karara karşı beyanlarını soracak. Davaya FenerbahçeBaşkanı Ali Koçve yöneticilerin yanı sıra sarı-lacivertli kulübün bir önceki başkanı Aziz Yıldırımda katıldı. Yıldırım'ın da aralarında bulunduğu 36 sanığın yargılandığı dava görüşülmeye başlandı.

ESASA İLİŞKİN İŞLEM YAPILMAYACAK

Yargılama yeniden yapılacak ancak hiç kimseye örgüt kurmak ile ilgili bir iddia yönetilmeyecek, esasa ilişkin işlem yapılmayacak. Zira Yargıtay kararıyla örgüt suçlamasına ilişkin beraat kararları kesinleşmişti. 13'üncü Ağır CezaMahkemesi beraat hükmünü yeni yargılama doğrultusunda tekrar kurarak Yargıtay'a gönderecek.

Aziz Yıldırımın da aralarında bulunduğu yeniden yargılaması yapılanlarla, haklarında verilen hükümler bozulanların aynı dosyada birleştirilerek davanın görülemeyeceği

23 Ağır CezaMahkemesi'nde görülen kumpas davasında kumpasa ilişkin delillerin getirilmesi ve hüküm oluştururken bu delillerin de gözetilmesi gerekliliği.20200716-2-43471067-56742941-001.jpg

KUMPAS KURANLAR YARGILANIYOR

Beraat eden Aziz Yıldırımın şikayetiyle FETÖadına hareket ettikleri ve yargılanan kişilere kumpas kurdukları iddiasıyla dönemin sorumluları hakkında yeni bir soruşturma başlatılmıştı.

Yeni atamalarla kadrosu değişen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı "Şikede kumpas" soruşturması kapsamında, 23 Nisan 2016'da 12 kişi tutuklandı, aralarında eski Zaman gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı'nın da olduğu bazı kişiler hakkında da yakalama kararı çıkarıldı. FETÖnün "Futbolda şike" soruşturmasında kumpas kurduğu iddiasıyla 15'i tutuklu 107 sanığın yargılanmasına İstanbul 23. Ağır CezaMahkemesince devam ediliyor.

"FUTBOLDA ŞİKE DAVASI" KARARI VERİLDİ"

Yargıtay'ın futbolda şike davasını usulden bozmasının ardından bugün Çağlayan Adliyesi'nde görülen davanın ardından, dosyanın ayrılması kararıyla dava 6 Kasım 2020 saat 10.00'a ertelendi.


Yargıtay'ın futbolda şike davasını usulden bozmasının ardından bugün yeniden görülen duruşmaya FenerbahçeBaşkanı Ali Koçun yanı sıra sarı-lacivertli kulübün eski başkanı Aziz Yıldırımve diğer sanıklar katıldı. Sabah saat 10.00'da başlayan duruşmada mahkeme, Aziz Yıldırımın da aralarında bulunduğu 5 sanığın dosyasının ayrılmasına karar vererek duruşmayı 6 Kasım 2020 saat 10.00'a erteledi.

İŞTE AZİZ YILDIRIM'IN YAZILI SAVUNMASI

Sayın Başkan, Sayın Başkan,Sayın Üyeler, Sayın Cumhuriyet Savcısı,

TürkiyeCumhuriyeti Devleti içinde yaklaşık 50 yıldır yaptığı yuvalanma neticesinde başta eğitim, emniyet, yargı organları olmak üzere devletin her kademesine sızan ve nerdeyse dünyanın 160 ülkesinde benzer faaliyetlerde bulunan FETÖPDY TERÖRÖRGÜTÜNE mensup hainler tarafından 15.07.2016 tarihinde DEMOKRASİMİZE VE MİLLİ İRADEYE KARŞI GERÇEKLEŞTİRİLEN hain darbegirişiminin 4. Yıl dönümünü yaşıyoruz.

Ülkemizin her yerinde yapılan törenlerle şehitlerimiz anıldı. Bu vesileyle başta 15 Temmuzolmak üzere ülkemize hizmet ederken şehit düşen vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, mekanları cennet olmasını, gazilerimize acil şifalar, ailelerine de sabırlar diliyorum. 

Bir yandan Sayın Cumhurbaşkanının önderliğinde, Milli Güvenlik Kurulunda alınan kararlar doğrultusunda güvenlik güçleri, yargı teşkilatı mensupları başta olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlar FETÖPDY Örgütü ile mücadele ederken öbür yandan FETÖPDY Terörörgütü ile iltisaklı olmaları nedeniyle emniyet ve yargı teşkilatından ihraç edilen kişilerce hazırlanan fezlekeler, iddianameler ve usulsüz kararlar yüzünden bir kez daha huzurunuzdayız.

Nerdeyse 10 yılı bulan bu sürecin halen sonuçlandırılmamış olması vatandaş olarak adil yargılanma hakkımızı ihlal etmektedir. Bu durumu adalet kavramıyla açıklamak ne yazık ki mümkün değildir.

