1. HABERLER

  2. EKONOMİ

  3. ’Tarımda karşılaşılan problemler ve yeni çözüm teknolojileri’

’Tarımda karşılaşılan problemler ve yeni çözüm teknolojileri’

Mersin'de düzenlenen "Son yıllarda tarımda karşılaşılan problemler ve yeni çözüm teknolojileri" konulu toplantıda, meyve ve sebzelerdeki kaybın, güvenli...

’Tarımda karşılaşılan problemler ve yeni çözüm teknolojileri’

Mersin'de düzenlenen "Son yıllarda tarımda karşılaşılan problemler ve yeni çözüm teknolojileri" konulu toplantıda, meyve ve sebzelerdeki kaybın, güvenli koruma ile önlenebileceği belirtildi.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Arı Teknokent bünyesinde faaliyetini sürdüren Nanomik Biyoteknoloji, geliştirdiği teknolojik yöntemle meyve ve sebze kayıplarını ve kuru gıdalardaki aflatoksin oluşumunu önlemeyi hedefliyor. Doğal probiyotikler aracılığıyla sağlıklı koruma yöntemi geliştiren firma, çalışmalarını önce Mersin Ticaret ve Sanayi Odası yönetimiyle ardından da Mersinli sektör temsilcileriyle paylaştı.

MTSO'da gerçekleştirilen "Son yıllarda tarımda karşılaşılan problemler ve yeni çözüm teknolojileri" konulu toplantıda konuşan Nanomik Biyitoknoloji CEO'su Buse Berber Örçen, çalışmaları 13 kişilik bir ekiple sürdürdüklerini ve 4 yıllık ar-ge çalışması sonucunda hedeflerine büyük ölçüde ulaştıklarını söyledi.

Gıda israfının önüne geçiliyor

Nanomik'in, israfı engelleyebilecek, meyve, sebze ve kuru yemişlerin bozulmadan ilk günkü tazeliğinde kalabilmesi için yüzde 100 doğal koruyucular geliştirdiğini kaydeden Örçen, "Üretim aşamasında, marketlerde ve hatta evlerimizde bile kullanılabilecek doğal koruyucumuzun, global bir problem haline gelen gıda israfına çözüm olacağını düşünüyoruz. Özetle daha doğal, kimyasal içermeyen gıdalar ve daha sağlıklı bir dünya hedefliyoruz" dedi.

Dünya Gıda ve Tarım Örgütü (FOA) tarafından bu ürünün "Save Food" (Gıdayı Koru) organizasyonuna kabul edildiğini de bildiren Örçen, "Yalnızca "Save Food'-Gıdayı Koru - unvanı verilen firmalar bu listede yer alabiliyor. Nanomik şu anda bunu gerçekleştirebilen ilk ve tek Türk girişimi. Hedefimiz ülkemiz adına girişimimizi yurt dışında daha fazla ülkede duyurmak" diye konuştu.

"Yenilebilir formda koruyucular üretiyoruz"

Devlet destekleriyle yürüttükleri proje sonucunda doğal koruyucular geliştirdiklerini anlatan Örçen, "Yenilebilir formdaki bu koruyucuların insana da doğaya da zararı bulunmuyor. Ürün üzerinde kalıntı bırakmıyor. Özetlemek gerekirse yetiştirdiğiniz ürünlerin gümrükten bu ürün nedeniyle dönme ihtimali yok"

ifadelerini kullandı.

Korumayı 8 farklı probiyotik ile sağladıklarını anlatan Örçen, raf ömrü boyunca bu probiyotiklerin düzgün üreyebilmesi adına farklı teknikler kullandıklarını anlattı. Kiraz, kayısı, muz, domates ve üzümde raf ömrünü bir ay uzatabildiklerini belirten Örçen, kuru ürünlerde ise ilk günkü aflatoksin seviyesini bir yıla kadar stabil hale getirebildiklerini söyledi.

Sıvı formda olan bu ürünün püskürtme yöntemi ile marketlerde kullanılarak ürünlerin çabuk bozulmasının engellenebileceğini, bu sayede çöpe giden sebze ve meyve miktarının minimuma indirilebileceğini belirten Örçen, "Aynı zamanda bu ürünü alıp evde de uygulayıp satın aldığınız ürünlerin ömrünü uzatabilirsiniz" şeklinde konuştu.

2050 yılında dünya nüfusunun 9.8 milyar olmasının beklendiğini ve buna bağlı olarak açlığın da artma tehlikesi olduğunu kaydeden Örçen, dünyada daha fazla gıda ve tarım ürününe ihtiyaç olduğunu, tarımı artıracak toprakların her geçen gün azalması nedeniyle yetişen ürünü muhafaza edebilmenin öneminin arttığını vurguladı.

"Türkiye'de en fazla uyarı alan ürünler fıstık ve kuru incir"

Türkiye'nin ihracatta da zaman zaman sorunlar yaşadığına değinen Örçen, mevcut durumda ürünlerin daha uzun süre dayanması adına ilaçlama yapıldığını hatırlattı. Çok ilaçlama yapılması halinde ürünlerin gümrükten dönebildiğini belirten Örçen, şöyle devam etti; "Uluslararası alarmlama sistemi var. Sonrasında da hangi ülkenin kaç alarm aldığını belirten belgeler yayınlanıyor. Türkiye'nin alarmlarının yüzde 77'sinin küflenmeden, aflatoksinden ya da kullanılan koruyucu ilaçlardan kaynaklandığını görüyoruz. Türkiye 2015 yılının en çok uyarı almış 10 ürününden 2'sine sahip. Bunlar fıstık ve kuru incir. Özellikle fındık ve taze meyve sebzede 100'e yakın uyarımız var. 2016 yılına bakıldığında ilk sırada meyve sebzelerdeki pestisit oranlarıyla karşılaşıyoruz. Türkiye'de üretici çok olunca bu oranlar normal gibi gelebilir ama önüne geçebilsek yaşanacak ihracat artışımızı da düşünmeliyiz. Bu kadar çok geri dönen ürüne rağmen Türkiye'nin halen pek çok üründe dünya lideri olduğunu kabul ediyorsak bu liderliklerimizi artırabilmenin de elimizde olduğunu görmeliyiz."

Toplantıda Devres Teknoloji Danışmanlık Genel Müdürü Prof. Dr. Onur Devres ise sebze ve meyvelerin raf ömrünün uzatılması adına taşımadan paketlemeye, soğuk zincirin korunmasından biyolojik mücadeleye kadar yapılması gerekenleri özetledi.

’Tarımda karşılaşılan problemler ve yeni çözüm teknolojileri’

’Tarımda karşılaşılan problemler ve yeni çözüm teknolojileri’

Kaynak: İHA

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.