1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medya ve televizyon ortak yayınında Ahmet Hakan, Işıl Açıkkar ve Salih Nayman'ın sorularını yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medya ve televizyon ortak yayınında Ahmet Hakan, Işıl Açıkkar ve Salih Nayman'ın sorularını yanıtladı.

Erdoğan'ın açıklamaları şöyle:

Burada ciddi bir suistimal var. Eğer bunun tamamının sayımı yapılmış olsaydı bu olmayacak, çok daha farklı bir tablo ortaya çıkacaktı. YSK kararını verdi. YSK'nın verdiği bu kararla seçime gidiyoruz. Bugünü de saymazsak Cuma, Cumartesi iki gün kaldı. Hazırlıklarımızı yapıyoruz, yapacağız. Bu hazırlıklarımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bugün yabancı basınla bir toplantım onlarla yaptığım toplantıda, bu konuya çok fazla girmediler ama bazı basın mensupları İstanbul seçimlerini sordu. İlgilenmeleri manidar. 31 mart seçimlerinde çok çok ciddi saldırılar da oldu. Yunan basını bu işin üzerine çok farklı gitti. Neticede YSK kararı verdi. Ona da en büyük saldırıyı ana muhalefet yaptı. YSK üyelerine önce çok güveniyorlardı daha sonra çete olarak nitelemeye başladılar. Netice ne çıkarsa ona hep birlikte başımız, gözümüz üstüne diyeceğiz ve geleceğe yöneleceğiz.

CHP ADAYININ VALİYE KÜFÜR ETMESİ

Burada hukuki durum neyse bu küfrün karşılığı neyse ve bununla ilgili olarak da sayın valimiz kendisine yapılan küfürle ilgili olarak bu işi savcılığa, yargıya taşıma kararlılığında. Sağolsun burada seçimin ardından savcılık müracatı yapma ferasetini gösterdi. Burada kararı yargı verecek. Yargı bu konuyla ilgili olarak, yani bu ülkenin valisine it demenin ne olduğunu yasal olarak karar verecek olan merci odur. Zaten yasalarımızda bir ilin valisine, yöneticisine bu tür küfürlerin karşılığı buralarda belli. Kaç yıldan, kaç yıla. Burada ben büyük bir ispat yapacağım. İstanbul'un Büyükşehir Belediye başkanıydım. Bu daha seçilmeden böyle bir şey yaptı. Ben belediye başkanıyken okuduğum şiir sebebiyle mahkum oldum. Benim elimden belediye başkanlığımı aldılar mı? Aldılar. Bu ise henüz belediye başkanı olmadan bir küfür ediyor.

"ORDU VALİSİNE YAPILAN GÖRSEL KAYITLARI GÖRDÜK"

Seçildikten sonra valinin özellikle savcılığa müraacatıyla başlayacak bir süreçtir. Bu görevi ihmal değil görevi kötüye kullanmaktır. O cezayı aldıktan sonra yargı da bu kararı verirse nasıl benim belediye başkanlığım düşerse onun da düşer .Ben şiir okuduğum için verdiler ve benim belediye başkanlığım düştü. Özellikle valime yapılanın görsel kayıtlarını gördük. Halk bir cumhurbaşkanı olarak siz valimizi korumayacak mısınız, valimizi korumayacak mısınız? Bırakamayız.

Hukuk içerisinde olacak olan bir şey. Benim orada 'yapamaz' dediğim bir şey yok. Yargı böyle bir şeyi verdiği takdirde, vermesi halinde bu düşer. Hele hele bir konu var ki o da şudur; biliyorsunuz özellikle bu tür yargı süreci içerisinde belli bir süreyi aşan ceza alması halinde bu düşecektir. O süreyi aşmazsa zaten göreve devam eder. Seçildikten sonra bu valinin özellikle savcılığa müracatıyla başlayacak olan bir süreçtir. Bu da bir defa görevi ihmal değil, kötüye kullanmaktır. Bu daha göreve gelmeden bu işi yapmak suretiyle o cezayı aldığı anda bir defa, benim bu kanaatimdir, yargı da bu kararı verirse, zaten onun belediye başkanlığı, nasıl benim düştüyse, onun da belediye başkanlığı düşer. Ben yaşadım çünkü. Ben yaşadığımı söylüyorum.

