1. HABERLER
  2. GÜNDEM
  3. DHA YURT BÜLTENİ - 4

DHA YURT BÜLTENİ - 4

Sakarya'nın Serdivan ilçesinde, terör örgütü DEAŞ'ın 5 numaralı ismi olduğu belirtilen İsmail el İthavi'nin, geçen yıl 2 ay süren takip sonucu yakalandığı evin, Arabacı Alanı Mahallesi'nde olduğu ortaya çıktı.

DHA YURT BÜLTENİ - 4

DEAŞ'ın 5 numarası bu evde yakalandı

Sakarya'nın Serdivan ilçesinde, terör örgütü DEAŞ'ın 5 numaralı ismi olduğu belirtilen İsmail el İthavi'nin, geçen yıl 2 ay süren takip sonucu yakalandığı evin, Arabacı Alanı Mahallesi'nde olduğu ortaya çıktı. İsmail el İthavi ve yanındaki Iraklıların saklandığı Sultan Sokak'taki evi emlakçıdan kiraladığı, operasyonun ardından boşalan dairede şu an Suriyeli ailenin oturduğu öğrenildi.

Terör örgütü DEAŞ elebaşı Ebubekir el Bağdadi'nin yakalanmasındaki kilit isim olan ve örgütün 5 numarası olduğu belirtilen İsmail el İthavi, geçen yıl Sakarya'da yakalandı. Bağdadi'nin üst düzey yardımcısı ve örgütte dini konulardan sorumlu olduğu belirtilen İsmail el İthavi'nin, Türkiye'ye kaçak yollardan giriş yaptığı belirlendi. Irak istihbarat birimlerinin verdiği bilgiler doğrultusunda, 2 aylık takibin ardından İsmail el İthavi'nin, şubat ayında, Serdivan ilçesinde kaldığı ev tespit edildi. Gizli yürütülen soruşturma kapsamında İthavi, Sakarya Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerinin operasyonuyla eve düzenlenen operasyonla yakalandı. İsmail el İthavi, sorgusunun ardından Irak'a teslim edildi.

İsmail el İthavi'nin yakalandığı evin, Serdivan'a bağlı Arabacı Alanı Mahallesi'ndeki Sultan Sokak'ta olduğu ortaya çıktı. İsmail el İthavi ile yanında bulunan Iraklı kişilerin, evi emlakçıdan kiraladıkları, operasyonun ardından boşalan, 3 katlı binanın 1'inci katındaki dairenin ise Suriyeli aileye kiralandığı öğrenildi.

Görüntü Dökümü

------------

-Evden görüntüler

-Detaylar

=======================

12 bin liralık ihtarnameyi gören motosiklet sahibi: Dünyam başıma yıkıldı

Antalya'da, Süleyman Çağ'a 7 yıl önce trafikten çektirdiği motosikleti için yediemin ve otopark ücreti olarak 12 bin liralık ödeme emri gönderildi. Motosikletini 13 yıl önce bin 800 liraya satın alan Çağ, istenen parayı duyunca şok yaşadı.

Muğla'da 2006 yılında çalıştığı elektronik eşya mağazasından 1800 liraya motosiklet satın alan Süleyman Çağ, bir kaç ay sonra motosikleti arkadaşına 1500 liraya sattı. Ancak arkadaşının parayı vermemesi nedeniyle motosikletin devir işlemlerini yapmadı. 2012 yılında e-devlet üzerinde trafik cezaları olduğunu gören Çağ, cezaların motosikletin plakasına kesildiğini öğrendi.

5 adet toplam 2 bin liralık cezayı ödeyen Çağ, polise başvurarak, motosikletin trafikten çekilmesi talebinde bulundu. Polis de motosiklet ruhsatına, "trafikten çekilmiştir" yazısını kaydetti. Çağ, bu süreçte 5 kişiye daha satıldığını öğrendiği motosiklete ulaşamadı.

ŞOK YAŞADI

Eylül 2019'da ise motosikletin, Muğla Ortaca'da olduğunu, Antalya Aksu'daki adresine gelen ihtarname ile öğrendi. İhtarnameyi gönderen firmayı arayan Çağ, büyük şok yaşadı. Bodrum'daki firmanın avukatı, Çağ'dan 12 bin lira yediemin ve otopark ücreti istedi. Süleyman Çağ, 2012 yılında motosikletin çekilmesi için gerekli yerlere başvuru yaptığını belirterek, parayı ödemeyeceğini söyledi.

'12 BİN LİRAYI DUYUNCA KONUŞMAYI UNUTTUM'

Konuyu yargıya taşımaya hazırlanan Süleyman Çağ, avukatın peşin olması halinde 12 bin liralık ücreti, 8 bin liraya düşürdüğünü söyledi. Paranın kendisinden istenmesinin haksızlık olduğunu ifade eden Çağ, "İstenen parayı duyduğumdan dünyam başıma yıkıldı. Avukat 12 bin lira deyince, bir süre konuşmayı unuttum. Haksız istenen parayı ben neden ödeyeyim?" dedi.

