1. HABERLER

  2. YEREL

  3. Türkone, Türkiye çok iyi noktaya gelmiştir
Türkone, Türkiye çok iyi noktaya gelmiştir

Türkone, Türkiye çok iyi noktaya gelmiştir

Gazeteci Yazar Mümtazer Türköne Pendik Kaynarca Erzurum’lular Derneğinin misafiri olarak katıldığı panelde “ Değişen Türkiye ve Dünya” üzerine değerlendirmeler yaptı.

Pendik M. Akif Ersoy Kültür Merkezinde gerçekleşen panele Erzurum’lular katıldı.

Pendik Kaynarca Erzurum’lular Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Murat Taşlıçay’ın yaptığı açılış konuşmasının ardından Türköne, “ Bende biraz Erzurum’luyum” dedi.

Erzurum’da yaşamak insanı olgunlaştırır, Erzurum kültürünü ister istemez kişinin benliğine yerleştirir.

Bugünkü Türkiye’nin durumunu özetleyen Prof. Dr. Mümtazer Türköne, Türkiye’nin değiştiğini, kendi kimliğini kişiliğini ve kendi geçmişini muhafaza ederek geliştiğini söyledi.

Ülkemizin bulunduğu coğrafyada, “Yaşayabilmek için büyümek” gereklidir. Türkiye’de bu bu yolda doğru adımlar atmaktadır. Bölge de aktif rol aldı cesur adımların neticesini de almaktadır.

Suriye’yi, İran’ı Lübnan’ı Irak’ı bölgede barış içinde yaşayabilmek adına umutlandırmaktadır. Dış İşleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun izlediği bu dış politikanın başarılı dengeli, dürüst olması bölge ülkeleri tarafından benimsenmektedir.

Dolayısıyla Türkiye ile iyi geçinmek zorundadırlar.

Türkiye bölge için gerçekten büyük bir umut durumundadır. Bütün ülkeler sıkışmış vaziyetteler, Türkiye’nin atacağı hamleleri çok büyük heyecan ve umutla takip ediyorlar.

Kuzey Irak Anayasasına dışardan baktığınızda 4,5 – 5 milyon insan yaşıyor. Kuzey Irak’ta bakarsak; Kuzey Irak’ta bulunan Kürtlerin güneyinde Sünni Araplarla ilişkileri hiç iyi değil. Aralarında düşmanlık vardır. Öbür tarafta Suriye var, Suriye Sünni – Araplardan daha düşmanca bakmaktadırlar. Doğusunda ise İran var. İran’ın ise affetmesi mümkün değil, kuzeyinde de Türkiye yer almaktadır.

Kürt sorunu ciddi bir sorun

Türkiye’de Cumhuriyetin kurulmasından beri özellikle ana dili Kürtçe olan vatandaşlara ilgili çok yanlış şeyler yapıldı. Dillerinden dolayı bu insanlar aşağılandılar, dilleri yasaklandı, onurları kırıldı. Bunların tamir edilmesi lazım, bizim bu konuda sıkıntı çeken Kürt vatandaşlarımızın gönlünü almamız lazım, onlarında kendilerini bu ülkenin eşit vatandaşları olarak hissetmesi lazım, devlet olarak bunu sağlamamız lazım.

Bu sağlandığı taktirde ben bu devletten ayrılıp bağımsız bir devlet kurmak istiyorum diyen Kürt olmaz. Bu konuda da kendimize güvenmemiz lazım. Zaten Kürt’lerde bunu söylüyorlar.

Silahlar sustuğu zaman, şehit cenazeleri artık bir daha gelmediği taktirde, şiddetin o öfke yaratan nefret yaratan kin düşmanlık yaratan ortamı çıktığı zaman bu iş çok kolay çözülür” dedi.

Demokrasi vazgeçilmez bir yönetim biçimidir

Türkiye demokrasi ile yönetilen ülkeler arasında çok güzel bir örnek teşkil ediyor. Türkiye askeri müdahalelerle çok zaman kaybetti. 27 Mayıs’tan beri çok ağır bedeller ödedik, büyük yaralara yol açtı. Fakat artık o defteri kapattı, bundan sonra bu ülkede halkın tercihinin dışında bir yol mümkün değil.

Türkler, kendine güvenen bir millet olduğunu dünyaya gösterdi

Olumlu yansımaları da hemen kendini gösterdi, bölge ülkelerinin ülkemizle olan ekonomik turizm alanındaki gelişmeler ortada. İslam ülkeleri Türkiye’yi bölgede ağabeyi ülke gözüyle görmektedir.