"BUNLARIN ANLAYIŞINA GÖRE BİZ MUHAMMED MÜRSİ'Yİ TEMSİL ETMİŞ OLUYORUZ"

Mursi'yi içeri alındıktan kısa bir süre sonra bu CHP'nin trolleri benimle ilgili 'Erdoğan'ın akıbeti de Mursi gibi olacak' dediler. Bu sürekli devam etti. Şimdi de aynı şekilde Mursi adeta orada 20-25 dakika çırpınırken en ufak müdahale olmadığı halde yine bu troller devreye girdiler 'Erdoğan'ın akıbeti de aynen Mursi gibi olacak' dediler. Pazar günüyle alakalı olan bir zihniyet çalışması, bir yanda Sisi tarafları var, ki bunlar Erdoğan'ı oraya oturtuyorlar, bir tarafta da Binali Bey'in durumu var. Bizler de Mursi zihniyetini bunların anlayışına göre temsil etmiş oluyoruz. Bugün Batı basının Almanya, Fransa, Hollanda Erdoğan'a niye saldırıyor? Bir zihniyet meselesinden dolayı saldırıyor. Alman medyasının saldırıların arkasında FETÖ, PKK, DHKP/C var. Bütün bunlar çok manidardır, üzerlerine ciddi manada gidilmesi gerekir.

"İMAMOĞLU'NA 10, SAYIN YILDIRIM'A 26 KEZ MÜDAHALE EDİLDİ"

Ben yayını beğenmedim. Bir defa yayında objektif bir yönetim anlayışı yoktu. Burada dakikalardan soru soruş şekillerine varıncaya kadar ciddi bir tarafgirlik sözkonusuydu. Bu tarafgirlikle kalmayıp bir de tabii sonradan çünki o soru soruş şekillerinde bile bazı tarafgirlikler çok somut ortaya çıkıyordu. Örneğin moderatör CHP adayına 'Başkan' öbür taraftan Yıldırım'a 'Başkan adayı' demesi gözümüzden kaçmadı. İki adayın konuşma süresinde eşitsizlik göze çarptı. Güya çok dikkatli takip edilmesine, 'buna çok dikkat edeceğim, her iki adaya dikkatle süreleri kontrol edeceğim' demesine rağmen buna dikkat edilmemiştir. Mesela sayın Yıldırım'a 4 dakika daha az süre tanınmıştır. Bunların hepsini dakika dakika bizler masaya yatırdık. Sayın Yıldırım'ın sözleri zaman zaman kesilmiş, rakibinin ise böyle bir sıkıntısı olmamıştır. Özellikle 10 kez CHP adayının müdahaleye uğradığını görüyoruz ama Yıldırım'ın 26 kez sözü kesildi. Moderatörün karşısındaki konuşmacılar, konuşması ne kadar kesilirse o denli sunumunu kaybeder, o akış ortadan kalkar. Burada da maalesef bunu yaşadık.

İMAMOĞLU'NUN MODERATÖRLE BİR ARAYA GELMESİ

Marmara Etap'ta CHP adayının moderatörle biraraya gelmesi. 45 dakika bunların orada görüşmesi var. 45 dakika orada görüşürken de bütün doneler, ne tür sorular sorulacak. Bu tamamen bir soru salma sanatıdır. Bu tamamen FETÖ'cülerin işidir. O akşam program esnasında CHP adayın yanında kutucuklar var onun üzerinde konu başlıklar var. Kutucukların içerisinde kartonlar var. Çok ilginçtir soruyu moderatör soruyor. Sorduktan sonra o başlıklara göre o kartonlar çıkarıp gösteriliyor. Bu denli bir hırsızlık olur mu? Çok adil bir moderatörlük yaptım nasıl diyeceksiniz. Bunlar dersi 45 dakika çalıştılar. O kutucukların hepsinin resimlerini aldık. Orada bu resimler nasıl çekildi, önceden hazırlandı? Soru soruluyor, oradan hemen o çıkıyor ve cevabını da ona göre veriyor. Bu adil bir tartışma olmaz. Nitekim adil olmaktan çıktı. Hem siyasi, hem ahlaki değerlere ters bir tartışma halini aldı. Ben sayın Dündar'la Baykal döneminde bizim bir tartışmamız olmuştu. Biz o tartışmamıza CHP adına sayın Tanla, Uğur Dündar'la görüşmüştü. Benim adıma Ömer Çelik görüştü. Biz programa çıktık. Çok da güzel bir tartışma oldu. Gayet güzel değerlendirmeler yapıldı. Buna benzer olumsuz şeyler olmadı..

