1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Ömer Halisdemir’in şehit edilmesi davasında üçüncü gün

Ömer Halisdemir’in şehit edilmesi davasında üçüncü gün

15 Temmuz darbe girişimi gecesi şehit olan Astsubay Ömer Halisdemir'i taşıyan tutuklu sanık Astsubay İsmail Çınar, "Ben Ömer Halisdemir'i darbeci olarak...

Ömer Halisdemir’in şehit edilmesi davasında üçüncü gün

15 Temmuz darbe girişimi gecesi şehit olan Astsubay Ömer Halisdemir'i taşıyan tutuklu sanık Astsubay İsmail Çınar, "Ben Ömer Halisdemir'i darbeci olarak düşündüm. Semih Terzi'nin o an darbeci olduğunu düşünemiyorum. Ağaçlıkların orada yerde yatan kişinin yanına koştum. Yüzüstü yatıyordu, sırt üstü çevirdim. Aydınlık tarafa çekmek için Hasan Aksoy yardım etti. Aydınlık tarafa çektik, ondan sonra rahmetlinin yüzüne baktım ve tanıdım. Bilinci kapalıydı. "Bizim kışlada da darbeciler var" dedim" ifadelerini kullandı.

FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Özel Kuvvetler Komutanlığını (ÖKK) ele geçirmek isteyen darbeci general Semih Terzi'yi vurarak darbe girişiminin seyrini değiştiren Astsubay Ömer Halisdemir'i şehit eden darbecilerin savunmalarının alınmasına devam edildi. Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada savunma yapan tutuklu sanık Astsubay Başçavuş İsmail Çınar, 15 Temmuz akşamı Diyarbakır'daki karargahlarında olduğunu, alarm verildiğini ve Ankara'ya gitmek üzere hazırlıklar yapılmasının söylenildiğini belirtti. Diyarbakır Havaalanı'na gidecekleri otobüse binmeden önce TSK'nın yönetime el koyduğunu duyduğunu anlatan Çınar, bir arkadaşıyla konuştuğunu, "İnşallah böyle bir şey yoktur" dediğini kaydetti. Çınar, "Barış Batmaz önümde oturuyordu. Genelkurmay Başkanlığında görevli olan Murat Binbaşını aradı. Ne olduğunu sordu. Murat Binbaşı "Herhangi bir şey yok, tatbikat yapılıyor. Genelkurmay Başkanı elini kolunu sallayarak helikoptere bindi" dedi. Otobüste radyo dinlerken Başbakanın TSK'nın içinde küçük bir grubun kalkışma yaptığını ancak bunun bastırıldığını söylediğini duydum. O an darbe olduğunu anladım. Biz onu bastıracağız diye düşündüm. Olan bitene bir anlam vermeye çalışıyordum. Havaalanına gittiğimizde bizim birliğimize ait uçağın olduğunu gördüm. O ana kadar beni rahatsız edecek bir şey görmedim. 1 ve 3'üncü tim değil de, 2 ve 3'üncü tim gelsin deselerdi şüphelenirdim. 1 ve 3'üncü timi Ankara'ya gidecekler olarak seçmesi normal geldi. 2'nci tim biraz daha yeniydi, çaylaktı" diye konuştu.

"Rahmetli Ömer Halisdemir onun atışlarıyla yere düştü"

Ankara'ya hareket etmek için bindikleri helikoptere Semih Terzi ve emir astsubayı Ahmet Kara'nın bindiğini gördüğünü anlatan Çınar, Semih Terzi'nin sürekli telefonla uğraştığını, elinde de pusulaya benzer bir şey gördüğünü kaydetti. Çınar, Ankara'ya gitme amaçlarının kendilerine söylenilmediğini iddia ederek, otobüste Başbakan Binali Yıldırım'ın açıklamasını duyduğunu, alarm verildiğini ve bu nedenle kendilerine bir açıklama yapılması gerektiğini düşündüğünü ifade etti. Çınar, Fatih Şahin'in helikopterden indikten sonra kamuflajlı bir grubun kendilerine müdahale edebileceğini, bu ihtimale karşı emniyet almaları gerektiğini söylediğini dile getirdi. Semih Terzi'nin bulunduğu helikoptere bindiğini söyleyen Çınar, Mogan Gölü'nü gördüğünde Özel Kuvvetler Komutanlığına gittiklerini anladıklarını ve içinin rahatladığını ifade ederek, "Kapı açıldı Semih Terzi önde gidiyordu, ben de arkasından ilerliyordum. Sağ tarafından koşarak biri geldi gruba yaklaştı. "Komutanım" dediğini hatırlıyorum. Orada başkalarını da vurabilirdi ama hedef gözeterek iki veya üç el ateş etti. Ben bir şok geçirdim. Ardından ağaçlıklara doğru kaçmaya başladı. Rahmetli koşmaya başlarken "ateş baskısı" dendi, öyle hatırlıyorum. Ön taraftan ateş gelmeye başlayınca ben önce kendimi yere attım ama kaçan kişiye bakıyordum. Tam yere yatarken benim görüş açımın tam çaprazlanmasına bir kişi ritim atışı yaparak geçti. Benim kanaatim rahmetli Ömer Halisdemir onun atışlarıyla yere düştü. Yaklaşık 8 el olduğunu düşünüyorum. Sonradan boy, kilo, yürüyüş olarak değerlendirdiğimde o kişinin Fatih Şahin olduğunu tahmin ettim" şeklinde konuştu.