Görüntü Dökümü

---------

Motosikletin otoparkta görüntüsü

Süleyman Çağ yürürken görüntüsü

Süleyman Çağ çalıştığı yerde ürünleri düzenlerken görüntü

Süleyman Çağ Gelen evrakı okurken

muhabirine bilgi verirken görüntüsü

RÖP : Süleyman Çağ

364 MB -- 03.17 // HD

=========================

Başkan içeri almayınca bu kez mesaiye zamanında geldiler

Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili'nin 2 gün önce işe geç geldikleri gerekçesiyle bazı çalışanları binaya aldırmaması üzerine personel, bugün mesai saatinden önce geldi. Güvenlik görevlileri, saat 08.40'ta personel kart okuyucusunu kapattı. Sadece 1 belediye çalışanı, kartını okutamadı; ancak binaya girişine izin verildi.

Karabük Belediye Başkanı MHP'li Rafet Vergili, pazartesi günü güvenlik görevlilerine, işe geç gelen personelin binaya alınmaması talimatını verdi. Bazı belediye çalışanları, mesaiye geç kaldıkları gerekçesiyle içeri alınmadı. Ertesi günün Cumhuriyet Bayramı olması nedeniyle yarım gün çalışacak personel, içeri alınmayınca şaşırdı. Bu sabah ise belediye çalışanlarının çoğunun, saat 08.30'dan önce binaya geldiği görüldü. 2 gün önce içeri alınmayanlar arasında yer alan, belediyede sivil savunma uzmanı olarak görev yapan Tüm-Bel-Sen Karabük Şube Başkanı Ahmet Avdancı, saat 08.38'de kart basarak, binaya girdi. Güvenlik görevlileri, saat 08.40'ta kart okuyucuyu kapattı. Bir süre sonra gelen belediye çalışanı, kartını okutamadı, ancak binaya girişine izin verildi.

Görüntü Dökümü

-------------

-Belediye binasından detay

-Personelin kartlarını okutması

-Ahmet Avdancı'nın kartını okutması ve binaya girmesi

-Kart okuyucunun devre dışı bırakılması

-Bir personelin kartını okutamaması ancak binaya girişine izin verilmesi

Süre:(02.07) Boyutu:(237 MB.)

=========================

İkiz tekvandocular, başarılarıyla dikkat çekiyor

Edirne'de tekvando sporu yapan Hasan ve Hüseyin Arslan (12) ile aynı yaştaki Fikriye ve Filiz Aslan ikizler, turnuvalarda aldıkları derecelerle dikkatleri çekiyor. İkizlerin antrenörü Metin Eşme, "Türk spor tarihinde çok nadir görülen durumlardan birisini yaşıyoruz. İkiz kız ve ikiz erkek sporcularımız var. Bu benim için büyük bir şans. Hem erkek, hem kız ikizlerimiz var. Ve bu 4 ikiz sporcu 2019 yılında dördü de başarılı. Başarılarındaki en büyük sebeplerden bir tanesi, önce kendi içlerinde bir rekabet var" dedi.

Edirne Belediye Spor Tekvando Kulübü'nün bünyesindeki ikiz sporcular Hasan ve Hüseyin Arslan ile Filiz Nur ve Fikriye Naz Aslan kardeşler, aldıkları başarılarla dikkatleri üzerine çekiyor. Geçen Eylül tarihlerinde Ankara'da düzenlenen Türkiye Tekvando Şampiyonası minikler kategorisinde Hasan Arslan Türkiye birincisi, ikizi Hüseyin Arslan, üçüncü olurken, minik kızlarda Fikriye Naz Aslan, Türkiye ikincisi, aynı şampiyonada ikizi Filiz Nur Aslan ise Türkiye üçüncüsü oldu.

Edirne Belediyesi Spor Kulübü bünyesinde tekvando yapan ikizler aldıkları başarılı sonuçların yanında ikiz olmaları nedeniyle de ayrıca ilgi görüyor. İkizler antrenmanlarda çok çalışarak, ay yıldızlı formayı giyerek Avrupa, dünya ve olimpiyatlarda, Türkiye'yi temsil etmek istiyorlar.

'SPOR TARİHİNE İSİMLERİNİ YAZDIRACAKLAR'

Edirne Belediye Spor Kulübü ve Tekvando Milli Antrenörü Metin Eşme, ikiz sporcuların tekvando sporunda çok başarılı olduklarını, başarılarındaki en büyük nedenin kendi içlerindeki rekabet duygusu olduğunu belirterek, şöyle dedi:

