1. HABERLER
  2. GÜNDEM
  3. "Denizcilerin piri" Barbaros Hayrettin Paşa'nın adı Levent'teki camide yaşayacak

"Denizcilerin piri" Barbaros Hayrettin Paşa'nın adı Levent'teki camide yaşayacak

Osmanlı İmparatorluğu'nun 16. yüzyılda Akdeniz ve Kuzey Afrika'da büyük üstünlük kurmasını sağlayan, tarihin en büyük denizcilerinden biri olarak kabul edilen Barbaros Hayrettin Paşa'nın ismi, Levent'te inşa edilecek camiye verildi- Osmanlı İmparatorluğu'nda "Kaptan-ı Derya" unvanını alan ilk denizci olan Barbaros Hayr

"Denizcilerin piri" Barbaros Hayrettin Paşa'nın adı Levent'teki camide yaşayacak

İSTANBUL (AA) - MÜCAHİT TÜRETKEN - Akdeniz ve Kuzey Afrika'da kazandığı zaferler ve denizcilik teknolojisine katkıları sayesinde Osmanlı'nın "deniz imparatorluğu" olmasını sağlayan ilk Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa'nın ismi, Türk denizciliğinde anlamlı bir yere sahip olan Levent semtinde inşa edilecek camide yaşayacak.

Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk Kaptan-ı Deryası Barbaros Hayrettin Paşa'nın vefatının üzerinden 474 yıl geçti.

Ölümünün üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen hala tarihteki sayılı denizcilerden biri kabul edilen Barbaros Hayrettin Paşa, Vardar Yenicesi'nden fetih sonrası Midilli'ye yerleşen sipahi Yakup Ağa'nın oğlu olarak 1478'de dünyaya geldi.

Asıl adı "Hızır" olan Barbaros Hayrettin Paşa'ya, "dinin hayırlısı" anlamına gelen "Hayrettin" adı Yavuz Sultan Selim tarafından verildi.

Ağabeyi Oruç Reis'e kızıla çalan sakalı yüzünden "Barbarossa" adını veren Avrupalılar, Oruç Reis'in ölümünden sonra küçük kardeşi Hızır için de bu ismi kullandı. "Barbarossa" Türkçeye "Barbaros" olarak yerleşti.

- İspanya, Ceneviz ve Fransa'ya karşı kazanılan başarılarla adını duyurdu

Hızır Reis, gençliğinde yaptırdığı bir gemiyle Midilli, Selanik ve Eğriboz arasında ticarete başladı. Rodos şövalyelerine esir düşen ağabeyi Oruç'un kurtarılmasından sonra iki kardeş, Şehzade Korkut'un himayesine girdi.

Hızır ve Oruç Reis, 1510'dan sonra "deniz gazisi" olarak Akdeniz'de hakimiyet mücadelesi başlattı.

Ağabeyiyle Akdeniz kıyılarına düzenledikleri akınlarda ganimetler elde eden Hızır Reis, İspanya, Ceneviz ve Fransa'ya karşı kazandıkları başarılarla adını duyurdu.

Hızır ve Oruç Reis, 1516'da ele geçirdikleri yüklü bir gemiyi dönemin Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim'e hediye olarak gönderdi. Osmanlı'nın desteğini arkasına alarak Kuzey Afrika'da toprak edinmeye başlayan Hızır ve Oruç Reis, 1516-1517 yıllarında İspanyol ve Cenevizli istilacılarla yaptıkları savaşlar sonunda Cezayir'i denetim altına aldı.

Yerlilerle anlaşan İspanyolların 1518'de İspanyollara sığınan Tlemsen Beyi'nin bir sene sonra yaptığı karşı saldırıda Hayrettin Paşa'nın kardeşleri İshak Reis ve Oruç Reis şehit oldu.

- Endülüs Müslümanlarını Kuzey Afrika'ya taşıdı

Gösterdiği başarılı mücadeleyle bir süre daha tek başına Cezayir topraklarında tutunabilen Hızır Reis, stratejik bir kararla Yavuz Sultan Selim'e bir heyet göndererek topraklarının Osmanlı hakimiyetine kabulünü istedi. Böylece Cezayir, Osmanlı Devleti'nin toprağı haline geldi. Yavuz Sultan Selim adına para bastırıp hutbe okutarak bağlılığını bildiren Hızır Reis, Cezayir Beyi olarak atandı.