"Ben Ömer Halisdemir'i darbeci olarak düşündüm"

Çınar, üst taraması görevinin kendinde olduğunu anlatarak, Ömer Halisdemir'in aramasının yapılması üzerine ona doğru ilerlediğini kaydetti. Çınar, "Ben Ömer Halisdemir'i darbeci olarak düşündüm. Semih Terzi'nin o an darbeci olduğunu düşünemiyorum. Ağaçlıkların orada yere yatan kişinin yanına koştum. Yüzüstü yatıyordu, sırt üstü çevirdim. Orası çok karanlık olduğundan yüzünü göremedim. Aydınlık tarafa çekmek için Hasan Aksoy yardım etti. Aydınlık tarafa çektik, ondan sonra rahmetlinin yüzüne baktım ve tanıdım. Bilinci kapalıydı. "Bizim kışlada da darbeciler var" dedim. Ondan sonra bende paranoya başladı, kim kim diye" ifadelerini kullandı.

"Ümit Bak'ın elini kafasına götürdüğünü, şok geçirdiğini gördüm"

Vurulan Semih Terzi'nin karargaha götürüldüğünü, ona müdahale etmesi için de Hüseyin Aksoy'u çağırdıklarını belirten Çınar, "Ben de arkalarından gittim. Amacım olayı öğrenmeye çalışmaktı. Ümit Bak'ın elini kafasına götürdüğünü, şok geçirdiğini gördüm. Belli bir süre geçti "ambulans geldi gitti" dediler, ardından helikopter geldi. Tam merdivenlerden aşağı doğru inerken Turgay tüfeğimi çekti. "Başım dönüyor, Semih Terzi'yi sen taşı, ben silahını tutarım" dedi. Ben tersledim "Silahımı neden vereyim, böyle de taşırım" dedim, öyle taşıdım. Fatih Şahin, "Sen gelme Mihrali Üsteğmene yardım et" dedi. Daha sonra Mihrali Üsteğmen, Fatih Şahin, Ümit Bak ve Mehmet Ali Çelik'in hain olduğunu söyledi. Ahmet Kemal Yüzbaşı ile görüştüğünü, ona da Zekai Aksakallı'nın söylediğini bana anlattı. Daha sonra Ümit Bak ile Mehmet Ali Çelik'i derdest etme konusu açıldı. Nasıl karşılık verirlerse öyle davranacağımızı söyledi. Karargah içerisine geçtim, üst kattan alt kata inen merdivende Mehmet Ali Çelik önümüze çıktı. Hemen yapıştık kendisine. "Durun ne yapıyorsunuz emir var" dedi. Onu hemen dışarıya çıkardık. Turgay Uslanmaz geldi aklıma. "Tüfeğimi çekiştirdi, onu da alalım" dedim ve onu da aldık. Sürekli bir şey söylüyordu. Telefonunu aldık. Telefonunda sürekli bir arama oldu. Açmam gerekiyor diye bir şeyler de söyledi bana. Ümit Bak'ın odasını bilmiyoruz, odasını sorduk. Ümit Bak'ın odasından girdik, ben direkt tüfeğimi kaldırdım. Bu esnada telefon ahizesi vardı elinde. Ya telefon görüşmesini bitiriyordu ya da arayacaktı hatırlamıyorum. Tam o esnada silah sesleri duymaya başladım. Mihrali Atmaca ile Nedim Şahin boğuşuyordu. Nedim Şahin'in göğsüne doğru ateş ettim. Sonra Ümit Bak'ı aldım, aşağıya indirdik. Bir süre mevziye yattım. Biri gelse dost mu düşman mı bilemiyoruz. Sürekli paranoya vardı" dedi.

