1. HABERLER

  2. DİN

  3. Cuma Hutbesi 10 Kasım 2017 | Diyanet İşleri Başkanlığı

Cuma Hutbesi 10 Kasım 2017 | Diyanet İşleri Başkanlığı

Bu haftaki Cuma Hutbesinin konusu ne? 10 Kasım 2017 Cuma Hutbesini sitemizden bulup okuyabilirsiniz. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafıdan her hafta yayımlanan cuma hutbesini sizlerle Paylaşıyoruz. 10.11.2017 Cuma hutbesini okumak isteyen mümin dostlarımız

Cuma Hutbesi 10 Kasım 2017 | Diyanet İşleri Başkanlığı

10 Kasım 2017 Cuma Hutbesi - Diyanet işleri başkanlığı tarafından her hafta yayımlanan Cuma Hutbesini haber sitemiz bolgegundem.com'dan bulabilirsiniz.  10 Kasım 2017 Cuma hutbesini okumak isteyenler için her hafta olduğu gibi bu haftada Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlan Cuma Hutbesini sizler için araştırdık. 10 Kasım 2017 Türkiye Geneli Cuma Hutbesi burada. Bu hafta'nın Cuma Hutbesi'nin konusu nedir?

10 KASIM 2017 CUMA HUTBESİ

ÖRNEK İNSAN: MÜMİN
Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!
Yüce Rabbimiz, okuduğum âyet-i kerimede şöyle
buyuruyor: “Mümin erkekler ve mümin kadınlar
birbirlerine dostturlar. İyiliği emreder, kötülükten
alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler.
Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah
merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç
sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”1
Peygamberimiz (s.a.s), bir gün sahabeye
“Hanginizin iyi, hanginizin kötü insan olduğunu size
haber vereyim mi?” diye sordu ve ardından şöyle
buyurdu: “İyi olanınız, kendisinden herkesin hayır
umduğu ve şerrinden emin olduğu kimsedir. Kötü
olanınız ise kendisinden hiç kimsenin hayır
ummadığı ve şerrinden emin olmadığı kimsedir.”
2
Değerli Kardeşlerim!
Peygamber Efendimiz (s.a.s.), iyi bir müminin,
örnek bir insanın nasıl olması gerektiğini sözleri ve
yaşantısıyla bizlere göstermiştir. Geliniz bugünkü
hutbemizde Muhammedü’l-Emin olan Peygamberimizin
ortaya koyduğu örnek bir müminin özelliklerine
beraberce kulak verelim. Bizlere bu dünyada huzur ve
mutluluğu, ahirette ise ebedi kurtuluşu kazandıracak
güzel hasletleri hep birlikte yeniden hatırlayalım.
Kardeşlerim!
Resûlullah (s.a.s)’in dilinde mümin, her şeyden
önce teslimiyet ve sadakat sahibidir. O, tıpkı altın gibi
değerlidir.3
 Hayatı boyunca İbrahimî bir duruş sergiler
ve vakarını korur. Her şart ve durumda
“Allah’a aidiz ve O’na döneceğiz.” diyerek imanından,
değerlerinden asla taviz vermez. Kur’an-ı Kerim’in ve
sünnet-i seniyyenin rehberliğini terk etmez, sırat-ı
müstakimden yüz çevirmez.
Resul-i Ekrem (s.a.s)’in dilinde mümin bal arısı
gibidir. Bal arısı gibi hep güzel, temiz, helal şeyler yer,
hep güzel şeyler üretir. Kimseyi kırıp incitmez.4 Onun
gönlünde kötüye değil iyiye, zararlıya değil faydalıya,
olumsuza değil olumluya yer vardır.
Kıymetli Müminler!
Peygamberimizin ifadesiyle hurma ağacı gibidir
mümin.5 Her daim imanından aldığı kuvvetle canlılığını,
diriliğini korur. Yaratılış gayesini unutmadan insanlığa
yararlı olur.
Mümin, türlü musibetlerle imtihan edilse de
yıkılmaz, ayakta kalır.
6 Bilir ki kula düşen, imtihan ve
musibetleri Eyüp misali sabır, metanet ve vakarla
kabullenmektir. Yüce Allah’tan gelene “lütfun da hoş,
kahrın da hoş” diyebilmektir.
Aziz Müminler!
Müminin hayatında hüzne ve ümitsizliğe yer
yoktur. O, “Üzülme! Allah bizimle
beraberdir”7
âyetine gönülden inanır. Bilir ki herkesin
onu terk ettiği anda kendisini terk etmeyen, ona ümit ve
çare olan bir mevlası vardır.
Elinden ve dilinden insanların güvende olduğu
kişidir mümin.8
“Aldatan bizden
değildir.”9 hadisi gereği aldatmaktan ve aldanmaktan
Allah’a sığınır. Müminin dilinden kötü ve yalan sözler,
onur kırıcı ve gönül yaralayıcı ifadeler dökülmez. O,
ötekileştirici değil birleştiricidir; nefret ettirici değil
müjdeleyicidir. Her bir sözünün, her bir işinin bir gün
mutlaka hesabını vereceğinin bilincindedir.
Aziz Kardeşlerim!
Peygamberimiz (s.a.s)’in dilinde feraset, basiret ve
itidal sahibidir mümin. Hayata ve olaylara tefekkür,
hikmet ve ibret nazarıyla bakar. “Mümin, bir delikten
iki defa ısırılmaz.”10 Bile bile hataya düşmez.
İnancının, duygu ve düşüncelerinin istismar edilmesine
izin vermez. Gönlünü, zihnini başkalarına esir etmez.
“Kalbinde zerre miktarı kibir bulunan kişi
cennete giremez.”11 hadisinin bilinciyle mütevazi
kişidir mümin. Yaratılanı sırf Yaratan’dan ötürü sever.
Bilir ki insanlarla dost olmayan ve kendisiyle dostluk
kurulamayanda hayır yoktur.12 Onun davranışları şefkat,
merhamet, samimiyet, ülfet ve muhabbetle örülüdür.
Ve nihayet mümin, güzel koku satan attar gibidir.13
İnsanlara ahlâk, âdâb, erdem takdim eder. Zihinlerde
hep olumlu yer edinir. Gönüllerde hep hoş sada bırakır.
Kardeşlerim!
Ne mutlu Peygamberimiz (s.a.s)’in bu övgülerine
mazhar olanlara! Ne mutlu yaratılış hikmetine sarılarak
Yüce Allah’ın rızasına ulaşanlara! Ne mutlu fâni âlemi
bâki bir hazineye dönüştürenlere!