İLK İFADELERİMDE SÖYLEDİĞİM GİBİ BU DAVA SADECE KENDİ BAŞINA AZİZ YILDIRIM VE FENERBAHÇEDAVASI DEĞİLDİR. BU DAVA ŞİKE DAVASI DEĞİLDİR. FETÖTERÖR ÖRGÜTÜNÜN DEVLETİ ELE GEÇİRME PROJESİNİN VE DÜŞÜNCESİNİN BİR PARÇASIDIR. BU DAVA BÖYLE GÖRÜLMELİDİR.14.02.2012 TARİHİNDE SİLİVRİ’DE DURUŞMA SALONUNDA “NE ŞİKESİ MEMLEKET ELDEN GİDİYOR” dediğimde ve   TEMMUZ 2015 TARİHİNDE HABERTÜRK TELEVİZYONUNDA “…BU ÖRGÜT 50 BİN KİŞİYLE SİVİL İHTİLAL YAPACAK…” dediğimde bu gerçeği anlamayanlar oldu.

Halen dahi anlamayan ve anlamamış gözüken hainler var. Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan ve Cumhurbaşkanlığı resmi internet sitesinde (www.tccb.gov.tr) raporda; 15 TemmuzDarbe Kalkışmasına giden süreçte, kurulan tuzaklar; kumpas davaları listesi ilan edilmiştir. Bu listedeki davalar TürkiyeCumhuriyeti Devletinin RESMÎ KARAR VE KARARLILIĞINI göstermektedir.

Huzurdaki davada bu listede yer alan davaların bir tanesidir.Yurtlar, dershaneler, okullar üzerinden ülkenin imkanları olmayan çocukları devşirildi. Bunlarla oluşturulan yeni yapılarla en yetenekli çocuklara ulaşıldı. Manevi olarak borçlandırılıp şartlandırılan ve yeteneklerine göre ayrıştırılan bu gençler; Devletin Ordu, Yargı, Emniyet, Mülkiye ve Maliye kurumlarına hain emellerin icrası için yerleştirildi. Devletin önemli kurumlarına yasal görünümlü hilelerle; GİZLİ, KOD ADLARI KULLANILARAK HÜCRELER şeklinde yapılandılar.Televizyonlar, gazeteler, sosyal medya destekli kanaat ve propaganda unsurları güçlendirildi.

Üniversitelerin akademik kadroları dahi kaydırmalarla dolduruldu. Bu kişileri topluma KANAAT ÖNDERLERİ olarak sundular. Bir kısım yazar ve düşünürü dahi değişik vakıf, dernek ve organizasyonlar içinde vitrine çıkarttılar. Önce bürokratik ve sivil görünümlü operasyonlar yapıldı. Bu operasyonlarla toplum ürkütüldü ve korkutuldu. Adli ve bürokratik imamları vasıtasıyla devletin içinde ihalelerden davalara ve vergi sorunlarından sınavlara kadar her konudan rant ve güç elde ettiler. Bundan istifade etmek isteyenlerde bunlarla beraber olmuşlardır.

Tümamiral Semih Çetin’in öz ifadesiyle; “….Aziz Yıldırımın, Fenerbahçeüyelerinin ve Fenerbahçecamiasının ördüğü sarı lacivert duvar, doludizgin ilerleyen Fethullahçı örgütün tosladığı ilk duvar olduğunun altını çizmek lazım….” Bu duvardan sonra da, yenilmez olmadıkları anlaşılmıştır.Bu dava başı dışarıda olan işbirlikçi örgütlere başkaldırıp direnmenin bedelini ödetme davasıdır. Tamamı hukuk dışı yöntemlerle oluşturulan bir kurgu üzerine kuruludur. Bu davanın her yönüyle hukuka aykırı olduğu,  birden fazla davanın (Ergenekon davası, FETÖÇATI DAVASI) kararı içinde hükme bağlanmıştır.

Hukuka aykırı soruşturmalar ve kurgu deliller üzerine tamamı birbiriyle irtibatlı özel yetkili mahkeme ve yüksek yargı içerisindeki kolları vasıtasıyla geldiğimiz nokta şu an önünüzde durmaktadır.SAYIN BAŞKAN, DEĞERLİ HEYETİNİZİN ÖNÜNDEKİ BU DAVADA;-Ya TürkiyeCumhuriyetinin dürüst ve yürekli vatandaşları olarak FETÖÖRGÜTÜNE hak ettikleri ağır tokat vurulacak -Veya FETÖkumpasları sürüncemede bırakılarak canlı tutulacak ve bu hain örgüte can suyu verilmiş olacaktır.

Türk adaletinin vereceği karar buna ilişkin olacaktır.  Yukarıdaki açıklamalarım ışığında şunu açıkça ifade etmeliyim ki, yargılanmamıza dayanak gösterilen iddianame şekli olarak bir hukuk metni olarak kabul edilse de gerçek anlamda bir hukuk metni olarak kabulü mümkün değildir. Zira bu metnin hukuki bir metin olabilmesi için öncelikle bir Cumhuriyet Savcısı tarafından düzenlenmiş olması gerekmektedir. Mahkemenizdeki 2020/21 esas sayılı davanın iddianamesi, HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU GENEL KURULUNUN, 24.08.2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararı ile ihraç edilen ve halen firari durumda olan Mehmet Berkisimli kişi tarafından hazırlanmıştır. 

