1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Başkan Erdoğan'dan ABD'ye teslim çağrısı

Başkan Erdoğan'dan ABD'ye teslim çağrısı

TRT ortak yayınında açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "Mazlum denilen kod adlı kırmızı bültenle aranan terörist. Amerika'nın bu adamı bize teslim etmesi lazım." ifadelerini kullandı. Erdoğan ABD'ye yapacağı ziyaretle ilgili ise, "13 Kasım'da ABD'ye giderken mektubu da götüreceğim" dedi.

 Dolmabahçe Ofisi'nde gerçekleştirilen yayında  gündemi değerlendiren Başkan Erdoğan "Mazlum denilen kod adlı kırmızı bültenle aranan terörist. Amerika'nın bu adamı bize teslim etmesi lazım." ifadelerini kullandı. Erdoğan ABD'ye yapacağı ziyaretle ilgili ise, "13 Kasım'da ABD'ye giderken mektubu da götüreceğim" dedi.

ABD ve Rusya ile yapılan mutabakatlara ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, Türkiye'nin bölgede belirleyici güç olmasının ilk defa ispatının vücut eylediğini söyledi.

Erdoğan, Barış Pınarı Harekatı başlamadan önce Amerika, Rusya, Batı ve İran ile görüşüldüğünü, çalışmalar yapıldığını vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Bu çalışmaları yürütürken öbür taraftan BM Genel Sekreteri, Dışişleri Bakanımız tarafından bilgilendirildi. AB ülkeleri içinde Almanya, Fransa İngiltere ile diyaloglar oluştu. İslam dünyası ile diyaloglar oluşturuldu. Pakistan, Malezya gibi ülkelerle diyaloglarımız oldu. Tüm dünyaya ve tüm BM ülkelerine ulaşmak mümkün değil, ama NATO Genel Sekreteri ile görüşmemizi burada yapma imkanımız oldu. Onları da bilgilendirdik. Kendisine sorulduğunda objektif bir bakışla bütün olup bitenleri o da dünyaya anlattı. Amerika ve Rusya'nın bu süreçte önemi biraz da şuradan geliyor, şimdi şunu sorabilirsiniz? Diyebilirsiniz ki 10 bin kilometre uzaktaki Amerika'nın burada ne işi var? Koalisyon güçlerinin burayla herhangi bir sınırı yok. Almanya, Fransa, İngiltere onların burada ne işi var? Türkiye'nin 911 kilometre sınırı var ve bu sınırı sebebiyle sürekli taciz ediliyoruz. İnsanlarımız şehit oluyor, yaralanıyor. Bunları 8,5 yıldır yaşıyoruz. Öbür tarafa bakıyorsunuz sadece Irak'a sınırı var. İki ülke burada söz konusu, Türkiye ve Irak. Başka hiçbir ülkenin sınırı yok. Fakat bir anlaşmamız mı var? Türkiye buraya davet mi edildi de buraya geliyor? Evet bizim bir Adana Mutabakatımız var. Buna dayanarak bir de böyle adım attık. Çift dikiş gidiyoruz, hem tacizler, öbür taraftan da Adana Mutabakatı. Bütün bunlarla beraber bir de karşımızda uluslararası camianın terörle mücadele diye bir sorunu yok mu? Biz hangi uluslararası toplantıya gitsek başlıklardan bir tanesi terörle mücadeledir. Hep bu aranır. Fakat şimdi işe bir kılıf giydirildi. Kılıf şu, DEAŞ. Burada sadece DEAŞ yok ki. DEAŞ ile göğüs göğüse mücadele veren Türkiye. Bunu biz Elbab'da verdik. 3 bini aşkın DEAŞ'lıyı derdest ettik. Bunun yanında bir de AB'nin terör örgütü olarak kabul ettiği PKK var. PKK'nın kolları PYD/YPG var. Bunları hala terör örgütü olarak kabul edilim mi etmeyelim mi bunun tartışmasını yapıyorlar. Burada işin en acı yanı bizim NATO'da stratejik ortağımız Amerika'dan 30 bini aşkın tır silah, mühimmat, zırhlı araç onlarla beraber Irak üzerinden Suriye'ye girdi. Bütün bunlar terör örgütlerine teslim edildi. Bunları Sayın Başkana izah ettim. Kendisine anlattım. Hatta ilk anlatmam Hamburg'taki G-20 Zirvesi'ndedir. O zaman bin 250 tır gelmişti. Kendisine bunu anlattığımda, nasıl olur, böyle bir şey olamaz.' demişlerdi. Sonra orada dar kapsamlı bir toplantı yaptık. Bir ortağımızın böyle bir şey yapması, böyle bir şey ile karşı karşıya kalmamız bizi üzüyor. Niye? Sen benim ortağımsın."