Kendisine Anadolu'dan gönüllü asker toplama imtiyazı tanınarak yeniçerilerle topçulardan oluşan 2000 kişilik bir yardımcı birlik gönderilmesi kararlaştırıldı. Böylece hutbenin padişah adına okunduğu Cezayir, Osmanlı topraklarına katıldığı gibi Hızır da artık Hayrettin Paşa diye anılmaya başlandı.

Gördükleri zulüm sebebiyle Endülüs'ten ayrılmak zorunda kalan Müslümanları gemilerle Kuzey Afrika sahillerine taşıyan Hayrettin Paşa, Cezayir'e yaklaşık 70 bin Endülüs Müslümanı getirdi. Ayrıca ele geçirilen ganimetlerle Cezayir zenginleşti.

Akdeniz ve Kuzey Afrika'da İspanyollara, Cenevizlilere ve Fransızlara karşı Osmanlı İmparatorluğu adına zaferler kazanan Barbaros Hayrettin Paşa, başarılarıyla ününe ün kattı.

Barbaros Hayrettin Paşa, Yavuz Sultan Selim'in ardından Kanuni Sultan Süleyman döneminde de önemli başarılara imza attı.

Hristiyan denizcilerin, Osmanlı Devleti'nin Mora kıyılarına saldırması üzerine Kanuni Sultan Süleyman çözümü Barbaros Hayrettin Paşa'da buldu. Kanuni Sultan Süleyman, Barbaros Hayrettin Paşa'yı 1534'te Kaptan-ı Derya ilan etti. Böylece Barbaros Hayrettin Paşa, Osmanlı Devleti'nde amiralliğe kadar yükseldi.

- Altı kat büyüklüğündeki Haçlı donanmasını yendi

Osmanlı'nın Barbaros Hayrettin Paşa'nın zaferleriyle Akdeniz'deki gücünü ve denetimini artırması dolayısıyla Papalık, Venedik, Ceneviz, Malta, İspanya ve Portekiz gemilerinden oluşan ve başında Andera Doria'nın bulunduğu bir Haçlı Donanması kuruldu.

Osmanlı Donanması ile Haçlı Donanması'nın karşılaşmasına sahne olan Arta Körfezi'ndeki Preveze'de, tarihin en kalabalık deniz muharebesi gerçekleşti.

Haçlı Donanması'nın 600'den fazla gemisi, on binlerce forsa dışında 60 bin askeri, 122 gemi ve forsalar dışında 20 bin askerli Barbaros Hayrettin Paşa komutasındaki Osmanlı donanması ile karşı karşıya geldi.

Bu büyük savaş sonunda, Haçlı Donanması 128 gemisini kaybetti, 29 gemi ise Osmanlı tarafından ele geçirildi. Barbaros Hayrettin Paşa komutasındaki donanma bir gemi bile kaybetmezken, yaklaşık 400 levent şehit oldu.

Preveze Savaşı sonrasında, Osmanlı Devleti'nin Akdeniz'deki egemenliği pekişti.

Fransa Kralı 1. François'in, İmparator V. Karl’a (Şarlken) karşı Osmanlı'dan yardım istemesi üzerine Kanuni Sultan Süleyman, Barbaros Hayrettin Paşa'yı Fransa'nın Akdeniz kıyılarına gönderdi. Barbaros Hayrettin Paşa, Toulon'da Fransız donanmasıyla birleşerek 1543'de Nice'i aldı.

- Kara imparatorluğundan deniz imparatorluğuna

Osmanlı denizciliği, Barbaros Hayrettin Paşa sayesinde gücünün zirvesine ulaştı. Bir kara imparatorluğu olan Osmanlı, aynı zamanda açık denizlerde de etkinlik gösteren deniz imparatorluğu haline geldi.