"BU GÖRÜŞME İMAMOĞLU'NUN SORUMSUZ OLDUĞUNU GÖSTERİYOR"

Bir moderatör olarak kendini bitirmitir. Bana da soruldu 'ne yapalım' diye. Ben farklı isimler vermiştim. Bu isimler adaylar tarafından makul karşılanmadı ve iş bu noktaya geldi. Öyle veya böyle o akşamki tartışmanın hasılasını Pazar günü sandıklarda göreceğiz. Bu netice kendini çok açık net kendini gösterecek. Ordu valisi konusu, polislerle ilgili konular, sandıklarla ilgili çeşitli hırsızlıklar vesaire. CHP adayının böyle bir görüşmeyi bir otelde gelip 45 dakika otelde yapması CHP adayının ne denli sorumsuz olması açısından çok önemli. Mesala Binali Yıldırım beyle de böyle şeyler söylediler. Moderatör bunun olmadığını söyledi. Herşey zaten çok açık net ortaya çıkmış oldu.

ERDOĞAN: "İDEOLOJİK YAKLAŞIMLAR BU TÜR TARTIŞMALARI BOZUYOR"

Biz uzun zamandır sayın Uğur Dündar'la yaptığımızdan bu yana böyle bir şeye ben hiçbir zaman girmedim. Girmeyişimin sebebi bu tür endişeler. Her şeyde bir sıkıntı, bir bozukluk var. Kimisi hakikaten dürüst davranır kimisi de. İdeolojik yaklaşımlar bu tür tartışmaları bozuyor. Ben o zamanki daha yeni bu sürecin içerisindeydim. Sayın Baykal benden çok çok deneyimli, tecrübeli lider olmasına rağmen biz onunla o tartışmayı yaptık. Herhangi bir sıkıntı yaşanmadan öyle bir tartışmayı yaptık. Bir lider olarak bu tür tartışmalara girerim. Mesela Rusya'da, Amerika'da nasıl oluyor, oluyor mu? Hepsini aldık inceledik. En son Trump ve Clinton tartışmasını aldık. Ben danışmanıma ve aynı şekilde Mahir Bey'e de buradan hareketle tartışma olsun dedik. Ama öyle olmadı.

"İMAMOĞLU 'İSTANBUL'DA 25 YILDIR NE YAPTINIZ' DİYOR"

Biz burada performansı değerlendirirken daha dinamik bir görüntü sergilemek, bir diğer tarafta da tecrübe, derinlik ve birikimiyle ağırlık serdeden bir aday olarak değerlendirmek. Binali Bey'in duruşunda bir olgunluk, derinlik var. İDO'dan genel müdür olarak yola çıkacaksın, milletvekili olacaksın, 10-11 yıl Ulaştırma Bakanlığı yapacaksın, Başbakanlık ve ardından Meclis Başkanlığı. 81 vilayetin her yerinde yollarından, altyapıdan havaalanlarına kadar Binali Bey'in elinin değmediği yer yok. Siz 25 senedir İstanbul'a ne yaptınız? Kim diyor? Rakibi söylüyor. İnsanın gözü varsa artık yapacak bir şey yok. Marmaray'ı, Avrasya'yı görmeyecek misinin? Öbür tarafta Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osmangazi Köprüsü, bütün bunlar bitirilmiş olan yatırımlar.