"Türk spor tarihinde çok nadir görülen durumlardan birisini yaşıyoruz. İkiz kız ve ikiz erkek sporcularımız var. Bu benim için büyük bir şans. Türk spor tarihinde ikiz sporcular olmuştur tabi ki ancak bizim şöyle bir şansımız var. Hem erkek, hem kız ikizlerimiz var. Ve bu 4 ikiz sporcu 2019 yılında dördü de, Türkiye derecesi yaptılar kendi brançlarında ve kendi sıkletlerinde. Bir antrenör için büyük bir şans ve Edirne içinde büyük bir gurur. Sporcularımız küçük olmalarına rağmen uzun yıllardır tekvandoya gönül verdiler ve bu işi yapıyorlar. Başarılarındaki en büyük sebeplerden bir tanesi, önce kendi içlerinde bir rekabet var. Onlar her müsabakada sanki birmiş gibi yarışacak zanneder herkes. Oysa onlar gerçekten kazanmak için yarışıyorlar, kardeşleriyle yarışsalar bile. Bu da onları başarıya taşıyor. Çünkü Türkiye şampiyonlarında farklı sıkletlerde yarışmak onlar için bir anlamda şans aslında. Çünkü bu sayede bir birlerine rakip olmuyorlar. Bu Türk sporu içinde büyük bir fırsat diye düşünüyoruz. Dünyada yarın bu sporcularımız dünya şampiyonların da olimpiyatlarda belki de isimlerini yazdıracaklar. Ve dünya spor tarihinde de isimlerini yazdırıp tarihe geçecekler. Bu da Edirne ve Türkiye için çok büyük bir gurur. Bizde böyle bir sporculara sahip olduğumuz için çok şanslıyız."

'BİR BİRİMİZE RAKİP OLUYORUZ'

Müsabakalarda ayrı kilolarda antrenmanlarda ise bir birlerine rakip olduklarını söyleyen Filiz Nur Aslan, "Tekvando sporuna 4.5 yaşında başladık. Şu anda 12 yaşındayız. İkizimle burada çalışarak rekabet içindeyiz. Türkiye şampiyonasına gittiğimizde çok rahat oluyor. Müsabakalarda ayrı kilolarda bir birimize rakip olmuyoruz, bu nedenle şansımız artıyor. Ankara'da düzenlenen Türkiye Tekvando Şampiyonası'nda ayrı kilolarda ben Türkiye, ikincisi, kardeşim Türkiye, üçüncücü oldu" dedi.

'RAKİBİM KENDİM OLUYORUM'

Türkiye üçüncüsü Fikriye Naz Aslan, "Kardeşimle çalışmak bu sporu yapmak benim içim büyük şans. Bu sayede rakibim kendim olmuş oluyorum. Beni motive ediyor ve mutluluk veriyor. Kardeş kardeşe çalışıyoruz. Okulda da aynı sıra arkadaşım kardeşim. Öğretmenler bizi bazen karıştırıyor" dedi.

HEDEFLERİ DÜNYA VE OLİMPİYAT ŞAMPİYONU OLMAK

Geçtiğimiz ay Ankara'da düzenlenen Türkiye Şampiyonası minikler kategorisinde 30 kiloda Türkiye Şampiyonu olan Hüseyin Arslan, hedefinin olimpiyat şampiyonu olmak olduğunu ifade ederek, "Tekvando sporunu severek yapıyorum. Yaptığım derecelerle, Edirne'yi temsil etmek beni çok mutlu ediyor. Hocamın bana destek olması beni mutlu ediyor. Hedefim olimpiyat şampiyonu olmak" dedi Hasan Arslan ise kardeşini rakip olarak gördüğünü belirterek, "Hedefim dünya ve olimpiyat şampiyonu olmak. Kardeşimi rakip olarak görüyorum, o benim kopyam. Onunda rakiplerini yenerek derece yapmasını istiyorum. Kardeşim ile olimpiyatlarda şampiyon olmak istiyorum" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

----------

Salondan detay

İkizlerden genel detay

Çalışmalardan detay

Metin Aşme il röp.

Detay görüntü

İkizler ile röp.

Farklı açılardan detaylar

Sporcuların alkışlayarak vedası

===================

Fener alayında 500 metrelik Türk Bayrağı açıldı

Aydın'da, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında fener alayı kortejine katılanlar, 500 metrelik dev Türk bayrağı taşıdı.

Aydın Büyükşehir Belediyesi ve Efeler Belediyesi, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için dün (salı) akşam fener alayı düzenledi. Fener alayına, Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Efeler Belediye Başkanı Mehmet Fatih Atay, Yenipazar Belediye Başkanı Yüsran Erden, Sultanhisar Belediye Başkanı Osman Yıldırımkaya, CHP Aydın İl Başkanı Ali Çankır, İYİ Parti İl Başkanı Cemal Sarı, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Büyükşehir Belediyesi'nin önündeki tarihi Taş Köprü'den başlayan yürüyüşte fenerler yakıldı, el ele veren binlerce Aydınlı, 500 metrelik Türk Bayrağı taşıdı. Aydın Atatürk Kent Meydanı'nda yürüyüş son bulurken konuşma yapan Başkan Çerçioğlu, "Düzenlediğimiz büyük Cumhuriyet yürüyüşüyle bir kez daha birlik ve beraberliğimizi perçinledik. Cumhuriyetin, ne zorluklarla kurulduğunu ve bugünlere geldiğini hepimiz biliyoruz. Bugün burada demokrasimizi taçlandıran ve 100 yaşına yaklaşan Cumhuriyete sahip çıkmak için bir araya geldik. Cumhuriyeti bizlere armağan eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm silah arkadaşlarını ve şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz. Cumhuriyetimizin 96'ncı yaşı kutlu olsun. Yaşasın Cumhuriyet" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