HSYK; Mehmet Berk(İddianameyi hazırlayan savcı), Mehmet Ekinci, Hikmet Şen, Bülent Kınay, Ufuk Ermertcan (02.07.2012 tarihinde İlk kararı veren heyet üyeleri ve duruşma savcısı) Mehmet Vehip Ekinci, Dursun Altınöz, Mesut Kundakçı (17.01.2014 günü Yargıtay Onama Kararı veren üyeler) hakkında verdiği ihraç kararında şu tespitlerde bulunmuştur. “….örgütün yargı ayağındaki uzantısı tarafından Hüseyin KURTOĞLU, Askeri Casusluk, Şemdinli, Balyoz, Ergenekon gibi proje soruşturma ve kovuşturmaların üretildiği,….. özel yetkili mahkemelerin, örgütün elinde tüm toplumu dizayn edecek bir silaha dönüştüğü …. örgütün, yargıyı her açıdan etkin bir silah olarak kullandığı, sadece rakiplerini bertaraf etmek için değil, siyaseti tanzim etmek, siyasi partilerin yönetimlerini değiştirmek, toplumdaki etkinliğini artırmak, toplumu kontrol etmek, herkesle ilgili bilgi toplamak, ticari faaliyet alanlarını ve kamu kurumlarını ele geçirmek, HATTA HÜKÜMETİ YIKMAK VE KENDİ FELSEFESİNE UYGUN BİR SİYASİ YAPI OLUŞTURMAK İÇİN DE BİR ARAÇ OLARAK KULLANDIĞI, YARGININ, SORUŞTURMA UNSURLARIYLA, ALT YAPISIYLA VE POLİSLE DESTEKLENDİĞİNDE ÖRGÜTÜN KULLANABİLECEĞİ MUAZZAM BİR SİLAHA DÖNÜŞTÜĞÜ, YÜKSEK YARGIDAKİ DEĞİŞİMLE ÖRGÜTÜN ELİNDEKİ BU SİLAHIN ETKİ ALANININ ZİRVE YAPTIĞI, YARGIYI TEKELİNDE VE YEDİNDE TUTAN FETÖPDY SİLAHLI TERÖRÖRGÜTÜNÜN, KENDİSİNE ENGEL OLACAĞINI DÜŞÜNDÜĞÜ HÂKİM-SAVCI, ASKER, EMNİYET PERSONELİ, MÜLKİ AMİRLER VE DİĞER KAMU PERSONELLERİ HAKKINDA UYDURMA TAHKİKATLAR, TUTUKLAMALAR YAPARAK SAF DIŞI BIRAKTIĞI, BU YOLLA AYNI ZAMANDA DİĞER KİŞİLERE DE GÖZDAĞI VERDİĞİ, SİLAHLI KUVVETLER MENSUPLARI İLE İLGİLİ UYDURMA SORUŞTURMALAR, TOPLU TUTUKLAMA VE DAVALARLA TSK’NIN ETKİSİZ HALE GETİRİLDİĞİ, BÖYLECE KENDİ ÖRGÜT MENSUPLARININ TERFİ ETMESİNİN YOLUNUN AÇILDIĞI, NETİCETEN ÖRGÜTÜN CEZAVE HUKUK DAVALARINDA EN BÜYÜK BELİRLEYİCİ GÜÇ OLDUĞUNU GÖSTERDİĞİ,….…..Darbegirişimi üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında itirafçı yahut gizli tanık olarak ifadeleri alınan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının beyanlarında belirttikleri bazı hususlar, Cumhuriyetin ilk yıllarından beri yurdun her köşesinde insanüstü bir gayretle, tüm zorluklara göğüs geren onurlu ve sağlam vicdanlı hâkim ve savcılar sayesinde toplumun yargıya duyduğu güvenin kısa bir süre içerisinde neden dibe vurduğunu ve örgütün toplumdan gizlediği kirli yüzünü gözler önüne serecek mahiyettedir.

“İstanbul’a tayinim çıkınca lojman işleri ile … isimli İstanbul hâkimi ilgilendi. Kendisi de Gülen Cemaati mensubuydu. Kendisiyle aynı lojman bloğunda kaldık. İşyerinde de … çevresindeki Gülen Cemaati mensupları ile tanışmaya başladık. … bir süre sonra İstanbul Adliyesinde CMK 250'nci maddesi kapsamında kalan suçlara bakan özel yetkili mahkemeye atandı. Bir süre sonra da onun tavsiyesi üzerine bende özel yetkili savcı olarak görevlendirildim.

2011 yılı Haziran ya da Temmuz ayında BeşiktaşAdliyesinde Özel Yetkili (CMK 250 maddesi) Savcı olarak göreve başladım. 1,5 – 2 ay kadar burada çalıştım. Hiç iddianame yazmadım. Sadece bir kez bir hafta nöbet tuttum.