"ABD MAZLUM KOBANİ'Yİ BİZE TESLİM ETMELİ"

NATO'nun 1. maddesine dikkati çeken Erdoğan, "Bizim birbirimizi herhangi bir saldırıya karşı koruma görevimiz var. Şimdi iş öyle bir duruma geldi ki bu iş terör örgütünün başında olanlarla Almanya, Fransa görüşme yapıyor. Öbür tarafta Amerikalı yetkililer, senatörler görüşme yapıyorlar. Biz de 'Bu ne haldir? diyoruz. Bir taraftan teröre karşı olmayı konuşuyoruz, bir taraftan da ne yazık ki sizler kapınızı açıp onlarla masaya oturuyorsunuz. Hatta onların size gönderdiği mektubu kendi mektubunuza ek yapıp, bize gönderiyorsunuz, bunları hep konuştuk. Ancak bizim Bay Kemal, tabi her şeyi kalkıp ona anlatacak halimiz yok. Kendine göre meydan okuyor falan filan. Biz bunları Trump'ın kendisine bizzat anlattık. Dedik ki böyle böyle. Biz şu anda size kırgınız, çünkü bir teröristle böyle bir mektup alışverişinde bulunuyorsunuz ve o mektubu kendi mektubunuza ek yapıp bize gönderiyorsunuz. Hiçbir şey diyemedi. Zaman zaman böyle görüşmeler yapıyoruz. Aldığınız neticeyi de söyler misiniz dedim? Aldıkları bir netice yok. Aldılar neticeyi, Nerede aldılar? Kenya'da. Ne yaptılar o zaman Apo'yu bize teslim ettiler. Yaptıkları hayırlı iş bu, ama şimdi Mazlum denen kod adlı burası çok ilginç, kırmızı bültenle aranan bir terörist. Bu ne demektir? Aramızda ABD ile suçluların iadesi anlaşması vardı. Amerika'nın bu adamı bize teslim etmesi lazım. Çünkü kırmızı bülten ile aranmanın gereği budur. Adalet Bakanıma da söyledim, zannederim onlar da yazışmaları yapacaklar, isteyecekler. Vermesi lazım bize. Böyle bir çalışmanın gayreti içindeyiz." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 9 Ekim'de harekatı başlattıklarını aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Baktık ki eş, dost, ahbap bunlardan hiçbir şey olmayacak, artık biz kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz deyip, bütün adımları attık. Zaten bütün hazırlıklar tamamdı. Sınır boylarına tamamıyla yerleşmiştik. İsmi bile öyle yolda giderken hatırlamadık. Hep birlikte istişaremizi yaptık. Biz hazırlanan terör koridorunu neye çevirdik? Barış Pınarı Harekatının olduğu koridora çevirdik. Buralarda bakın ilginç isimler var. Örneğin Rasulayn, Ayn-El Arab, gözeler, yani pınarlar var. Ondan dolayı bu işe Barış Pınarı dedik, ismin hikayesi bu. Pınarlar orada bol olduğu için Barış Pınarı Harekatı olsun dedik. Barış Pınarı Harekatı da böylece başlamış oldu. Bizim için önem arz eden Tel-Abyad ile Rasulayn'dır. Burada 120 kilometrelik mesafe var. Ama derinlik 32 kilometre bu alanı süratle kontrol altına aldık. Burayı kontrol altına aldıktan sonra burada yaşayan halk bir rahatlama, huzur imkanını yakaladı. Bunun doğusuna geçtiğimiz zaman bu da Irak sınırına kadar giden bölgedir. Burada da 10 kilometrelik derinlikler var. "