Girişimcilik adına Türk müteşebbislerin gösterdiği cesaret, dünya ülkeleri tarafından gıptayla izlenmektedir.

Türkiye çok iyi noktaya gelmiştir

Bizden sonraki nesillerin için güven içinde yaşaması için kendi özgüvenimize bağlıdır. Kendimize güvenmemiz lazım, bizi iyi bir gelecek bekliyor. Türkiye değişiyor, dünya değişiyor. İyimser olmamız için geleceğe güvenle bakmamız için çok fazla sebebimiz var” dedi.

Bundan sonra kimse darbe yapamaz

“Biz çok zaman kaybettik, çok enerji kaybettik akemi müdahalelerde, askeri dikta yönetimlerinde, ara rejimlerde çok şeyimizi kaybettik, 27 Mayıs’tan beri, çok ağır bedeller ödedik, büyük tahribatlara büyük zararlara yol açtı. Askeri darbeler dönemi bitti. Türkiye artık o defteri, o yolu kapattı. Bundan sonra bu ülkede halkın iradesinin tercihinin dışında her hangi bir şey olması mümkün değil, halkın iradesinin tercihinin yanına veya üstüne, biri bir irade koymaya kalktığı zaman o iradeyi yürütmesi artık imkansız bir şey. Türkiye bu konuda gerçekten çağ atladı”

Konferansın soru cevap bölümünde Türköne, Ergenekon’la ilgili bir soruya şu cevabı verdi

“ Normal yargılama safhasında suçlular varsa cezalandırması, ama davanın kendisiyle beklediğimiz başka bir şey var, bundan sonra darbe yapmaya niyetlenen, gece rüyasında darbe yaptığını gören askerlerin artık bunu bir kabus olarak algılamaları.

Kimse Türkiye’de bundan sonra elindeki silahı, emrindeki askeri kendisine tanınan yetkileri, bu ülkenin savunmasını bir kenara bırakarak, doğrudan doğruya siyasete hükmetmek iktidarı gasp etmek için kullanamaz.

Kullanırsa ne olur sanık olur yargılanır. Bu gösterildi mi gösterildi. Ergenekon davası artık elindeki silahı gayrimeşru bir şekilde amacı dışında kullanarak, birilerini yönetme ayrıcalığı olabileceği ihtimalini bütünüyle ortadan kaldırdı, bunun geri dönüşü de yok. Yani siz Orgeneralin kapısını çalıp savcının önüne çıkartıyorsanız, bundan sonra kimse buna cesaret edemez”

“Türkiye Cumhuriyetini, askerler kurdu” bilgisi yalandır”

Ordu ile ilgili bir soru üzerine ise Türköne “ Öğrendiğimiz, ezberlediğimiz ve tekrarladığımız şeyler gerçek değil. Türkiye Cumhuriyeti Devletini askerler kurmadı. Bu bir yalan, bu sonradan uydurulmuş bir yalan. Ne zaman kurdular, bırakın Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluşunu, Osmanlı İmparatorluğu 1. Dünya savaşında yenilmiş ve bu toplum bir kurtuluş savaşı veriyor. Bu kurtuluş savışını kim veriyor, kim yönetiyor, Büyük Millet Meclisi, parlemento.

Parlementosu eliyle kurtuluş savaşı veren tek ülke biziz.

Halkın temsilcileri toplanıyorlar önce bu ülkeyi kurtaracağız diye bir irade sergiliyorlar, sonra bu iradenin eseri olarak kanunlar çıkartıyorlar bir ordu oluşturuyorlar, ordunun ihtiyaçlarını karşılıyorlar, sonra orduyu yunanlının karşısına dikiyorlar. Sonra yurdu işgal edenleri bu iradeyle kovuyorlar ve sonrasında da bir devle kuruluyor. Oturup üç beş tane general 12 Eylülde veya 28 Şubat’ta yaptıkları gibi üç beş asker Cumhuriyeti ilan ettik mi dedi bu ülkede. Yok böyle bir şey.

Sonuç itibariyle,  Cumhuriyetin ilanı kararı da, Büyük Millet Meclisinden çıktı. O zaman Türkiye değildi. Saltanat kaldırılınca TBMM oldu. Ondan sonra oturup 27 Mayıs darbesi oluyor, 12 darbesi oluyor, 28 Şubat darbesi oluyor. Darbeyi yapanlar bizi kandırmaya başlıyorlar, bu devleti de biz kurduk diye, yok böyle bir şey tarihte, göstersinler. Bu sonradan çıkartılmış bir şeydir” dedi.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.