"BİNALİ YILDIRIM'IN YAPTIKLARI YAPACAKLARININ TEMİNATIDIR"

Binali Bey'in yaptıkları yapacaklarının teminatı durumunda. Şimdi ihtiyarlara ücretsiz belediye otobüsünden bahsediyor. Biz bunu yaptık. Öğrencilere burstan bahsediyor. Benim verdiğim bursu CHP o zaman, belediye başkanıydım o zaman ve bunu yargıya taşıdı. Yargı veremez dedi ve kaldırıldı. Başbakan olduğunda biz bu bursu Başbakanlık'a bağladık. Sonra biz bunu Kredi Yurtlar Kurumu'na bağladık. Şimdi 500 TL veriyoruz. Şu anda yüksek lisansta mastır öğrencilerine bu rakam 750 TL. Doktora öğrencilerine ise şu anda 1.500 TL ücret veriyoruz. Burada yalan söylemeye, yapmadıklarınızı, yapamayacaklarınızı söylemeye gerek yok. Acaba sen belediyenin geliri ile bunları nasıl halledeceksin? Suya belli bir şey getiriyor, ücretsiz veya kısıntı diyor. İstanbul'u suya kavuşturan bu fakir. Benim dönemimde Istranca dağlarından, öbür taraftan Melen'den Anadolu yakasına su getirdik. Öbür taraftan boğazın altından boru yerleştirildi.

Öcalan-Demirtaş noktasında iktidar mücadelesi var.

ÖCALAN'IN ÇAĞRISINA CUMHURBAŞKANI ERDOĞANDAN İLK YORUM

'Öcalan tarafsız kalın çağrısında bulundu. İmralı'dan böyle bir açıklama yapılmasında iktidarın bir katkısı var mı?' sorusuna ise Erdoğan şöyle cevap verdi:

Bizim derdimiz o değil. Oralardan bize ne gelir ne gelmez biz kestiriyoruz. Bir iktidar mücadelesi var. HDP PKK kanadında yaşanan bu savaş Demirtaş - Öcalan arasında yaşanan bir iktidar savaşına kayma gösteriyor. Bu süreç içerisinde Öcalan kendi iktidarını bunların hiçbirine kaçırmak istemiyor. Bununla ilgili çok sert açıklamaları var. Demirtaş'a hesap sormaya varana kadar. Onların kendisine ihanet ettiği inancında. Onlara yönelik kesin tavırları var. Bu süreç içerisinde de beni destekliyorsanız oraya buraya değil, kendi gücünüzü ortaya koymalısınız gibi bir havanın içerisinde.

Biz sadece MHP ile kurmuş olduğumu Cumhur İttifakı ile bu süreci götürüyoruz. Bir siyasetçi olarak ister istemez bu açıklamalarla ilgimiz oluyor. Ben Kürt kardeşlerimin istismarına karşıyım. Orada bunlarla beraber iş tutanları biliyoruz. Görsel ve yazılı medyada hep yer alıyor. Diyarbakır Belediyesi'nin önünde günlerce haftalarca ağlayan anneler hep bana geldi. PKK'nın desteğindeki terörden gelen bu siyasi partilere oylarınızı vererek oylarınızı ziyan etmeyin. Onlar sadece çukur açtılar, hendek açtılar, binaları deldiler.

ERDOĞAN: "İSTANBUL'U ALDIĞIMIZDA IKARUS OTOBÜSLERİ VARDI"

İstanbul sıradan bir şehir değil. Benim dönemimde 8, 8,5 nüfusa sahipti. 1994-99 arasında maliyetler belli bir fiyatta ise bu şu anda aynı bedele bunları çıkartmanız mümkün değil. Buradaki yatırımın bedel ve maliyetleri o günden bu güne çok daha fazlasıyla artmıştır. Altyapı noktasında yapılması gerekenler çok daha farklı bir şekilde artıyor. Biz İstanbul'u aldığımızda altyapılar, alt geçitler, üst geçitler, kavşak düzenlemeleri başladı. Ben geldiğimde Ikarus otobüsleri vardı. Aman yarabbim dökülüyorlardı! Mazotlu bezlerle temizlenir. İçeri girdiğiniz zaman mazot kokusundan durulmazdı. İETT'de arkadaşlarla oturdum, 'Gelin Mercedes, MAN, BMC otobüsleri alalım' dedim. Benden sonra arkadaşlarım metrobüs sistemini kurdular. Metroyu yapmak kolay bir iş değil. Şu anda her tür metro yatırımı şu anda İstanbul'da var. Bunları yapan AK Parti belediyesi. Üsküdar'dan biniyorsunuz, Çekmeköy'e geliyorsunuz. Vatman falan yok, uzaktan kumanda ile gidiyor.