ARAMA, EL KOYMA, GÖZALTINA ALMA, TELEFON DİNLEME, TEKNİK ARAÇLARLA İZLEME, VB. TÜM TALEPLERİ TEM ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ GÖREVLİLERİ FLASH BELLEKLE HAZIR OLARAK GETİRİYORDU. BEN DE İMZALIYORDUM. GELEN YAZILARI OKUMAK İSTEDİĞİMDE BİRLİKTE ÇALIŞTIĞIMIZ CUMHURİYET SAVCISI …

“BAŞSAVCI VEKİLİ… KIZIYOR, ONUN TALİMATI VAR, OKUMADAN İMZALA GEÇ” DİYE SÖYLÜYORDU. BEN DE TATSIZLIK ÇIKMASIN DİYE İMZALIYORDUM. KENDİM FİİLEN HİÇ MÜZEKKERE, TALİMAT, KARAR YAZMADIM. POLİSİN GETİRDİĞİ VE BİZİM İMZALADIĞIMIZ SORUŞTURMA İLE İLGİLİ TALEP, MÜZEKKERE VE KARARLARIN KİMLER HAKKINDA UYGULANACAĞINI BİLE BİLMİYORDUM. KİMİN İÇİN İLETİŞİM TESPİTİ KARARI VERDİK, KİM İÇİN ARAMA EL KOYMA, GÖZALTI VB. KARARLAR VERDİK HİÇ HABERİM YOKTUR…..”

İfadeleri FETÖPDY Terörörgütünün mensuplarını nasıl birer kurşun askere dönüştürdüğünü ortaya koymaktadır. KURŞUN ASKER HALİNE GETİRİLEN FETÖPDY MENSUPLARINCA HAZIRLANAN METİNLERE DAYANILARAK YARGILANMAMIZ BİLE BAŞLI BAŞINA HUKUKA AYKIRI BİR DURUMDUR VE BU DOSYADA BERAAT DIŞINDA VERİLECEK HER KARAR FETÖPDY TERÖRÖRGÜTÜNE CAN SUYU OLACAKTIR. SAYIN MAHKEMENİZ BERAAT DIŞINDA VERECEĞİ HER KARAR FETÖPDY TERÖRÖRGÜTÜ TARAFINDAN KENDİ MEŞRUİYETİ İÇİN BİR PROPAGANDA FAALİYETİ OLARAK KAMUOYUNA LANSE EDİLECEKTİR. HUZURDAKİ YARGILAMANIN BU BAKIŞ AÇISIYLA YAPILMASI GEREKTİĞİNİ HATIRLATMAK İSTERİM

Hakkımızda yürütülen kumpas sürecini kısaca özetlersek 03.07.2011 günü gözaltına alındıktan sonra 09.12.2011 günü hakkımızda iddianame düzenlendi ve suç örgütü kurma, yönetme, dolandırıcılık yapma, şike yapma, teşvik primi verme suçlarından yaklaşık 156 yılla cezalandırılmam talep edildi.  Henüz ifade bile vermemişken hastane raporlarına adresim METRİS Cezaevi olarak yazıldı. Emniyet Müdürü tarafından 19 maçta şike yapıldığının tespit edildiğine dair kamuoyuna açıklama yapıldı.

Tüm bunların birer örgüt propagandası olduğu, bu işlemleri yapanların FETÖPDY Terörörgütüyle iltisaklı olduğu yargı kararlarıyla ortaya çıkmıştır. 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6222 sayılı yasa öncesi şike/teşvik suçu diye bir suç henüz yokken 17.02.2011 tarihinde Şike ve teşvik suçu işlemek için örgüt kurduğumuz iddia edilerek ben ve arkadaşlarımı dinlemeye aldılar. Polis ve savcı, Aziz Yıldırımve arkadaşlarını dinleyelim nasılsa bir şey uydururuz anlayışıyla hareket ettiler. Daha soruşturmanın en başında sonu belli olan bir yargılamanın hedefi haline getirilmiştik.  Bunun içinde GİRSESUNSPOR, OLGUN AYDIN VE TFF ESKİ BAŞKANI MAHMUT ÖZGENERBAHANE EDİLEREK BEN VE ARKADAŞLARIM SORUŞTURMAYA DAHİL EDİLDİ.

Mehmet BERKbu seferde 12.10.2015 günü 360 TV isimli kanalda yayınlanan TELEGOL programında Serhat Uluerene verdiği röportajda ise;  “……Özgener ile ilgili bir şey yoktu, telefon konuşmaları vardı ama bir suç işlememiştir. Doğal olarak Özgener’in cezaalmasını gerektirecek bir şey yoktu…..” diyerek şahsıma ve Fenerbahçeye yönelik kumpası itiraf etmiştir. Gerçekten de benim Sn. Özgenerle olan konuşmalarımda her hangi bir suç unsuru yoktu. Biz kulübün resmi internet sitesinde hakemler ve hatalı uygulamaları hakkında açıkladığımız görüşmeleri telefon görüştük. Futbolda her hafta kulüpler ve idareciler, bu konuları medya üzerinden konuşmuyor mu? Tabi ki konuşuyorlar. Peki kulüp idarecisinin bu sebeple telefonu dinlendi? Soruşturmaya dahil edildi? Hiç kimse dahil edilmedi. Çünkü bu konuşmalar sadece bahane yapıldı.

