1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Özafşar:

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Özafşar:

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Özafşar, kurumun statüsü başta olmak üzere kurumsal yapısını güçlendirecek yapısal adımların,...

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Özafşar:

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Özafşar, kurumun statüsü başta olmak üzere kurumsal yapısını güçlendirecek yapısal adımların, reformların mutlaka yapılması gerektiğini vurgulayarak, "Organizasyon kapasitesi kabiliyeti, teknolojik alt yapı, kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi gibi konularda çok ciddi problemlerimiz var. Mevcut mevzuat alt yapısıyla mevcut statüyle özellikle" dedi.

Prof. Dr. Özafşar, Afyonkarahisar'da 20 Şubat'ta başlayan ve bugün tamamlanan 2. İlçe Müftüleri Kongresi'nin kapanışının ardından toplantıyı değerlendirdi. Toplantıda Diyanet İşleri Başkanlığının, kurumsal kimliğinin güçlenmesi ve işleyişinin arttırılması gibi konularda fikir alışverişinde bulunulduğunu kaydeden Prof. Dr. Özafşar, toplantının verimli geçtiğine işaret etti. Kurumun geldiği noktada karşı karşıya kaldığı sorunlara, ihtiyaçlara ve taleplere cevap veremeyecek noktalara geldiğini anımsatan Prof. Dr. Özafşar, "Dünya çok hızlı değişiyor, biz 21. yüzyılda yaşıyoruz ama bizim kurumumuz başta olmak üzere ülkemizdeki ve İslam dünyasındaki kurumların çoğu 100 yıl öncesinin formatında şekillendi, temel yasalarımız o zaman çıktı. Bugün karşı karşıya kaldığımıza sorunlar, ihtiyaçlar ve taleplere cevap veremeyecek noktalara geliyoruz. O bakımdan Diyanet İşleri Başkanlığının yapısal sorunları nelerdir? Diyanet İşleri Başkanımızın da vurguladığı gibi, Diyanet İşleri Başkanlığının eğer 21. yüzyılda dünya ölçeğinde eğer hizmet üretecekse, bilindiği gibi kurumumuz Afrika Dini Liderler Zirvesi yapıyor, Asya-Pasifik Dini Liderler Zirvesi, Latin Amerika, Balkan ülkeleri, Avrasya İslam Şurası, Avrupa Dini Liderler Platformu gibi küresel ölçekte büyük organizasyonlar yapıyor ve bütün dünyadan hem ülkemize hem de diyanetimize hizmet talepleri geliyor. Bu talepleri karşılayabilmek için zorlanıyoruz. İnsan kaynağının yeterliliği konusunda, organizasyon kapasitesi kabiliyeti konusunda teknolojik alt yapı konusunda, kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi konusunda çok ciddi problemlerimiz var" diye konuştu.

"Bizim 100 yıl öncesinin şartları çerçevesinde geleceğe yürümemiz söz konusu değil"

Kurumun kendisini güncelleyip yapısal reformlara kavuşması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Özafşar, açıklamasına şöyle devam etti:

"Mevcut mevzuat alt yapısıyla mevcut statüyle özellikle. Diyanet İşleri Başkanlığı 3 Mart 1924 de kurulmuştur yani 100 yıla yaklaşan bir geçmişi var, çok önemli kazanımları var, deneyimleri, tecrübeleri, birikimleri var. Hizmet standartları var. Bütün bunları güncelleyemediğimiz zaman, 21. yüzyılın dijital çağın, küreselleşmiş dünyanın ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yenileyemediğimiz zaman etkin olamıyoruz. O bakımdan Diyanet İşleri Başkanlığının statüsü başta olmak üzere kurumsal yapısını güçlendirecek yapısal adımların, reformların mutlaka yapılması lazım. Türkiye çok ciddi dönüşümlerden geçiyor, dünya çok ciddi dönüşümlerden geçiyor. Siyasi, iktisadi, politik, askeri yenilenmelerden geçiyor, bizim 100 yıl öncesinin şartları çerçevesinde geleceğe yürümemiz söz konusu değil. Bu konuları zaman zaman yeri geldikçe toplantılarımızda ele alıyoruz. Yeniden yapılanma, Diyanet İşleri Başkanlığı 2010 yılında bir kanun çıkarttı ve kendini güncelledi, o sayede de bugünkü ihtiyaçları güçlükle de olsa karşılamaya çalışıyor. Ama biz önümüzdeki 10, 30, 50 yıllara bakmak zorundayız. O bakımdan milletimizin bekası için din alanının bir kaos alanına dönüşmemesi için Diyanet İşleri Başkanlığı son derece stratejik bir kurumdur. Dün alanını kaotik bir ortama dönüştürmek isteyen bir takım unsurlar var. Maalesef 15 Temmuz'da bunun ne kadar acıtıcı olabildiğini hep birlikte millet olarak gördük. Ama milletin feraseti, cesareti, dirayeti sayesinde bu aşıldı. Dolayısıyla din alanının bir kaosa dönüşmemesini temin edecek olan müessese Diyanet İşleri Başkanlığı ise milletimiz, devletimiz bu görevi Diyanet İşleri Başkanlığına vermişse bu konuda daha etkin bir rol üstlenebilmeli bunun içinde gerekli alt yapı gerek mevzuat açısından gerekse psikolojik ve diğer destekler açısından sağlanabilmeli."

"Dünyayı doğru bilgilendirmemiz gerekiyor"

Konuşmasında son olarak Diyanet İşleri Başkanlığının, din alanını kaotik olmaktan kurtarmak için uğraş verdiğini belirten Prof. Dr. Özavşar, "Dijital çağ medyatik çağ dediğimiz bu çağda 21. yüzyılda Diyanet Başkanlığının İslamın yalın hakikatlerini doğru bilgisini sağlıklı bilgisini toplumlara iletebilmek için medyatik alanda medya alanında daha da güçlenmesi gerekiyor daha da çoğalması gerekiyor. Artık hayatımız dijitalleşti sanal alem diye bir gerçeklik var dünya küçüldü küreselleşti, bugün Diyanet İşleri Başkanlığı dünyanın her yerinde hizmet talebiyle karşı karşıya. O bakımdan bunları karşılayabilmek için iletişim imkanlarını çoğaltacak alt yapı yatırımlarına ihtiyacımız var. Öncelikle 900'ü aşkın bine yaklaşan ilçe müftülüklerimiz il müftülüklerimiz taşra teşkilatımızın bu anlamda dijital alt yapıyı güçlendirmesi ve bilgi üretimini bilgi paylaşımını yaygınlaştırması gerekiyor. İslam dünyasında hatta batıda din eksenli bir takım şiddet hareketleri yanlış anlamalar terörize edilmiş dini yaklaşımlar anlayışlar İslamın saf hakikatinden uzaklaşan manipüle edilmiş dini yorumlar uzaktan kullanılan ele geçirilmiş bir takım dini teşekküller yapılar insanımızın din güvenliğini inan güvenliğini tehdit ediyor. Diyanet İşleri Başkanlığının bir temel stratejik ödevi de inanç özgürlüğünü insanların serbest bir şekilde yerine getirebilmelerine imkan sağlamak. Din alanını kaotik olmaktan kurtarmak bu konuda uğraş ortaya koymak, mücadele vermek aynı zamanda bireyin ve toplumun din özgürlüğünü yerine getirebilmesi için dini vecibelerini görevlerini isteyen insanların gerekli imkanı sağlamak. Doğru dini bilgiyle de onları buluşturmak. Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığının, İslamofobi gibi dünya ölçeğinde Müslümanlara ötekileştiren İslam medeniyetini aşağılayan kıta Avrupa ve Amerika gibi ülkelerde gittikçe de artan aşırıcılıkların konusunun olduğunu görüyorum. Bu konuda da dünyayı doğru bilgilendirmemiz gerekiyor" diye konuştu.

Haber KaynağıHaber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.