- Cumhuriyet Yürüyüşünden görüntü

- 500 metrelik Türk Bayrağının yürüyüş anı yukardan çekilmiş görüntüsü

- Genel ve Detay görüntü

=====================

Aşırlı Adası'nın doğal zenginliği dağ keçileri

ADANIN TEK SAHİBİ KEÇİLER

Antalya'nın Demre ilçesindeki 145 dönümlük Aşırlı Adası'na 16 yıl önce bırakılan dağ keçilerinin sayısı gittikçe arttı. Bugün adanın tek sahibi haline gelen keçiler, bölgedeki yatçılar tarafından bekleniyor. Yatçıların bölgeye getirdiği turistler ise gördükleri manzara karşısında şaşırıyor.

Kekova Koyu'nda yer alan Gökkaya'da 145 dönüm büyüklüğündeki Aşırlı Adası, makilik ve çam ormanlarıyla kaplı. Neredeyse tamamı kayalık olan adaya 2003 yılında sahipleri tarafından dağ keçileri bırakıldı. 2004 yılında Demre Mal Müdürlüğü'nün açtığı dava sonucu, o dönemdeki sahiplerinden alınan Aşırlı Adası, Hazine'ye verildi. Birinci derecede sit alanı ve koruma altında olan adaya geçmişte bırakılan dağ keçileri zaman zaman kaçak olarak avlanmalara rağmen çoğaldı.

YATÇILAR YEMEK BIRAKIYOR

Günümüzde sayıları bilinmeyen dağ keçileri Aşırlı Adası'nın tek sahibi konumunda. Adanın batısındaki ve kuzeyindeki Gökkaya Koyu'na bakan bölümlerde bir arada 30'lu ve 50'li gruplar halinde dağ keçileri görülüyor. Dağ keçilerinin en büyük dostu ise bölgeye gelen yatçılar. Dağ keçileri yatçıların şefkati ve bakımı karşısında evcil hale geldi. Yatçılar adaya çıkarak dağ keçilerine yiyecek veriyor. Bazıları küçük botlarla adaya keçiler için yiyecek bırakıyor. Başta biraz korkarak yaklaşan keçiler daha sonra koşarak yiyeceklere geliyor. Dağ keçileri ormanın içinde ve kayalıklarda mutlu biçimde yaşamını sürdürüyor. Kekova turuna çıkan bazı yatçılar, akşam üstü su için sahile inen keçileri turistlere gösteriyor. Bazı yatçılar da adadaki kuyudan su alarak keçilere veriyor. Yatçılar keçilerin bazı insanlar tarafından kaçak olarak avlandığını belirterek, bunun önleminin alınmasını ve keçilerin adadaki sayısının artmasını istiyor.

'GÜN GEÇTİKÇE ÇOĞALIYORLAR'

Adaya keçilere yiyecek getiren Kekova'da deniz fotoğrafçılığı yapan Turgut Selçuk, "Burada yaban keçileri var. Bu keçiler turistiler tarafından büyük ilgi görüyor. Ayrıca burası doğal bir hayvanat bahçesi haline geldi. Bundan 15- 20 yıl önce bir iş adamı tarafından bu hayvanlar buraya bırakıldı. Doğal şartlarda bunlar burada yetişti ve büyüdü. Çoğalıyorlar gün geçtikçe. Turizme, ülke ekonomisine büyük bir yarar sağlamakta" dedi.

'TURİSTLERİN İLGİSİNİ ÇEKİYOR'

Yatçı Ahmet Kocabaş da "Güzel adamızda dağ keçileri mevcut. Bunlar ülke turizmi için, Demre turizmi için güzel bir kazanç. Buraya Kekova turuna gelen turistlere, dağ keçilerini gösterdiğimiz zaman fotoğraflıyor ve ilgilerini çekiyor. Bu da bizim için artısı olan bir durum" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

--------------

- Adaya yiyecek getirenler

- Adanın hava görüntüsü

- Adanın çeşitli bölümlerinde dağ keçileri

- Kıyıda sürü halindeki dağ keçileri

- Keçilerin besleyenler

- Röportajlar

478 MB /// 07.53"

==================

İki kez ameliyat masasından kalktı, üçüncüde sağlığına kavuştu

Antalya'da iki kez karaciğer nakli için ameliyata alınan, ancak çeşitli nedenlerle nakil olamayan Mustafa Özdemir (36), üçüncü kez girdiği ameliyathaneden sağlığını kazanarak çıktı. Yaşadıklarını "takdir-i ilahi" olarak değerlendiren Özdemir, doktorlarına teşekkür etti.