Bölge temizlendikten sonra atılacak adımlar hakkında bilgi veren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Burası da teröristlerden temizlendikten sonra atılacak adım, bundan sonra bu bölgeye bizdeki malum şu anda 3 milyon 650 bin mülteci var. Bunların tamamına yakını Arap'tır. Diğerleri bunun dışında. Aramiler, Keldaniler ve Ezidiler var ama bir de Ayn El Arab'ta Kürtçe adıyla Kobani. Kobani'den de 350 bin kişi Obama zamanından beri Türkiye'dedir. Onların bakımını ve her şeyini biz temin ediyoruz. Diyorlar ya 'Kürtler aşağı, Kürtler yukarı.' Sürekli söyledikleri. Biz Kürtlere düşman değiliz, Kürtler kardeşimiz. Onlarla alıp vermediğimiz yok. Bizim derdimiz bu teröristlerle. Şimdi bakıyorsunuz Batılılar, 'Kürtler şöyle kaçtı, böyle kaçtı...' Hiç alakası yok. "

"MÜNBİÇ'İ 1,5 YILDA BOŞALTAMADILAR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "PKK çekilmezse TSK 30 kilometre kadar derinliğe inip müdahale edecek mi? sorusuna ise şu yanıtı verdi:

"Özellikle o 10 kilometre denilen olay Tel Abyad'dan batıya diğer taraftan da Resulayn'dan doğuya. Oradaki 10 kilometrelik bölge var. Burayı biz halledemezsek ondan sonra burayı Türk ordusu halletsin. Onun sözünü aldık. O da bu kaydın içinde var. Biz şu anda bir haftayı bekliyoruz. Bir haftalık süreç ki 150 saattir. 150 saatten sonraki süreç bizim müşterek devriye güçlerimizin bu bölgede gezeceği dönemdir. Ondan sonra devriye başlıyor. Her iki tarafta da batıda da doğuda da bunu yapacağız. Burada bir güzellik var. Ayn El Arab'da ABD'liler diyor ki 'Buraya girmeyin, Ruslar da diyor ki girin'. Bizim böyle de bir durumumuz var. Biz gelişmelere göre kararımızı vereceğiz. Orada bir de malum Münbiç var. 'Münbiç'i 90 günde boşaltacağız.' demişlerdi. '90 günde boşaltacağız.' diyenler ABD, maalesef başaramadı. O günden bugüne 1,5 yıl geçti. Münbiç kimlerin? Bu teröristlerin mi? Münbiç yüzde 85-90'ı ile Arapların. Buradaki insanlar bu teröristlerden kaçarak evlerinden topraklarından oldular. Bunların tekrar topraklarına dönmesini sağlamalarını istiyoruz. Münbiç'in kuzeydoğusunda 5x19 böyle bir alanı biz Münbiç'in korunması için talep ettik. Bu konuda da Ruslarla mutabık kaldık. Dolayısıyla Münbiç'le alakalı, buranın stratejik özelliği var. Bizim açımızdan da... Aşiretler diyor ki 'Ne olur gelin'. Bunu Putin'e söyledim, o da hak verdi. 5x19 böyle bir durumda orada adeta gözetleme kulesi gibi bir imkanı elde etmiş olduk. Bu Ayn El Arab'a ve Münbiç'e de Türk orduları olarak bir gözetim, kontrol durumumuz olacak. En önemlisi de Tel Abyad'dan Cerablus'a doğru bizim sınırla Suriye tarafında 10 kilometre derinliğinde bir barış koridorunu açmış olduk."