Tıpkı Olgun Aydın’ın ve  “PEKER” isminin bahane edilmesi gibi. Bu dava da Olgun Pekerve hakkındaki iddialar ne oldu? Olgun Aydın sayın mahkemenizin 09.10.2015 tarih ve 2014/147 esas 2015/212 sayılı kararı ile beraat etti. Bu beraat kararı kesinleşti. Nitekim bugün kendisi sanık olarak bu salonda bulunmamaktadır. Çünkü ilk günden beri belirttiğim üzere savcı, bu isimleri bahane olarak kullandı. Zira hedef ben ve arkadaşlarımdık. Soruşturmanın en başından sonu belli olan bir yargılama süreci hakkımızda işletildi. Bu süreçlerde yer alan polislerin FETÖÖRGÜTÜNÜN ÖZEL İLETİŞİM AĞI OLAN BYLOCKPROGRAMI KULLANICISI OLDUĞU, FETÖADINA HAREKET ETTİKLERİ TESPİT EDİLDİ VE HALEN FETÖÜYESİ OLMALARI NEDENİYLE FARKLI DOSYALARDA YARGILANMAKTADIRLAR. 

FETÖMensubu olan kişiler, 2011 yılındaki soruşturmada, arkadaşlarıma “Aziz Yıldırımı ver kurtul” dedikleri dava dosyalarına yansımıştır. Bu durum FETÖÖRGÜTÜNÜN özel bir husumet güttüğünü açıkça ortaya koymaktadır.Bize operasyon yapıldığı ilk andan itibaren süreci dikkatlice izlediğimizde ve o güne kadar dalgalar şeklinde toplumun aydınlarına, yurtseverlerine, askerine, üniversite hocalarına, iş adamlarına, siyasetçilerine yapılan sistematik operasyonları (ŞEMDİNLİ, VAN YÜZÜNCI YIL ÜNİVERSİTESİ, BALYOZ, ERGENEKON, ASKERİ CASUSLUK, ODA TV, MİTTIRLARI, 17-25 ARALIK, CÜBBELİ AHMET DAVASI vb) birlikte analiz ettiğimizde bu işin rutin bir yargısal faaliyet olmadığı, bana ve arkadaşlarıma yapılan operasyonun devletimizi, ülkemizi ve hükümetimizi de içine alan kapsamlı bir planın parçası olduğunu tespit ettim. 

Nitekim 14.02.2012 tarihinde Silivri Cezaevi yerleşkesi içindeki mahkemeye çıktığımız ilk gün, durumun vehametini anlatabilmek için NE ŞİKESİ MEMLEKET ELDEN GİDİYOR tespitimi kamuoyuyla paylaştım. Gerçekten de ben ve arkadaşlarım tutuklandıktan kısa bir süre sonra 07 Şubat 2012 tarihinde esasında Sayın Başbakan’ı hedefleyen operasyonun fitili ateşlendi ve MİTmüsteşarı sayın Hakan Fidan ile çalışma arkadaşları yine rutin bir yargısal süreç yürütülüyormuş izlenimi yaratılarak hedefe konuldu.  Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğanın durumu fark edip bu operasyonu püskürtmesi de FETÖPDY TERÖRÖRGÜTÜNÜ durdurmadı.

Böyle bir atmosferde adeta bizleri tutukluluk adı altınrehin alan örgüt mensupları 02.07.2012 tarihinde Suç örgütü kurduğumuz, şike ve teşvik primi verdiğimiz gerekçesiyle bana ve arkadaşlarıma cezavererek toplumu sindirmeye ve güç gösterisi yapmaya devam etmiştir. Ancak FETÖÖRGÜTÜ saldırdıkça bizlerin ve bize inanan Fenerbahçelilerin mücadele azmi de bir o kadar artmaya devam etmiştir. Bu örgüte karşı ilk kitlesel sokak direnişini Fenerbahçetaraftarları “……Fetullahın P….ri Yıldıramaz bizleri……” sloganları eşliğinde başlatmıştır.

Fenerbahçeli olmayan ancak yurt sever duruşları nedeniyle mücadelemizde bize destek olan pek çok insanda yanımızda durarak bize güç vermiştir.   Söz konusu örgüt, milli orduyu, üniversiteleri, rektörleri, öğretim üyelerine yönelik saldırılarından sonra bu seferde 17-25 ARALIK 2013 tarihleri arasında bizzat Bakanlar Kurulunu, aile üyelerini ve iş adamlarını hedef alan yeni bir operasyona başladı. Bu operasyonla birlikte FETÖPDY terörörgütünün devlet ve millet için ne kadar tehlikeli olabildiğini, bürokrasi içindeki yapılanmasıyla hükümeti devirecek güce eriştiğini tüm kamuoyuna göstermiştir. FETÖnün doğrudan hükümeti hedef alan bu girişiminden sonra ise 01 OCAK 2014’te Hatay Kırıkhan’da sonra da 19 Ocak 2014’te Adana’da MİTTIRLARI durdurularak TürkiyeCumhuriyeti Devleti adeta savaş suçu işliyormuş gibi kamuoyu yönlendirilmeye çalışılmıştır.