Düzce'de yaşayan tekstilci Mustafa Özdemir, eşi Dilek Özdemir'in (30) doğumdan sonra hızla aldığı kilolar nedeniyle normal yaşantısını sürdürememesi üzerine eşine şifa aramak için 5 ay önce Antalya'nın Alanya ilçesine geldi. Eşinin tüp mide ameliyatına hazırlandığı sırada Alanya'da kardeşinin evinde bir gece aniden rahatsızlanan Mustafa Özdemir, hastanede yapılan tetkik ve tahliller sonucu karaciğerinde kitle olduğunu öğrenince neye uğradığını şaşırdı. O güne kadar hiçbir şikayeti olmayan Özdemir, kitlenin acil olarak alınması gerektiği belirtilerek Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi.

Yapılan ileri tetkiklerde kitlenin kanserli olduğu belirlenen Özdemir'in, acil ameliyata alınması gerektiğine karar verildi. Doktorlar, ameliyata aldıkları Mustafa Özdemir'in karaciğerinde kitlenin yanı sıra siroz da olduğunu görünce ameliyatı tamamlamadan sonlandırmak zorunda kaldı. Hem sirozlu hem de kanserli karaciğerin değiştirilmesine karar verilince organ bekleme listesine alınan Özdemir, kadavradan çıkacak uygun karaciğeri beklemeye başladı.

Kısa süre sonra kadavradan uygun karaciğer bulunması üzerine Mustafa Özdemir, ikinci kez ameliyata alındı. Karaciğerin nakledileceği sırada kadavradan bağışlanan karaciğerin kıvamı ve görüntüsünün uygun olmadığını fark eden doktorlar, ikinci kez ameliyatı sonlandırmak zorunda kaldı. Doktorlar, hastanın durumunun acil olması nedeniyle canlıdan karaciğer nakli yapılan bir dış merkeze yönlendirdi. Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin organ bekleme listesinde olan Özdemir, dış merkezde kardeşinden karaciğer nakline hazırlanırken, Antalya'dan gelen haberle büyük sevinç yaşadı. Kadavradan karaciğer bulunduğu haberi üzerine bulunduğu şehirden gece yarısı uçakla Antalya'ya gelen Özdemir, üçüncü kez alındığı ameliyathaneden bu kez sağlığını kazanarak çıktı.

Eşinin hastalığına çare ararken kendisi hastalanıp eşinden önce ameliyat olan Mustafa Özdemir, yaşadıklarını "takdir-i ilahi" olarak değerlendirdi.

'HABER VERİLİNCE GECE YARISI ANTALYA'YA GELDİM'

Yaşadıklarını anlatırken duygulanan Mustafa Özdemir, üçüncü kez girdiği ameliyathaneden sağlıklı çıktığını belirterek, doktorlarına teşekkür etti. Eşi Fatma Özdemir'in, 2.5 yaşındaki kızlarının doğumundan sonra çok kilo aldığını anlatan Özdemir, "Eşim daha önce kalp kapakçılarından ameliyat olmuştu. Ayrıca skolyoz ameliyatı geçirmişti. Kiloları nedeniyle yatarak uyuyamıyordu, oturarak uyumaya başlamıştı. Çocuğumuza bakamıyor, evle ilgilenemiyordu. Ben hem çalışıp hem onlarla ve evle ilgilenmeye başlamıştım. 5 ay önce eşimin tüp mide ameliyatı için Antalya'ya geldik. Ama ben hastalandım" dedi.

Karaciğer naklinin ardından kendini çok iyi hissettiğini belirten Mustafa Özdemir, "Dış merkezde canlıdan karaciğer nakline hazırlanıyordum. Kardeşim karaciğerini verecekti ama nakil yapılmadan bir gece Doç. Dr. Tuğrul Çakır arayarak kadavradan karaciğer bulunduğunu söyledi. Benim uçak biletime kadar her konuda yönlendirdi. Çok sağolsun. Allah razı olsun. Gece yarısı Antalya'ya ulaştım. Ameliyatım gerçekleşti. İki gün yoğun bakımda kaldıktan sonra servise alındım. Çok şükür şu anda kendimi çok çok iyi hissediyorum" diye konuştu.

'EŞİM DE KIZIM DA ZOR DÖNEMLER YAŞADI'

Eşinin de önümüzdeki ay tüp mide ameliyatı olacağını sözlerine ekleyen Özdemir, "Bir küçük kızımız var. Annesiz babasız kalsın istemiyorum. Kızım da zor dönemler yaşadı. Kalbinde iki delik vardı. O da ameliyat oldu. Kızıma yaşamaz gözüyle bakıyorlardı. Ama kızım da babası gibi güçlü oldu. Şimdi güçlü olması gereken benim. Onu koruyacak kollayacak olan ben ve annesi. Kızımızın yanında olmak istiyoruz" dedi.