1 Tevbe, 9/71.
2 Tirmizî, Fiten, 76; Ahmed b. Hanbel, II, 268.
3 Ahmed b. Hanbel, II, 199.
4 Ahmed b. Hanbel, II, 199.
5 Buhârî, Edeb, 89.
6 Buhârî, Tevhid, 31.
7 Tevbe, 9/40.
8 Buhârî, Îmân, 4.
9 Müslim, Îmân, 164.
10Buhârî, Edeb, 83.
11 Müslim, Îmân, 147.
12 Ahmed b. Hanbel, II, 400.
13 Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebir, XII, 319.
Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

3 Kasım 2017 Cuma Hutbesi | Diyanet İşleri Başkanlığı

GEÇEN HAFTANIN CUMA HUTBESİ

SÜNNET: NEBEVİ KILAVUZ
Aziz Müminler!
Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle
buyuruyor: “(Resûlüm!) De ki: ‘Eğer Allah’ı
seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve
günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayandır, çok
merhamet edendir.’ ”1
Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamberimiz
(s.a.s) şöyle buyuruyor: “Size iki şey bırakıyorum.
Onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla
şaşırmazsınız: Bunlar, Allah’ın Kitabı ve
Peygamberinin sünnetidir.”2
Değerli Kardeşlerim!
İman edilmesi gereken esaslardan biri de
peygamberlere imandır. Müminler olarak bizler, Âdem
(a.s.)’dan Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa
(s.a.s)’e kadar gönderilen bütün peygamberleri tasdik
ederiz. Peygamberimize ve onun tebliğ ettiği hususların
tamamına inanırız. İmanımızın sözlü bir ifadesi olan
kelime-i şehadette ve kelime-i tevhitte bu inancımızı
gönülden dile getiririz. Biliriz ve iman ederiz ki
Peygamberimize iman olmadan tevhit inancı olmaz.
Peygamberimizi herkesten ve her şeyden daha çok
sevmedikçe kâmil manada mümin olunamaz. Biliriz ve
iman ederiz ki onun sahih sünnetine tabi olmadan gerçek
anlamda İslam dini yaşanamaz.
Aziz Kardeşlerim!
Bizler, Yüce dinimiz İslam’ı iki ana kaynaktan
öğreniriz. Birincisi hidayet rehberimiz olan Kur’an-ı
Kerim’dir. İkincisi ise Resûlullah Efendimiz (s.a.s)’in
çağlara ışık tutan sünnet-i seniyyesidir. Nasıl ki
peygambere iman olmadan Allah’a imanın bir geçerliliği
yoksa Peygamberimizin örnek hayatı, sireti, sahih
sünneti ve hadisleri olmadan da Kur’an-ı Kerim’i doğru
anlamak ve yaşanan bir hayata dönüştürmek mümkün
değildir. Zira Kur’an-ı Kerim, Peygamberimize
indirilmiş, O’nunla anlaşılmış ve O’nun örnekliğinde
hayata yansıtılmıştır.
Kardeşlerim!
Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de,
“Ey İman edenler!
Allah’a ve Resûlüne iman edin…”3 buyurarak
kendisiyle birlikte Resûlüne inanmayı emretmiştir.
“Ey İman edenler!
Allah’a ve Resûlüne itaat edin…”4 buyurarak
kendisine itaatle birlikte Resûlüne tabi olmayı da