17 Ocak 2014 tarihinde ise Yargıtay 5. Cezadairesi, 2013716791 Esas - 2014/516 karar sayılı ilamı ile aleyhimizdeki hükmü onamıştır. Bir kısım arkadaşlarımız yönünden ise İstanbul 16. Ağır Cezamahkemesi tarafından verilen kararı bozmuştur.  Görüldüğü üzere FETÖPDY Terörörgütü pek çok koldan aynı anda hareket ederek toplumu yeniden dizayn etmeye ve TürkiyeCumhuriyeti Devletini ele geçirmek için saldırılarına duraksamadan devam etmiştir. FETÖPDY TERÖRÖRGÜTÜ SON OLARAK 15 TEMMUZ2016 DA DEMOKRASİMİZE VE MİLLİ İDAREYE KAST ETMİŞ, TÜRK MİLLETİNE KURŞUN SIKMIŞ, ÜZERİNE BOMBA YAĞDIRMIŞ, VATAN EVLATLARINI GÖZLERİNİ KIRPMADAN ÖLDÜRMÜŞ VE YARALAMIŞTIR. MİLLİ İRADENİN ÜSTÜNDE BİR GÜCÜ VE MİLLİ İRADEYE KAST EDEN BİR GÜCÜ KABUL ETMEMİZ MÜMKÜN DEĞİLDİR.

Bu davada, belirtilen bu hususların yok sayılarak bir yargılama yapılması TürkiyeCumhuriyeti Devletinin bekası için tarihsel nitelikte bir hata olacaktır.   Mahkemenizde görülmekte olan dava dosyasının FETÖPDY tarafından üretilen bir kumpas olduğu devlet kayıtlarına geçmiştir.  T.C. CUMHURBAŞKANLIĞI TARAFINDAN 2016 YILINDA HAZIRLANAN VE HALEN CUMHURBAŞKANLIĞI RESMİ İNTERNET ADRESİNDE (www.tccb.gov.tr) YAYINLANAN 10 SORU DA 15 TEMMUZDARBE GİRİŞİMİ VE FETULLAHÇI TERÖRÖRGÜTÜ RAPORUNDA DARBEYE GİDEN SÜRECİN NASIL BAŞLADIĞI kronolojik olarak izah edilmiştir. Mahkemeniz huzurunda görülen bu dava ise Cumhurbaşkanlığı raporunun 9. Sayfasında 2010 YILINDA ŞİKE DAVASI BAŞLIĞIYLA “FENERBAHÇEÜZERİNDEN FUTBOL SEKTÖRÜNÜ ELE GEÇİRME GİRİŞİMİ” Darbeye giden süreçlerden biri olarak tespit ve kabul edilmiştir. Raporda darbegiden süreçte kilometretaşı olan davalar şu şekilde sıralanmıştır.  

FETÖPDY Örgütünün ve bizzat örgüt lideri Fetullah Gülen’in huzurdaki davaya müdahale ettiği, davayı yönlendirdiği bir kısım itirafçı beyanlarında da yer almıştır. İtirafçı Dursun Ali Gündoğdu; Bu hususu Yargıtay 16. CezaDairesinde 2016/2 esas sayılı dava dosyası kapsamında 10.07.2017 ve 19.03.2018 tarihli ifadesinde açıkça itiraf etmiştir.

Ankara 4. Ağır CezaMahkemesinin 2016/238 esas 2018/128 sayılı kararında (FETÖÇATI DAVASI); Aziz Yıldırımve FenerbahçeSpor Kulübüne yönelik olarak 03.07.2011 tarihinde gerçekleştirilen operasyonun FETÖPDY terörörgütü mensuplarınca gerçekleştirilen bir kumpas olduğu gerekçeli kararın 921 ve devamı sayfalarında da izah edilmiştir.    

İstanbul 4. Ağır CezaMahkemesinin 2017/16 esas 2019/293 sayılı kararında ERGENEKON DAVASI); AZİZ YILDIRIM VE FENERBAHÇESPOR KULÜBÜNE YÖNELİK OLARAK 03.07.2011 TARİHİNDE GERÇEKLEŞTİRİLEN OPERASYONUN FETÖPDY TERÖRÖRGÜTÜ MENSUPLARINCA GERÇEKLEŞTİRİLEN BİR KUMPAS OLDUĞU GEREKÇELİ KARARIN 438 VE DEVAMI SAYFALARINDA DETAYLI BİR ŞEKİLDE İZAH EDİLMİŞTİR.    
Şikayetimiz üzerine başlatılan soruşturma kapsamında düzenlenen iddianame ile İstanbul 23. Ağır CezaMahkemesinde açılan 2016/62 esas sayılı dava dosyasında da, huzurdaki davanın FETÖPDY tarafından üretilen bir kumpas olduğu iddianamede ifade edilmiştir. 

İSTANBUL 13. AĞIR CEZAMAHKEMESİNİN 2014/147 ESAS 2015/212 SAYILI KARARI - ÖRGÜT KURMA VE YÖNETME SUÇLAMASINDAN TÜM SANIKLAR BERAAT ETMİŞTİR. Bu karar kesinleşmiştir. Bu da FETÖPDY’nin örgüt kurduğumuza ilişkin iddiasının gerçeği yansıtmadığını açıkça ortaya koymaktadır. 