İSTANBUL'UN SU KONUSU

Beylikdüzü'nde böyle bir tespiti yaptıkları Sayıştay açıkladı. Yalan üzerine böyle bir şey bina edilemez. 94 ve şu anda 2019. Neşat Ertaş'ın ifadesi var ya, "Aşkınan koşan yorulmaz diye". Bizi en çok etkileyen çöp, çukur, çamurdur. İstanbul gibi şehre asla yakışmıyordu. Göreve geldik, bir an önce temizlenmesi lazım. Biz göreve gelmeden önce Ümraniye çöplüğü patlamış, 39 kişi ölmüştü. Ümraniye ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı CHP'liydi. Bizi en çok duygulandıran bir olaydı. İstanbul Habitat toplantısı vardı. O toplantıda sonuç bildirgesinin içerisine dünyanın en temiz şehirlerinin arasına İstanbul girdi. En önemli sorun suydu. Su konusunda Allah kendisinden razı olsun hakikaten Veysel Bey. İSKİ'nin başına getirmiştim. Çok başarılı performans ortaya koydu. İstanbul'un su konusunu 1, 1-5 yıl içerisinde çözmeye başladık.

"BEN BELEDİYECİLİĞİ BUNUNLA TANIMLAMAYI GERÇEKÇİ BULMUYORUM"

Anneler babalar evlatlarına bunu ne kadar anlatıyor bilemem. Bak buralardan bugünlere geldik, bunu anlatıyor mu anlatmıyor mu? Gençler için bu bir ütopya. Üniversitelerde harç alınıyordu, bununla ilgili gösteriler yapılıyordu. Harcı bir kaldırdık. Üniversite gençliğine sorsak, hiç umurunda değil. Şu anda üniversite gençliği bu para zaten leblebi çekirdek diyor. Şunun değerlendirmesini yapmıyor. Bu ülkede 1994'te neredeydi şu anda nerede? O bir kırılma noktasaydı. Ülkemizde sağlam bir belediyecilik anlayışını kazandırdık. Ondan sonra yerel yönetimlerde yarış, rekabet başladı. Bakıyorum şimdi Binali Bey'in vaatleri var aynı şekilde rakibinin vaatleri var. Acaba bu vaatler doğru mu? Bunları vaadetmekle mi biz gençliği yanımıza çekeceğiz? Otobüslerin ücretsiz olması, ücretsiz internet acaba bunlarla mı belediyeciliği tanımlayacağız? Şu an açıkça net gerçek bir şey söyleyeyim, ben belediyeciliği bununla tanımayı gerçekçi bulmuyorum.

ERDOĞAN: "BELEDİYECİLİKTE MİMARİDE FARKLI BİR SÜRECİ YAKALAMAMIZ LAZIM"

Türkiye'de teknoparklar oluşturduk. Devlet olarak biz bu işi yapmalıyız ama belediyeler de bunu aynı şekilde, İstanbul bu işe müsaittir. Büyük sanayi kuruluşlarında, buralarda buna benzer bazı yarım gün istihdamla bunun adımlarını atmakta fayda var. Çalışmadan bellibir parayı ödemek, zaten şu anda yasal değil. Bunlar da gençliğimizi çok farklı yere doğru kaydırır diye düşünüyorum. İstanbul'a gelenler turizm yatırımı yapmak için bizden yer istiyorlar. Belediyecilikte mimaride çok farklı bir süreci yakalamamız, kentsel dönüşüm üzerinde özellikle durmamız gerekiyor. Ana okulundan tutunuz, ilkokul, ortaokul, lise, üniversiteye varıncaya kadar buralarda halka dokunacak somut uygulamaları bizim esas almamız gerektiğini düşünüyorum.