emretmiştir. Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de ifade
edildiği üzere Peygamber Efendimize uymak Allah’ı
sevmekle doğrudan ilgili ve irtibatlıdır. Bu itibarla,
Peygamber Efendimize hürmet göstermeyen bir inanç,
kişiyi ne mümin kılar, ne de Müslüman.
Aziz Müminler!
Peygamberimiz, bütün insanlığa gönderilmiş
rahmet ve hidayet kaynağıdır. O, bize varoluşumuzun
gayesini haber vermiştir. Allah’a, doğru ve hakkıyla
ibadet etmenin, O’nun rızasını kazanmanın yolunu
öğretmiştir. O, bizleri özüyle ve sözüyle fazilet ve
erdeme davet etmiştir.
Şu bir gerçektir ki; dünya ve ahiret saadeti
hedefleyen her mümin, Peygamberimiz (s.a.s)’in sahih
sünnetine tabi olmak durumundadır. Gerçek anlamda
sünnete tabi olmaksa, öncelikle Kur’an-ı Kerim’i
Peygamberimizin tebliğ ettiği şekilde doğru anlayıp
hayatımıza yansıtmaktan geçer. Sünnete uymak
müminleri engin bir gönle, derin bir ufka, yüce bir ruha,
erdemli bir karaktere ulaştırır. Sünnete tabi olmak,
cehalet ve tembelliğin, kin ve nefretin, şiddet ve
tefrikanın karşısında dimdik durmaktır. Gelecek nesillere
daha yaşanılabilir bir dünya bırakmak için her daim yüce
ideallerin peşinden koşmaktır. Sünnete tabi olmak,
Peygamber Efendimiz gibi feraset ve basireti, sadakat ve
güvenilirliği, sabrı ve metaneti, şefkat ve merhameti,
saygı ve sevgiyi, dahası ahlakı kuşanmaktır.
Aziz Kardeşlerim!
Resûlullah Efendimiz (s.a.s)’in örnek hayatını
bizlere aktaran sünneti ve hadisleri bütün müminlerin
ortak mirasıdır. Peygamberimize gönülden muhabbet
besleyen, O’nun örnekliğini benimseyen, yolundan
yürüyen her bir mümin, sünnet ehlidir. Hiçbir kimse ya
da zümrenin, kendisini sünnetin tek hamisi olarak
görmeye hakkı yoktur. Aynı şekilde sünneti
itibarsızlaştırmaya ve devre dışı bırakmaya yönelik
anlayış ve gayretler de beyhude birer çabadan ibarettir.
Unutulmamalıdır ki Allah Resûlü (s.a.s)’in sünnet-i
seniyyesi üzerinden ötekileştirici, ayrıştırıcı bir takım
söylemler; kardeşliğimizi, muhabbetimizi, birlik ve
beraberliğimizi zedeleyecektir.
Ne mutlu Allah ve O’nun Peygamberi Hz.
Muhammed Mustafa (s.a.s)’in yolundan gidenlere! Ne
mutlu Allah’ın Kitabına ve O’nun Peygamberinin
sünnetine ittiba edenlere!
Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Allah’ın
Resûlü! Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Allah’ın
Habibi!
Kardeşlerim!
Dün milletimizin bekası ve huzuru için canlarını
feda eden aziz şehitlerimize Cenab-ı Haktan rahmet
niyaz ediyor, yakınlarına ve milletimize sabır ve baş
sağlığı diliyorum. Yüce Rabbimiz, şehitlerimizin
uğrunda canlarını verdikleri değerlerimizden bizleri asla 