Yukarıda belirttiğim ve 15 Temmuz2016 tarihli darbegirişiminden sonra ortaya çıkan gelişmeler, FETÖPDY TERÖRÖRGÜTÜNÜN özelikle yargı, emniyet, ordu, milli eğitim içinde uzun yıllardır yuvalandığı, bu kurumları tabiri caizse ele geçirdiği, bu kurumlara yerleştirdiği örgüt mensupları vasıtasıyla toplumu yeniden dizayn ettiği, kendisine hedef seçtiği kişileri asılsız ihbar mektupları, e-mailler vs yöntemlerle çeşitli soruşturmalara dahil ettikleri, pek çok soruşturma ve kovuşturmada ortaya çıkmıştır.  

BEN VE BİRLİKTE YARGILANDIĞIM ARKADAŞLARIM HAKKINDA FETÖPDY ÖRGÜTÜ MENSUPLARINCA BAŞLATILAN SORUŞTURMANIN VE KOVUŞTURMANIN HUKUKA AYKIRI OLDUĞU, KUMPAS NETİCESİNDE OLUŞTURULDUĞU BİR KEZ DAHA ORTAYA ÇIKMIŞTIR. NİTEKİM SORUŞTURMAYI BAŞLATAN ÖRGÜT MENSUBU SAVCILAR FİRAR ETMİŞ, MESLEKTEN İHRAÇ EDİLMİŞTİR. MAHKUMİYET KARARI VEREN KAPATILAN İSTANBUL 16. AĞIR CEZAMAHKEMESİ BAŞKAN VE ÜYELERİ DE MESLEKTEN İHRAÇ EDİLMİŞTİR. HEYETİN TÜM ÜYELERİ UZUNCA BİR SÜRE FİRARİ KALDIKTAN SONRA EMNİYET GÜÇLERİ TARAFINDAN SAKLANDIKLARI EVLERDE, BİR KISMI DA YURT DIŞINA KAÇMAK ÜZEREYKEN YAKALANMIŞ VE YARGI MERCİLERİNCE TUTUKLANMIŞLARDIR. 

Huzurdaki davanın soruşturma ve kovuşturma aşamalarıyla Yargıtay ONAMA sürecinde (2014 tarihli onama kararı) görev alan kişilerin tamamına yakını FETÖİLE İLTİSAKLI OLDUĞU GEREKÇESİYLE İHRAÇ EDİLMİŞ, ONAMA KARARINDA İMZASI OLAN ÜÇ YARGITAY ÜYESİ TUTUKLANMIŞ, BİR KISMI HALEN FİRARİ OLDUĞU İÇİN EMNİYET GÜÇLERİ TARAFINDAN ARANMAKTADIR.

BİZİM KAÇACAĞIMIZI, BU NEDENLE TUTUKLANMAMIZ GEREKTİĞİNE KARAR VEREN BU KİŞİLERİN KENDİLERİ ÜLKEDEN KAÇTILAR, BİR KISMI İSE KAÇMAK ÜZEREYKEN SINIR İLLERİNDE YAKALANDILAR. BUNLAR FETÖCÜ OLDUĞU İÇİN KAÇTI. FETÖCÜ DEĞİLLERSE BUGÜN BU ÜLKEYE GELECEKLER VE ADALETE HESAP VERECEKLER. OYSA BEN FETÖÖRGÜTÜ YARGI TEŞKİLATINI TÜMÜYLE ELE GEÇİRMİŞ OLMASINA VE YARGITAY HAKKIMDAKİ CEZAYI ONAYLAMIŞ OLMASINA RAĞMEN  TUTUKLANMAK ÜZERE ÖZEL UÇAK TUTARAK TÜRKİYE’YE DÖNDÜM. HAKKIMDAKİ HÜKÜM KESİNLEŞMİŞ OLSA DA SUÇSUZ OLDUĞUMA İNANIYORDUM. BU YÜZDEN YARGITAY ONAMA KARARINDAN SADECE 3 GÜN SONRA TÜRKİYE’YE DÖNDÜM. ONLAR İSE SUÇLU OLDUKLARINI BİLDİKLERİ İÇİN ADALETE GÜVENMEDİLER VE KAÇTILAR. ÇÜNKÜ SUÇLU OLDUKLARINI BİLİYORDULAR.

Önceki duruşmalarda belirttiğim gibi bu dava, hukuka aykırı delillere dayanılarak, olmayan sözde suç iddia edilerek açılmıştır. Bu örgüt milli ordumuza, vatanseverlere olduğu gibi bana ve arkadaşlarıma da özel bir husumet beslemiş ve kumpas kurmuştur. 15 Temmuzdarbesinden sonra ISPARTA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI tarafından yapılan bir soruşturma kapsamında ele geçirilen el yazılı notta yer alan
“……AZİZ YILDIRIM TABİKİ EHLİ İMANIN OLDUĞU YERDE HEP DÜŞMANLIK YAPTI….”
İfadelerinden FETÖPDY Terörörgütünün şahsımı, EHLİ İMANA KARŞIYMIŞ GİBİ LANSE ETTİĞİ, DİN DÜŞMANI GİBİ GÖSTERDİĞİ ve özel bir husumet beslediği açıkça görülmektedir.