"Semih Terzi'nin hain, Ömer ağabeyin şehit, kahraman olduğunu anladım"

Çınar, daha sonra karargahtaki herkesi gözaltına aldıklarını anlatarak, "Hava aydınlanmaya başladı. Görüntü izleme odasında duruyorum bu arada. Görüntü izleme odasında nizamiyede darbeci grup, dışarıda dost kuvvetler var. Dost kuvvetlerin girişini engelliyorlar, izliyordum bunları. Mihrali Üsteğmenim "2 dost personel gelecek" dedi. Ben de "Önden gelmesinler arkadan gelsinler" dedim. Fırat Çelik Albay ve Ahmet Kangal'ı karşıladım. Fırat Albayıma "Ümit Bak ile Mehmet Ali Çelik'i getirelim mi?" dedim, "Getir" dedi. Onları içeriye teslim ettik. Fırat Albay hem üniformalı hem sivil kıyafetli kişilerin olduğunu, bunların darbeci olduğunu söyledi. Daha sonra birileri geliyor denildiğini duydum. Ahmet Kangal grubu gördü, "İşte bunlar darbeci grup" dedi. Aralarında Serdar Coşkun'u gördüm. Yıkıldım ben orada. Onunla aynı yerde çalıştık, operasyona çıktığımızda geri emniyetimizi alıyordu. O grup karmaydı. Aralarında kursiyerler de vardı. Silahlarından arındırdık. Ondan sonra dost birlik personeli geldi. Onlarla konuşmayı sağladık. Zekai Paşa'nın geleceği, bu nedenle emniyet almamız gerektiği söylenildi. Kapıyı açtı indi, ben direkt Zekai Paşa'ya yapıştım. Arkadaşlar bize de mi güvenmiyorsunuz dediler. Orada Semih Terzi'nin hain, Ömer ağabeyin şehit, kahraman olduğunu anladım ve yıkıldım" diye konuştu.

"Ömer Başçavuşumuzu düşünüyorum, acaba önüne geçebilir miydik diye"

15 Temmuz sonrası birkaç gün Semih Terzi'nin hain olacağını kabullenmenin zor geldiğini anlatan Çınar, 2 yıla yakındır komutanları olduğunu, emir verdiğinde ölüme dahi gidebileceklerini kaydetti. Çınar, "Ömer Başçavuşumuzu düşünüyorum, acaba önüne geçebilir miydik diye. Her gece onun etkisindeyim. Kafamda hep bu var. Nerede, neyi fark edemedik diye soruyorum. Yıkıldım ben açıkçası, kendime gelemedim. 15 güne yakın görev yaptık. Zekai Aksakallı, Mihrali Üsteğmenin yanağını okşadı tebrik etti. Sonra bana döndü "Nasılsın İsmail" dedi. Bize "Aferin gidebilirsiniz" dediler. 15 gün boyunca darbeden tutuklananların sorgulanması ve adliyeye götürülmesi görevini yaptım" şeklinde konuştu.

Çınar, darbe olduğunu anlayabilmek için 4 madde çıkardığını ifade ederek şunları söyledi:

"Birincisi Semih Terzi'nin bize söylemiş olması lazım. Fatih Şahin, TSK'nın yönetime el koyduğunu söylemedi. Onu biz duysak o helikoptere kimse binmez. Bizim niyetimiz zaten bu darbe olayını bastırmak. Sıkı yönetim listesini görmemiz lazımdı. Geriye tek seçenek kaldı birinin bize söylemesi ve teyit etmemiz."

"İntihar etmesinden korktum"

FETÖ ile hiçbir bağının olmadığını iddia eden Çınar, kimin FETÖ'cü, kimin FETÖ'cü olmadığı yönünde bir kriterin olmadığını belirtti. Çınar, darbe girişiminin ardından olayların bitmesi ile Ömer Halisdemir'in kahraman olduğunu öğrendiklerini ifade ederek, "Her şey bitip tabura gittikten sonra sürekli Mihrali Üsteğmene bakıyordum. Odasına gidip kapıyı kilitliyordu. Kendine bir şey yapabileceğini düşünüyordum. İçeriye giriyorum gözleri kan çanağı. İntihar etmesinden korktum. O pişmanlık ölene kadar devam edecek. 15 günlük mesai içerisinde bile yemek yemeğe gitmedi" ifadelerini kullandı.

Haber KaynağıHaber Kaynağı



Bugün neler oldu? Gündem Özeti

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.