'KADAVRANIN NE ZAMAN ÇIKACAĞI BELLİ DEĞİLDİ'

Ekibiyle birlikte karaciğer nakli ameliyatını gerçekleştiren Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi ve Organ Nakli Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Tuğrul Çakır ise daha önce iki kez ameliyata aldıkları ancak ikisini de sonlandırmak zorunda kaldıkları hastanın, üçüncü ameliyatında başarılı bir nakil gerçekleştirdiklerini söyledi. Mustafa Özdemir'in kendilerine karın ağrısı şikayetiyle başvurduğunu kaydeden Doç. Dr. Çakır, yapılan ileri incelemeler sonucunda karaciğerinde kitle belirlendiğini ifade ederek şunları söyledi:

"Bu kitleye yönelik karaciğerindeki tümörün çıkarılması yönünde karar verdik. Ameliyathaneye aldığımızda ise karaciğerinin ileri derecede sirotik yapıya sahip olduğu gördük. Ameliyatı sonlandırdık ve hastamıza karaciğer nakli için planladık. Karaciğer nakli için ön değerlendirmeleri tamamlandıktan sonra kadavradan transplantasyon için organ bekleme listemize dahil oldu. Yaklaşık 3,5-4 ay önce hastaya kadavradan bir karaciğer bulundu. Hastayı ameliyata aldık ancak gelen karaciğerin görüntüsü ve kıvamı uygun olmadığı için hastaya da uygun olmayacağına kanaat getirerek ameliyatı sonlandırdık. Ancak hastanın durumu acildi. Kadavradan karaciğerin ne zaman çıkacağı belli değildi. Bu nedenle hastayı canlıdan karaciğer nakli yapılan bir dış merkeze yönlendirdik."

HASTALARIN ELLERİ AYAKLARINA DOLANIYOR

Canlıdan karaciğer nakli için dış merkeze yönlendirilmesine rağmen Mustafa Özdemir'in, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi organ bekleme listesinde olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Çakır, "Bekleme listesindeki hastamıza karaciğer bulununca saat 23.00 civarında Mustafa'ya ulaştık" dedi. Doç.Dr. Çakır, hastanın henüz canlıdan karaciğer nakli olmadığını söylemesi üzerine bulunduğu merkezden gerekli izinler alındıktan sonra kendisine kadavradan organ nakli için Antalya'ya çağırdıklarını belirtti. Mustafa Özdemir gibi organ bekleyen diğer hastaların da organ bulunduğu haberini alınca heyecandan ellerinin ayaklarının dolaştığını çok iyi bildiklerini sözlerine ekleyen Doç.Dr. Çakır, bu süreçte hastalara yardımcı olduklarını söyledi.

MUSTAFA "İYİ Kİ AMELİYATI YAPMIŞIZ" DEDİĞİM HASTALARDAN BİRİ

Bir hekim olmanın yanı sıra bir insan olarak da bir hastaya organ bulunduğu haberini vermenin kendileri için büyük mutluluk olduğunu ifade eden Doç. Dr. Çakır, sözlerini şöyle noktaladı:

"Organ bulununca Mustafa'yı nereden uçağa bineceği konusunda yönlendirdik. Yardımcı olduk. Mustafa saat 03.30 sıralarında Antalya Havalimanı'na indiğinde biz kadavradan karaciğeri çıkarmıştık. Sabah ise üçüncü kez ameliyata alarak karaciğer naklini gerçekleştirdik. Sıkıntılı bir ameliyattı çünkü daha önce karnı açılmış bir hastaydı ama gayet başarılı geçti. Mustafa, şu anki halini görünce "İyi ki bunu yapmışız" dediğim hastalardan biri. Sağlığı gayet iyi."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------------

Eğitim araştırma hastanesi dış plan görüntü

Organ nakli merkezi dış plan görüntü

Mustafa Özdemir organ nakli merkezine gelirken görüntüsü

Mustafa Özdemir, Doç. Dr. Tuğrul Çakır'a muayene olurken görüntüsü

RÖP 1: Doç. DR. Tuğrul Çakır

RÖP 2: Mustafa Özdemir

616 MB -- 05.34 /// HD

=====================

Bartın'da tarihi hamam restore ediliyor

BARTIN'ın Ulus ilçesinde 1890 yılında Saraçoğlu İbrahim Efendi tarafından yapılan Kocagöz hamamının restorasyon çalışmaları başladı.

1890 yılında ilçenin ileri gelen kereste tüccarı Saraçoğlu İbrahim Efendi tarafından konağın yanına taş işçiliği ile yaptırılan hamamın bir süre önce restorasyonuna karar verildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Restorasyon Yardımlar Fon Şube Müdürlüğü'nce "Taşınmaz Kültür Varlığı" olarak kayıtlı bulunan Kocagöz hamamında çalışmalarda çatı onarımı, hamamın içi horasan harcı ile sıvanarak, pencereler aslına uygun olarak yapılacak. Hamamın içindeki kurnalar ile kubbede bulunan 9 adet fil gözlü pencereler değiştirilecek.