Cuma; cem olmak, toplanmak manalarına gelir Cuma günü, Müslümanlar için çok önemli bir gündür.Bu günde Müslümanlar camide toplanıp birlikte Cuma namazını kılarlar Topluca yapılan bu ibadet, o günü bayram günü değerine yükseltir. Bu sebeble Cuma gününe Seyyidü'l-eyyam, yani, günlerin itibarlısı,efendisi de denir.Bütün hayırlı işlerin Cuma günü meydana geldiği; tarih boyunca pek çok kudsî hâdiselerin hep Cuma günü zuhur ettiği rivayet edilir.

3 Kasım 2017 Cuma Hutbesi | Diyanet İşleri Başkanlığı

CUMA GÜNÜ NASIL GEÇİRİLMELİ? HANGİ İBADETLER YAPILMALI

Cuma Namazı

Cuma namazı her Müslüman erkeğe farz kılınmıştır. Allahu Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’de Cuma namazını şöyle müjdelemiştir;

“Ey iman edenler! Cuma günü (ezanla) namaz için çağrıldığınız zaman, derhal Allah’ın zikrine gidin. Alışverişi (işi gücü) bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. O namaz kılınınca da yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan (nasibinizi) arayın. Allah’ı çok zikredin ki (dünya ve ahirette) umduğunuza kavuşasınız (kurtuluşa eresiniz).”

Gusül Abdesti Almak ve Cumaya Hazırlanmak

Müslüman inancında temizlik imandan gelir. Cuma namazına iştirak edecek her müminin de namazdan evvel bedensel temizliğini yerine getirmesi gerekmektedir. Cuma günü boy abdesti alarak güne başlamak çok faziletlidir. Sonrasında da güzel kıyafetler giymek, kokular sürünmek rivayete göre Peygamber Efendimizin de yerine getirdiği hayırlı amellerdendi. Peygamber Efendimiz, bu konuyla alakalı şöyle buyurmuştur;

“Cuma günü abdest alan mümin ne güzel iş yapmış olur, fakat o gün gusletmek daha faziletli ve sevaptır.” (Ebu Davud, Taharet 130, (354); Tirmizi, Salat 357, (497); Nesai, Cuma 9)

Dua Etmek

Müminin miracı olan dua kulu Allah’a yaklaştırır. Cumayı perşembeden karşılamak çok sevaptır. Mümin Perşembe günü ikindiden Cuma’ya kadar tefekkür hali içinde olmalı, kendini ve yaptıklarını hesaba çekmelidir.

Allahu Teâla Kur’an’da şöyle buyurmuştur;

“Cuma gününde bir saat vardır. Allah’ın kullarından bir Müslüman namazda iken Allah Teâlâ’dan niyaz ile bir şey isteyip duası o saate tesadüf ederse Allah Teâla Hazretleri o kimsenin dileğini verir.” (bk. Nevevi, el-Ezkar, 80; Buhari, Deavat,61)

Cuma Günü Okunabilecek Dualar;