Görüşmeler hakkında bilgiler veren Erdoğan, "Hatta Putin'le ikili görüşmemi ayrıca Putin'in özel görüşmelerini yaptığı bir teras. Oraya çıktık ve samimi bir havada görüşmemize devam ettik. Bu arada arkadaşlar da yine savunma, dışişleri bakanları ve istihbarat başkanları hepsi, onlar da çalışmalarını yürüttüler. Hazırlıkları bitirene biz tekrar indik, heyetler arası görüşmelerle biz metni 10 maddeyi gözden geçirerek nihai kararı verdik. Böyle kolay olmadı bunlar. Bakıyorsunuz anlaşamıyorlar. Anlaşamayınca işi noktalayacak olan yine biz oluyoruz." dedi.

"MEKTUBU DA YANIMIZDA GÖTÜRECEĞİZ"

Erdoğan, 13 Kasım'da ABD'ye yapması öngörülen ziyaret ve ABD Başkanı Trump'ın tutumuyla alakalı ise şunları söyledi:

"Trump benimle olan münasebetlerinde samimi. Bugüne kadar mümkün olduğunca dürüst davrandı. Tabii paylaşamadığım yanları yok değil. Var. Örneğin, kapak yazısıyla ek olarak o teröristin ona gönderdiği mektubu bana göndermesi. Bizim kendisiyle yaptığımız telefon görüşmesinde kendisine, 'ABD gibi bir devletin başkanına bir teröristin mektubunu kendi kapak yazısına ek yapması hiç uygun düşmemiştir. Bu tavrı kınıyorum.' dedim. Ayın 13'ünde tabii ki bu davete icabet edeceğiz. Bir heyet olarak giderek oradaki görüşmelerimizi yapacağız. Bu mektubu da yanımızda götürüp kendisine göstereceğiz. 'Bakın böyle bir mektubu gönderdiniz.' diyeceğiz.

Benim Putin'e de söylediğim bir şey var. Ben bir teröristle masaya oturmam. Herhangi bir terör örgütünün başında olanı aracı olarak asla kabul etmem. Benim bugüne kadar okuduğum, bildiğim, öğrendiğim şudur; savaş hukukunda devletler arasında savaş olur. Dolayısıyla burada da siz bir terör örgütünün başıyla oturup müzakere etmezsiniz. Ama devletler arasında oturur bu tür müzakereleri yaparsınız."
Trump'ın Pence ve Pompeo'yu gönderdiğini anımsatan Erdoğan, "Bir heyet olarak onları gönderdi. Bu heyet geldi, bunlarla arkadaşlarımız, ben oturduk konuştuk. 13 maddeyi onlarla bağladık. Hiçbir yerde terör örgütüyle müzakere, anlaşma ifadesi geçmez. Ne geçer? Amerika ile Türkiye Cumhuriyeti şu şu konularda anlaşmaya varmışlardır. Niye? Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti kalkıp da bir terör örgütüyle masaya oturacak kadar alçalmamıştır. Böyle biz zillete düşmemiştir. Amerika ile anlaşmayı bu şekilde yaptık. Şimdi de onun uygulaması dedik, oraya da gün koymadık dikkat edin gün koymadık. 120 saat dedik. 120 saat doldu. Ondan sonra da Rusya ile yaptığımız anlaşmanın süreci başladı. O da 150 saat, şimdi de o devam ediyor." değerlendirmelerinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma bakanları NATO toplantısında Türkiye ve ABD savunma bakanlarının görüşeceğini belirterek, şöyle devam etti:

"Daha sonra da biz 13'ünde Amerika seyahatini gerçekleştireceğiz. Birçok konuda, yaptırımlar vesaire konuşuluyor. Şimdi tabii bu attığımız adımdan sonra 'Biz terör örgütünden ve teröristlerden temizledik.' yazılı metin tarafımıza gönderildi. Böylece şu anda da yaptırımların kaldırıldığını Trump açıkladı. 13'ünde Amerika'ya gitmemize mani bir hal kalmadı. Gideceğiz, daha önceki samimi tablolarımızı inşallah aynen gerçekleştireceğiz. Bu pozitif hava içerisinde temennim o ki Suriye'deki bu ağır silahların süratle temizlenmesi veya silahların Türkiye'ye terki. NATO'da beraberiz. Silahları bize versinler. En azından bunun adımını atarız. Yabancıya gitmemiş olur."