Hamamın mülkiyetinin Aynur Ergün Küçükerciyes'e ait olduğunu belirten Ulus ve Köylerine Hizmet Götürme Derneği Başkanı Satı Lütfi Okçu, "Tarihi Kocagöz hamamı bizim için çok önemli ve şu anda restorasyonu başladı. Hamamın içi tamamen horasan harcı ile sıvanacak. Ve en kısa sürede bitirilmesi hedefleniyor. Sonrasında turizme kazandırılacak. İlçemizin büyük tüccarlarında Kocagöz ailesinin mirasına da bizler sahip çıkmış olduk. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.ö dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

---------------

-Hamam detay görüntüler

-Hamamın içi detay

-Yapılan çalışmaları

-Lütfi okçu ile röp.

Süre: 3.28 Boyut: 107 MB

====================

(ÖZEL)- Minibüs şoförlüğünü bırakıp ilçenin ilk otelini yaptı

Kahramanmaraş'ın Andırın ilçesinde 22 yıl minibüs şoförlüğü yapan Mehmet Cinkara, şoförlüğü bırakıp hibe desteği alarak ilçenin ilk otelini yaptı. Tarım ve Kırsal Kalkınma Kurumu'ndan (TKDK) destek alan Cinkara, 2 milyon lira harcayarak yaptığı otelde 15 kişiye de istihdam sağlıyor. Cinkara, otelin doluluk oranının çok iyi olduğunu söyledi.

Andırın- Kahramanmaraş arasında 22 yıl minibüsü ile yolcu taşıyan 9 çocuk babası Mehmet Cinkara, Arıklar Mahallesi'nin Haştırın Mevkii'nde bir alabalık çiftliği kurulunca kendisi de bölgede balık lokantası açtı. Taşıdığı yolculardan, "Andırın'da otel olmadığı için Kahramanmaraş'a gidip geliyoruz" şikayetlerini dinleyen Cinkara, yıllarca ilçeye otel yapmanın hayalini kurdu.

YEMEĞE GELENLER HAYALİNİ GERÇEKLEŞTİRDİ

Bir gün Mehmet Cinkara'nın dere kenarındaki küçük lokantasına gelen TKDK görevlileri kendisiyle sohbet ederken kurumun verdiği hibe desteklerinden bahsetti. Bunun üzerine hayalini gerçekleştirmek için yola çıkan Mehmet Cinkara, 1 milyon 200 bin lira maliyetle 3 yıldızlı bir otel projesi hazırladı. Projeyi onaylayan TKDK'dan 600 bin lira hibe alan Cinkara, 24 odalı 3 yıldızlı otelini 2016'nın şubat ayında hizmete açtı.

"İLÇENİN İLK OTELİNİ YAPTIK"

Otelinin Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın denetiminde olduğunu ve 15 kişiyi istihdam ettiğini belirten Mehmet Cinkara her şeyin, TKDK personellerinin yemeğe gelmesiyle başladığını söyledi. 15 kişiyi istihdam ettiğini ifade eden Cinkara, otelin hikayesini şöyle anlattı: "TKDK'dan yaklaşık 20 kişi buraya yemeğe geldiler. "Biz yemeğini beğendik, burayı da beğendik. Bir projen varsa destek verelim" dediler. Ben de Andırın'da otel olmadığı için altı kahvaltı salonu lokanta olan bir otel düşündüğümü söyledim. Onlar da destek verebileceklerini söylediler. Hemen projemizi hazırladık. Projemiz onaylandıktan sonra kolları sıvadık ve otelimizi yaptık. Andırın için büyük bir nimet, hizmet oldu. Burayı açtıktan sonra otel bir anda doldu. 13 Şubat 2016'da açmıştım. Bir hafta-10 gün oda soranlara "Yok" dedik gelenlere ve yaza kadar da dolu geçti. Adamlar "Biz sana dua ediyoruz. Andırın'da otel olmadığı için çok perişandık" dedi. Proje bedeli 1 milyon 200 bin liraydı ve bunun 600 bin lirasını TKDK'dan hibe aldık ama otelin bize maliyeti 2 milyon lirayı buldu. Ama Andırın'ın başka oteli olmadığı için Andırın'ın ilk otelini biz yapmış olduk."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-------------

- Otelin drone görüntüsü

- Mehmet Cinkara'nın odaları dolaşması

- Yatağı düzeltmesi

- Odalardan detay

- Cinkara ile röp.

- Restorandan detay

- Genel ve detay görüntüler

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 713 MB

======================

Kanser hastası şair ve yazar, evini "kültür- sanat evi'ne dönüştürdü

Isparta'da, 5 yıldır kolon kanseri tedavisi gören, şair ve yazar Zeki Çelik (63), evinin alt katını "kültür ve sanat evi'ne dönüştürdü. Yazdığı şiirleri, kitapları ve aldığı ödülleri burada sergileyen Çelik, kanser tedavisi için kente gelen; ancak konaklayacak yeri olmayan hastalara da evini tahsis ediyor.