Barbaros Hayrettin Paşa, devletin deniz politikasını belirlemesinin yanı sıra Tersane-i Amire'nin, dönemin en başarılı gemi üretim ve teknoloji merkezi olmasını sağladı.

Onun mektebinde yetişen değerli denizciler ve teşkilatlı tersane sayesinde bu deniz gücü varlığını bir süre daha devam ettirdi.

Kaynaklara göre Barbaros iri yapılı, kumral tenliydi. Ömrü denizlerde geçtiğinden Rumca, Arapça, İspanyolca, İtalyanca ve Fransızca gibi Akdeniz dillerini iyi bilirdi. Hep denizlerde olsa da İstanbul'da bir cami, bir medrese bir de sıbyan mektebi inşa ettirdi.

Barbaros Hayrettin Paşa, 4 Temmuz 1546'da 76 yaşında İstanbul'da vefat etti. Ölümünün ardından dünyada ne kadar büyük bir denizci olduğuna ithafen "Mate reisü'l-bahr" yani "Denizin reisi öldü" denildi.

Barbaros Hayrettin Paşa'nın naaşı, vasiyeti üzerine Beşiktaş'ta yaptırdığı medresenin yanına Mimar Sinan tarafından yaptırılan türbeye defnedildi.

- Korsanlık ve deniz haydutluğu arasındaki ayrım

Barbaros Hayrettin Paşa ve Osmanlı denizciliği ile ilgili kitap ve akademik çalışmaları bulunan Kırklareli Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Serdar Tabakoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Barbaros'un büyük bir denizci olmasının yanı sıra devlet adamı ve gemi mühendisi olduğunu söyledi.

Korsanlıkla ilgili yanlış algılar bulunduğunu ve Osmanlı denizciliğinin gelişiminde korsanların önemli bir geçmişe sahip olduğunu belirten Tabakoğlu, şöyle konuştu:

"Kemal Reis, Burak Reis, Kurdoğlu, Barbaros kardeşler gibi yetenekli ve gözüpek denizciler, denizlerdeki kariyerlerine korsanlıkla başlamışlar ancak daha sonra Osmanlı İmparatorluğu'nun hizmetine girerek Donanma-yı Hümayun'da görev aldılar. Burada asıl önemli nokta korsanlık ve deniz haydutluğu arasındaki ayrımdır, zira korsanlar bir devletin himayesinde, belirli sınırlamalar ve hukuk kurallarına tabii olarak denizlerde faaliyet gösterirdi. Buna karşılık deniz haydutluğu ise herhangi bir devlete bağlı olmadan ve hiçbir sınırlama kabul etmeden denizlerde gerçekleştirilen eylemdir. Osmanlıların 'harami levend' olarak isimlendirdikleri bu haydutlar yakalandıkları zaman çok ağır bir şekilde cezalandırılmaktaydılar."

Barbaros Hayrettin Paşa'nın denizcilik hayatına ağabeyi Oruç Reis ile birlikte Akdeniz’de deniz ticareti ve Şehzade Korkut’un himayesinde korsanlık ile başladığını hatırlatan Tabakoğlu, "1515 yılından itibaren Osmanlı devletinin himayesinde korsanlık yapan Barbaros, 1534 yılından sonra doğrudan resmi donanma hizmetine girerek hem kapudan-ı derya hem de yeni kurulan Cezayir-i Bahr-i Sefid Eyaleti'nin beylerbeyi olmuştur." diye konuştu.

Kanuni döneminde imparatorluğun her sahada altın çağını yaşadığını vurgulayan Tabakoğlu, Veziriazam İbrahim Paşa'nın Osmanlı deniz gücünü zirveye taşımak için Barbaros Hayrettin'in İstanbul'a çağırılmasını sağladığını kaydetti.