"ARKADAŞLARIMIZA GEREKLİ TALİMATLARI VERDİK"

2023'e bizim yeni dönem belediyecilik anlayışımızla yürümemiz lazım. Mahalle temelli kentsel dönüşüm, çevre dostu şehircilik gibi mimarinin korunduğu, şehir ruhunun yaşatıldığı, mesela buna mahalle ruhu da diyebiliriz. Şimdi aynı apartmanda oturuyorsunuz ama komşularınızla tanışmıyorsunuz. Site zaten bir felaket. Şimdi bunu yeniden yakalayabilecek miyiz? Şimdi TOKİ'ye bu anlayışa döneceksiniz, projelerinizi bu şekilde yapacaksınız diyoruz. En azından ilkokulu olmalı, ibadethanesine, alışveriş yerlerine kadar her şeyi orada halledebilecek, çözebilecek buna yönelik planlama ve projeleri hazırlayacaksınız diye arkadaşlarımıza gerekli talimatları verdik.

"OĞLUNU CEZAEVİNE ZİYARETE GİDEN ANNE, OĞLU İLE KÜRTÇE KONUŞAMIYORDU"

Bir belediye özgürlük konusunda ne yapabilir? Bu merkezi yönetime yönelik bir konudur. Belediyenin kalkıp da özgürlükle ilgili yasal düzenleme yapma yetkisi var mı? Şu anda Türkiye'de biz gerek anayasal, yasal olarak özgürlükler konusunda her türlü yasal düzenlemeleri yapmış bir iktidarız. Şunu söylemeleri lazım ne var ki orada özgürlük yok. Benim Kürt kardeşlerim semtlerinde radyo, televizyon kullanabiliyorlar mıydı? Propogandalarında böyle bir şey yapabiliyorlar mıydı? Cezaevinde oğlunu ziyarete giden anne oğluyla Kürtçe konuşamıyordu. Sokaklarına isim veremiyordu. Bizim dönemimizde parlamentoya girdiler. İlk üç sırada yerlerini aldılar. Bütün bunlarla beraber bu özgürlüğü bunlar yasalar içerisinde gerekli şekilde malesef kullanmadılar, kullanmıyorlar. Yasa neyi müsaade ediyorsa sen de onu yapacaksın.

"DİYARBAKIR'A GİTTİNİZ Mİ? GİDİN DİYARBAKIR'I TANIYAMAZSINIZ"

Biri Kürt kardeşimin hakkını gasp etmeye kalkarsa karşısında hükümetimizi bulur. Şu anda Güneydoğu'ya bizim vermiş olduğumuz hizmeti on yıllarca, hatta Cumhuriyet tarihi boyunca vermiş olan bir iktidar yoktur, bu kadar açık konuşuyorum. Gidin Diyarbakır'a, tanıyamazsınız. Gece ışıl ışıl bir Diyarbakır şehri. O Suriçi'ni mahvetmişlerdi. Her tarafı delik deşik etmişlerdi. Kurşunlu Camii'ni duman etmişlerdi. Bütün o hendekler bizim tarafımızdan kapatıldı. Mehmet Özhaseki o zaman Çevre Şehircilik Bakanımdı. Şehiriçi denilen bölge tamamen elden geçirildi. Orada piknik alanları en geniş anlamda yapıldı. Diyarbakırlı oralarda kendine geldi. Yol boyunca kafetaryalar, restaurantlar, alışveriş yerleri. Şu anda modern bir Diyarbakır var.

"BİZDE ETNİK MİLLİYETÇİLİK YOK"

Bizde etnik milliyetçilik yok. Düşünce ve inanç özgürlüğü noktasında sıkıntımız yok. Kimse etnik bir dayatmanın içerisine girmesin. Şırnak'ta seçimi kazandık. İnanıyorum ki bu arkadaşımız da Şırnak'ta çok başarılı olacak. Aynı şekilde Şanlıurfa'nın bütün ilçeleri neredeyse, bir tanesi hariç hepsi AK Partili. Bu bir sinyal veriyor. Şu anda Gaziantep, Şanlıurfa Güneydoğu değil mi? Buraların açık ara birinci partisi AK Parti. Kahramanmaraş, Erzurum, Malatya'da da AK Parti'nin açık ara önde olduğunu görürsünüz. Özgürlük noktasında bizim bir sıkıntımız yok. Batı konuşuyor. Gitsin Akdamar adasına baksın. Oradaki kiliseyi biz yaptık. Fener'de Bulgar kilisesi vardır, demir kilise denir, onu aynı şekilde biz yaptık. Sayın Merkel benden rica etti, Tarsus'ta onların bir kilisesi vardı onu da biz yaptık.