Isparta'da doğup, büyüyen Zeki Çelik, yaklaşık 48 yıl önce şiir yazmaya başladı. Çelik, şiirlerin yanı sıra çeşitli kitaplar da yazdı. Şiir ve kitapları ile ödüller alan, evli ve 2 çocuk babası Çelik, emekli olduktan sonra eşiyle 2 katlı evlerinde oturmaya devam etti. Bir süre sonra kolon kanseri teşhisi koyulan Çelik, 2014 yılında ameliyat oldu. Ameliyatının ardından tedavisi devam eden Çelik, kanserle mücadelesini bırakmadı. Şiir yazarak, kanserle savaşan Çelik, evinin alt katını hem kendi eserleri hem de çeşitli eserlerin yer aldığı "kültür ve sanat evi'ne dönüştürmeye karar verdi. Çelik, aynı yıl evinin alt katını "Zekice Kültür ve Sanat Evi'ne dönüştürdü. Yazdığı şiirler ile kitapları ve aldığı ödülleri burada sergileyen Çelik, "sanat evi'ni kanser tedavisi görmek için Isparta'ya gelen; ancak konaklayacak yeri olmayan hastalara da tahsis ediyor.

Şu ana kadar 15 bini aşkın şiir yazdığını söyleyen Zeki Çelik, "Bunun yanında romanlarım, hikayelerim, masallarım, manalı sözlerim, fıkralarım vardır. Bestelenmiş şiirlerim var. "Zekice Kültür ve Sanat Evi'ni kurmadan önce "Zeki Çelik Yayınları'nı kurdum. Kendi imkanlarımla 5 kitabımı yayımladım. Türkiye'de ilk defa kitap okuma- kiralama sistemini 90'lı yıllarda resmi olarak başlattım. Kitap okumak isteyip de kitap alamayanlara ikinci el kitapları önermiş oldum ve bu Türkiye'de tuttu. Bölge bölge yayılmış oldu" diye konuştu.

'BİNLERCE ARŞİV VAR'

'Zekice Kültür ve Sanat Evi'ni uluslararası şair ve yazarların katılımıyla açtığını anlatan Zeki Çelik, "Bir TIR dolusu, binlerce arşiv var. Tamamını kendi imkanlarımla yaptım. Yıllardır ödüller, plaketler, onur belgeleri, katılım belgeleri, hediyeler aldığım için bunların her birine ayrı değer verdim. Çalışma ofisimde de bir kısmı var. Diğerleri halk kütüphanesi salonlarında. Burası sadece kütüphane değildir. Kanser hastası olduğum için burada kader arkadaşlarıma da evimi açtım. Uzaktan gelip kemoterapi tedavisi görenler, bu süreçte burada kalabiliyor. 2014'te kolon kanserinden ameliyat oldum. Birkaç operasyon geçirdim" dedi.

48 YILLIK ARŞİV

'Kültür ve Sanat Evi'nde sanatla ilgili her şeyin olduğunu belirten Çelik, "Burada 48 yıllık arşivim var. Hazine dolu burası. Eserlerim de burada, kitaplarım da burada. Anahtarı da dışarıdadır. Telefonum orada yazılı. Tüm halka açıktır. Burası 7/24 ziyaret edilebilir. Azerbaycan, Doğu Türkistan, Kazakistan'dan gelenler var. Dünya şairleri arasında yer aldığım için gönül dostlarım geliyor. Almanya ve Fransa'dan ziyaretçilerimiz var" diye konuştu.

'İNSANLARIN OKUMASINI İSTİYORUM'

Kanserle ilgili çalışmaları olduğunu da anlatan Çelik, "Kanseri şiir yazarak yenmeye çalışıyorum. Ayrıca çanta imalatım var. Ondan gelir kaynağı sağlıyorum. Kanserle ilgili kitaplar var. Sağlıkla ilgili kitap yazıyorum. Amacım bizden sonrakilere umut olmak. Hiç kimse rahatsızlığının farkında değil ama okuyarak en azından kendine çekidüzen verir. Rahatsızlığını tespit eder, diye düşünüyorum. İnsanların okumasını istiyorum" dedi.

Zeki Çelik, kanserle olan mücadelesiyle ilgili de "Yılma, yorulma beşikten mezara kadar okuyan insan hayattan her türlü lezzeti tadar. Fazla söze ne hacet, anlayana yeter bu kadar. Oku oku, yaz, bir daha oku. Oku oku, yaz, bir daha oku" şiirini yazdığını söyledi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

- Kültür ve Sanat Evi'nden görüntüler

- Zeki Çelik'in konuşması

- Kültür ve Sanat Evi'nden detaylar

- Ziyaretçiler detay

- Kitaplar detay

- Kupalar detay

- Ziyaretçiler röp

Kaynak: DHA

HABERE YORUM KAT