Oysa aynı FETÖÖRGÜTÜ MENSUPLARI 2008 yılında beni İBDA-C üyesi olmak suçlamasıyla aylarca istihbari olarak dinlemişlerdir. Bu olay nedeniyle Ankara 4. Ağır cezamahkemesinin 2015/208 esas sayılı kamu davası açılmıştır. Sorumlular hakkında şikayetçi olarak davaya müdahil oldum.  

Bir yanda şahsımı din düşmanı gibi gösterip diğer yandan dini referanslarla hareket eden İBDA-C örgütüne mensupmuşum gibi hakkımda dinleme yapılmış olması FETÖPDY Terörörgütünün ne kadar tehlikeli bir yapı olduğunu, herkese her türlü iftirayı atabileceğini ortaya koymaktadır. Nitekim 15 Temmuzgünü yapılan saldırılar da bu örgütün ne kadar acımasız olduğunu tüm dünya görmüştür. Dolayısıyla fotoğraf bu kadar açık ve net olarak görülüyorken firari ve ihraç olmuş savcıların hazırladığı iddianamelere halen hukuki bir değer atfedilerek bizim sanık olarak yargılanmamız adalet duygusunu rencide ettiği kanaatindeyim. Bu davanın sürdürülmesi ve beraat dışından bir karar verilmesi sadece ve sadece FETÖPDY örgütünün işine yarar, onlara moral ve argüman verir. 

Dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı raporunda, pek çok önemli davanın gerekçeli kararında yer verildiği üzere huzurdaki dava, HAKKIMIZDA OLUŞTURULMUŞ BİR KUMPASTIR VE NİHAİ HEDEFİ TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ ELE GEÇİRMEK İSTEYEN BİR TERÖR ÖRGÜTÜNÜN, ÖRGÜTSEL FAALİYETİ NETİCESİNDE AÇILMIŞ DAVADIR.6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Yasa çıktıktan sonra bu suçlara ilişkin olarak açılan ve açılacak davaların hangi mahkemeler tarafından bakılacağı 6222 sayılı Kanunun 23. Maddesi gereğince; o zamanki HSYK tarafından ilan edilmiştir. Buna göre İstanbul’da 3. Asliye Cezamahkemesi, 6222 sayılı yasadan dolayı açılan davalara bakması gerekmekteydi. Hatta soruşturmayı yürüten savcıların hukuk ve kural tanımaz tavrını görünce 2011 yılında Cumhurbaşkanı olan Sn Abdullah GÜL’e mektup yazarak, meclisin çıkardığı kanuna savcıların uymadığını, HSYK tarafından belirlenen mahkemelerde yargılanmadığımızı, özel yetkili savcılığın veya mahkemenin bizi yargılamayacağını ifade ettim. Hatta Mehmet Berkin ifade esnasında benden daha ünlü birini alacağını, ifade ettiğini yazdım. Ancak o zaman ki Cumhurbaşkanı Sn Abdullah Gül, kendi onayladığı kanunun göz göre ihlal edilmesine ses çıkarmamıştır. Nitekim bu sürecin sonunda aynı örgüt tarafından tüm Türkiyenin gözü önünde 17-25 Aralık darbesi gerçekleştirilmiştir. 

BANA YÖNELTİLEN SUÇLARI İŞLEMEDİM. BU GERÇEK MAHKEMENİZCE DE TESPİT EDİLMİŞTİR VE BERAATİME KARAR VERİLMİŞTİR.  

2011 yılında SAVCILIKTA İFADE VERDİĞİM DE, DARAĞACINDA OLSAM BİLE SON SÖZÜM FENERBAHÇEOLACAKTIR, DEDİM. FENERBAHÇESEVDAM CEHENNEM DONANA KADAR SÜRECEKTİR. BEN HALEN AYNI NOKTADAYIM. AMA SUÇLAMADA BULUNAN KİŞİLER KAÇMAKTA VE İNLERİNDE SAKLANMAKTA, SAKLANDIKLARI İNLERİNDE KAFALARINI DIŞARI ÇIKARAMAMAKTADIRLAR.
ÖNEMLE TEKRAR İFADE EDERİM Kİ; BU DAVANIN AMACI, TOPLUMSAL KAOS YARATMAK, FUTBOL CAMİASINDA ETKİN OLMAK,  BÜYÜK VE YÜKSEK, ASİL FENERBAHÇEYİ YIPRATMAKTIR. ANCAK TÜRK TOPLUMU VAR OLDUKÇA FENERBAHÇEHEP VAR OLACAK, ŞEREFLİ MAZİSİ İLE YAŞAMAYA DEVAM EDECEKTİR.

Tüm bu değerlendirmeler ve gelişmeler dikkate alınarak FETÖKUMPASI SONUCU AÇILAN HUZURDAKİ DAVA DOSYASINDAN BENİM VE ARKADAŞLARIMIN YENİDEN BERAATİNE KARAR VERİLMESİNİ arz ve talep ederim.Saygılarımla,

AZİZ YILDIRIM

0
0
0
0
0
0
0
👍
👎
😍
😥
😱
😂
😡