ŞU AN İZMİR BİR ZAMANLAR HALİÇ'İ GİBİ KOKUYOR

Bizim işimiz liderlerle. Onlara gönül veren partililer bize oyunu verebilir. Ben ona kapımı nasıl kapatırım. CHP'ye, İYİ Parti'ye, Saadet Partisi'ne, HDP'ye gönül veren vatandaşlarıma sesleniyorum dedim. Onların bu noktadaki konumu ile onlara yön verenlerin konumu aynı değil. Bizim işimiz yönetici kadrolarıyla. Onlara gönül verenleri yanlış istikamete sürüklüyor. Hiçbir hizmet bunlara vermemişlerdir. Şu anda İzmir Körfezi aynen bizim Haliç gibi kokuyor. Bakın biz Haliç'i ne hale getirdik. İzmir'in suyu var mıydı? Şu andaki suyu biz getirdik. Gördes Barajı'ndan İzmir'e su getirdik. Bakın bu çöpü, hele hele yaz mevsiminde bu koku daha ağır basacaktır. Bu işler oturarak, bol bol konuşarak olmuyor. Sadece Haliç'te yaptığımız işler. Ciddi kollektör döşemeleriyle yapıldı. İzmir bu işi sürdüremeyecek. Çünkü bu aşk işi. Şu anda gelen kişinin öyle bir derdi olduğunu düşünmüyorum.

"SAADET PARTİSİ'NİN ŞU ANDA DURUŞU KİMLERE HİZMET EDİYOR?"

Şu anda Binali Yıldırım Bey üzerine düşeni bana göre yaptı. Ziyaret etmesi gereken Saadet Partisi'nin üst yönetimindeki temsilcilerini ziyaret etti. Bu Binali Bey'in şu anda göstermiş olduğu bir nezakettir. Bununla da kalmadı, kalmadık. Biz başka ortak dostlarımızı da devreye sokmak suretiyle, gidiş doğru bir gidiş değil, gelin şu işi yoluna koyalım. Şu anda bu duruşunuz kimlere hizmet ediyor. Terör örgütünün desteklemiş olduğu partilere gidiyor. Bunu bir yoluna koymak suretiyle geleceğimize yönelik bir ortak oluşumun adımlarını atalım. Şu ana kadar beklenen olumlu gelişme yok gibi.

"SAADET PARTİLİ KARDEŞLERİMİZLE GEÇMİŞTEKİ GÜZELLİKLERİ BUGÜNE DE TAŞIYALIM"

Bir defa ülkeyi Kürdistan olarak bölme adımı atıyorlar. Benim ülkemde Kürdistan diye bir bölge yok ki. Bu adam bu partinin en üst düzeyde yöneticisi. Şimdi bu ülke hukuk devletiyse bu hukuk devletinin içinde de bütün bu bölücü hareketlere karşı biz tedbirimizi almazsak bundan 10 yıl önce düştüğümüz yere yine düşeriz. Şu anda biz dağlarda terörle mücadele ediyoruz. Bu arada şehitler veriyoruz. Şehit anne ve babalarıylma görüşüyorum. Onlara başsağlığı telefonu açtığım zaman, onların vakur duruşu her türlü takdirin üzerinde ama ateş düştüğü yeri yakıyor. Ben bir Cumhurbaşkanıysam üzerime düşeni hukuk kurallarına işletmek üzere sonuna kadar yapmak zorundayım. Terörle mücadeleyi sonuna kadar yapmak zorundayım. Sağolsun askerimiz, polisimiz, güvenlik güçlerimiz hiçbir dönemde olmadığı kadar büyük bir başarıyı son 2 yılda almış vaziyetteyiz. Saadet Partili kardeşlerimizin büyük çoğunluğuyla müstesna günlerimiz olmuştur. Özellikle bu günlerin içerisinden bize kalan o güzellikleri biz bugüne ve bundan sonraki günlere de taşıyalım. Hem ülkemize hem davamıza da faydamız olsun.

HABERE YORUM KAT