"La ilahe illa ente ya hannanü ya mennanü ya bedias semavati vel erdi ya zel celali vel ikram" Bu duayı eder, Allah’tan dilerse Allah dilediğini verir.
Cuma günü akşam ezanına 45 dakika kala “Ya Meliki Muktedir sin Allah'ım bana yardım et" ismini (100) defa tekrarlayıp sonrada dileğinizi dileyin, sıkıntınız gider, huzur ve rahata erersiniz.
İmam-ı Gazali'ye göre Cuma günü bin kere Ya Allah diye okuyanlar evliyalar sınıfına katılırlar.
Yine Cuma günü namazdan önce yüz defa “Ya Allah, Ya Hu" diyen kimsenin hayırlı dileği gerçekleşir.
Cuma namazından sonra yüz defa “Ya Rahman" diyenler unutkanlıktan ve gafletten kurtuldukları gibi kalpleri de nurlanır.
Cuma namazından sonra yüz defa “Ya Gaffar" ism-i şerifini okuyanlar affa mağfirete mazhar olurlar
Cuma günü akşama doğru “Yâ Veliyy" ism-i şerifini okuyanların hayırlı dilekleri kabul olunur.
Cuma gecesi 1000 defa “Yâ Muhsî" ism-i şerifini okuyanın kıyamet gününde hesabı kolay olur.
Cuma günü 1000 defa “Yâ Vâlî" ism-i şerifini okuyarak dua edenin duası kabul olur, işleri kolaylaşır.
10 hafta süreyle Cuma günleri onar defa “Yâ Ganiyy, Yâ Muğni" ism-i şeriflerini okuyan zengin olur.
Cuma geceleri 100 defa “Yâ Dârr" ism-i şerifini okumaya devam eden Cenabı Hakka yakın olur ve zarar verici şeylerden emin olur.
Cuma namazından sonra yüz defa “Yâ Gafur" ism-i şerifini okuyanlar af olunur.
Cuma namazında hutbe esnasında yüz defa “Ya Basîr" ism-i şerifini okuyanı Cenab-ı Allah hidayete erdirir, kalp gözünü açar.
Cuma Günü " YA VELİYYÜ YA ALLAH" esmasını (1000) defa zikreden kişi her istediğine kavuşur.
Cuma günü “LA İLAHE İLLALAHÜ'L MELİKÜ'L HAKKU'L- MÜBİN" (200) defa zikreden Kişi Allah'tan ne isterse verilir.Cuma günü Sabah'

SALAVAT GETİRMEK

Peygamberimiz (sav.) şöyle buyurmuştur;

“Günlerimizin en üstünü Cuma günüdür. O gün bana çok salat ve selam getirin. Çünkü sizin salat ve selamlarınız bana sunulur.” (Ebu Davud, Salat: 201.)

KEHF SURESİ OKUMAK

Rasulullah Efendimiz(sav.) şöyle buyurmuştur;

“ Size bir sure haber vereyim mi ki, azamet sema ile arz arasını doldurmuş, onu yetmiş bin melek teşyi etmiştir? O sure Kehf suresidir. Kim Cuma günü bu sureyi okursa Allah onu öteki Cumaya kadar bu sure ile mağfiret eder, sonunda üç gün de ziyadesi vardır. Ve semaya ulaşan bir nur verilir ve Deccal’in fitnesinden muhafaza edilir. Yatacağı vakit bu surenin sonundan beş ayet okuyan hıfz olunur ve gecenin istediği vaktinde kaldırılır.” (Suyuti, el-Camiu’s-Sağir, no:2862)

CUMA NAMAZI KAÇ REKATTIR?

Cuma namazı dört rekât ilk sünnet, iki rekât farz ve dört rekât son sünnet olmak üzere on rekâttır.

CUMA NAMAZI NASIL KILINIR?

Cuma namazı, Cuma günü camide öğle namazı vaktinde cemaatle kılınır. Önce ilk sünnet tıpkı öğle namazının ilk sünneti gibi kılınır. Sünnetin ardından imam-hatip minbere çıkarak oturur. Müezzin, iç ezanı okur. Ezandan sonra imam-hatip kalkarak iki kısımdan oluşan hutbeyi okur. Hutbede cemaati dinî konularda bilgilendirici ve yönlendirici konuşma yapar. Hutbe okunduktan sonra imam-hatip minberden inerek cemaatin önüne geçer ve cemaate iki rekât Cuma namazı kıldırır.
İmam-hatip, Cuma namazının farzına ve cemaate imam olmaya, cemaat de Cuma namazına niyet eder. Tıpkı cemaatle kılınan sabah namazı gibi iki rekât Cumanın farzı kılınır.
Cuma namazında imam-hatip, Fatiha ve zamm-ı sûreyi sesli olarak okur.
Cuma namazının farzı kılındıktan sonra, cumanın son sünneti kılınır. Bu sünnet, öğlenin ilk sünneti gibi kılınır. Böylece Cuma namazı tamamlanmış olur.

 

Etiketler : ,

HABERE YORUM KAT