"Biz inşa ve ihyaya geldik, yıkmaya değil" diyen Erdoğan şu şekilde konuştu:

"Suriye'deki ağır silahların, silahların süratle temizlenmesi veya bunların Türkiye'ye terki. NATO'da beraberiz ya. Silahları bize versinler."

"ÜÇLÜ DAYANIŞMA OLMASAYDI İDLİB KAN GÖLÜNE DÖNERDİ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan,"(Türkiye-Rusya-İran) Üçlü dayanışmamız olmamış olsaydı, İdlib adeta kan gölüne dönerdi." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti:

"(DEAŞ'lılar) Az sayıda da olsa maalesef Türk de var. Bunların hepsinin yargılaması cezaevinde de olabilir veya diyelim ki Türkler ülkemize getirilir burada yargılanır. Bunlar içinde kadınlar, çocuklar var. Bunların üzerinde de hassasiyetle duruyoruz."

"Terörü kaynağında kurutma kararlılığımız var. Terörü beslersen bir gün de gelir senin gözünü oyar." ifadelerini kullanan Erdoğan şunu söyledi:

"Gün ola harman ola, yarın bu terör senin de canını yakar. Biz istiyoruz ki kimsenin başına böyle bir bela gelmesin."

"ARAP BİRLİĞİ, İSLAM DÜNYASININ HİÇBİR MESELESİNE CEVAP ÜRETEMEMİŞTİR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Arap Birliği, İslam dünyasının hiçbir meselesine cevap üretememiştir." değerlendirmesini paylaşan Erdoğan sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Tüm İslam dünyasına sesleniyorum; Tayyip Erdoğan ve bizim siyasi hareketimiz ne bölgesel milliyetçilik ne kavmiyetçilik yapar."

"AVRUPA'NIN KAPILARINI AÇARSAK CİDDİ ORANDA GİDİŞ OLUR"

"Avrupa'nın kapılarını açarsak ciddi oranda gidiş olur diye düşünüyorum"
Erdoğan, "Bizim terörden temizleyeceğimiz bölgede imar çalışmalarına hala bekliyoruz destek verecekler mi? 'Tamam biz veriyoruz' diyeni daha görmedik." dedi.

Türkiye'deki Suriyeliler hakkında konuşan Erdoğan, "Avrupa'nın kapılarını açarsak çok ciddi bir oranda gidiş olur diye düşünüyorum." şeklinde konuştu.

640xauto.jpg

"MİLLETİME HESABI MERKEZ BANKASI MI ÖDEYECEK?"

Erdoğan, "Merkez Bankası bağımsızdır derken, milletime hesabı Merkez Bankası mı ödeyecek, sandığa Merkez Bankası'nın başkanı mı gidiyor? Hesabı biz veriyoruz." ifadelerini kullandı.

Faiz oranları hakkında konuşan Erdoğan, "Tek haneliye geçtiğimiz anda çok daha seri olarak enflasyonda da ciddi manada düşüşü hep beraber göreceğiz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İHA ve SİHA'lar hakkında açıklamalarda bulundu.

Erdoğan, "Özellikle insansız hava araçlarımız, silahlı insansız hava araçlarımız, bunların yerli ve milli olması bizi ciddi manada rahatlattı." değerlendirmesinde bulundu.

"İKİ MUTABAKATI YAPTIK, TERÖR KORİDORUNA BALYOZU İNDİRDİK"

Erdoğan, "Bu millet her şeyden önce aziz bir millettir, bu birlik sayesinde bu iki mutabakatı yaptık, terör koridoruna da bu sayede balyozu indirdik." şeklinde konuştu.

Erdoğan, "TSK'nın 7 şehidi var, 95 askerimiz yaralı. Suriye Milli Ordusu'nun 96 şehidi, 374 yaralısı var. 20 sivil şehidimiz, 187 sivil yaralımız var." bilgisini paylaştı.

 

HABERE YORUM KAT