- "Yetenekli bir gemi mühendisi olarak sayılabilir"

Barbaros Hayrettin Paşa'nın Osmanlı deniz gücünde beklenen büyük atılımı ve değişimi gerçekleştirdiğini dile getiren Tabakoğlu, şunları aktardı:

"Öncelikle Tersane-i Amire bir düzene sokuldu ve bir deniz eyaleti olan sancakları adalardan ve kıyı bölgelerinden oluşan Cezayir-i Bahr-i Sefid Eyaleti meydana getirildi. Bu deniz teşkilatı özellikle İspanyol komutanları tarafından Osmanlı deniz gücünün üstünlüğünün en önemli sebebi olarak gösterilmiştir. Kapudan Paşa'nın hem donanmanın hem Tersane-i Amire'nin hem de Cezayir-i Bahr-i Sefid Eyaleti'nin başında olduğu Osmanlı bahriye teşkilatı sayesinde Osmanlıların kısıtlı kaynakları rakiplerine göre çok daha etkin bir şekilde kullanmıştır."

Barbaros Hayrettin Paşa'nın, korsanlık tecrübesi ve usta denizciliğinin yanı sıra farklı özellikleri de bulunduğunu bildiren Tabakoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Barbaros Hayrettin Paşa, usta bir denizci olmasının yanı sıra Kuzey Afrika'da yeni bir devlet teşkil eden bir devlet adamı, çeşitli gemi tiplerini inceleyen ve hızlı ve çevik bir Akdeniz savaş gemisi olan kadırgayı mükemmelleştiren yetenekli bir gemi mühendisi olarak sayılabilir. Bu özelliklerinden dolayı Barbaros Hayrettin Paşa, denizlerde Türklerden çok daha eski ve köklü bir geleneğe sahip olan İtalyan ve İspanyol amirallerini yenmeyi başararak Akdeniz'de Türk deniz gücünün hakimiyetini kurmayı başarmıştır."

Dr. Tabakoğlu, Barbaros Hayrettin Paşa'nın ağabeyi Oruç Reis'le birlikte Kuzey Afrika'ya yönelik siyasi bir vizyona sahip olduğunu belirtti.

Barbaros kardeşlerin henüz Mağrib kıyılarına geldikleri ilk günlerden itibaren sadece korsan akınları ile meşgul olmadığını ifade eden Tabakoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Barbaros kardeşler aynı zamanda kendi çaba ve fedakarlıklarıyla Cezayir'de bir devlet meydana getirerek İspanyollara karşı gaza ve cihatla uğraşmışlardı. Barbaros kardeşler Mağrib'deki Müslümanlara baskı uygulayan İspanyol üslerini ortadan kaldırmaya yönelik tavizsiz bir siyaset takip etmişlerdi. Barbaros Hayrettin Paşa Osmanlı hizmetine sadece denizcilik tecrübesini değil, aynı zamanda Batı Akdeniz ve Kuzey Afrika'ya dair bilgi birikimini ve vizyonunu da beraberinde getirmişti. 1534 yılından sonra Osmanlılar Kuzey Afrika’da kalıcı bir hakimiyet tesis etmek için harekete geçtiler. Akdeniz ve Mağrib kıyıları Osmanlı-İspanya mücadelesinin ve deniz gücünde rekabetin temel savaş alanı oldu."

- "Levent'teki camiye adının verilmesi çok anlamlı"

Tabakoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, dün temelini attığı Levent'deki camiye Barbaros Hayrettin Paşa'nın isminin verildiğini açıklamasını da şöyle değerlendirdi:

"Levent bölgesi, Sultan I. Abdülhamit döneminde Kaptan-ı Derya Cezayirli Gazi Hasan Paşa'ya tahsis edilmiştir. Semt adını donanma askerlerine verilen levent isminden almış ve bölge Levent Çiftliği olarak anılmıştır. 1770 yılındaki Çeşme yenilgisinden sonra Cezayirli Gazi Hasan Paşa, Osmanlı donanmasının yeniden inşa edilmesini sağlamış ve bu yöndeki çaba ve fedakarlıklarından dolayı Sultan I. Abdulhamit'in itimadını kazanmıştır. Türk denizciliğinde anlamlı bir tarihe sahip Levent semtindeki camiye denizcilerin her zaman kendilerine örnek aldıkları, denizcilerin piri Barbaros Hayrettin Paşa'nın adının verilmesi oldukça anlamlıdır."

Kaynak: AA

Haber KaynağıHaber Kaynağı
HABERE YORUM KAT