1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. UMED Başkanı Değirmenci: "Türkiye, ABD ve PYD’nin oyununu bozdu"

UMED Başkanı Değirmenci: "Türkiye, ABD ve PYD’nin oyununu bozdu"

Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED) Başkanı Aslan Değirmenci, "PYD ve ABD'nin oyununu bozmakla beraber Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğünün...

UMED Başkanı Değirmenci: "Türkiye, ABD ve PYD’nin oyununu bozdu"

Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED) Başkanı Aslan Değirmenci, "PYD ve ABD'nin oyununu bozmakla beraber Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve terör unsurlarının tam olarak etkisiz hale getirilmesini amaçlıyor" dedi.

UMED Başkanı Aslan Değirmenci, Siirt'te Genç Memur-Sen ve ADEM tarafından organize edilen iki ayrı panele konuşmacı olarak katıldı. Siirt Üniversitesinde "Medya ve Algı Yönetimi", Siirt İl Kültür Müdürlüğü Konferans Salonunda ise "Nedenleriyle Zeytin Dalı Harekatı" konulu panellerde konuşan Değirmenci, "PYD ve ABD'nin oyununu bozmakla beraber Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve terör unsurlarının tam olarak etkisiz hale getirilmesini amaçlıyor. Türkiye, tüm kurumlarıyla din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin sivilleri terörün zulmünden kurtarmak için çaba sarf ediyor" dedi.

Suriye ve Irak'ta ABD'nin terör örgütlerini silahlandırmak ve mensuplarına eğitim vermek gibi doğrudan terörizmi destek faaliyetleri içine girdiğinin belgelendiğini belirten Değirmenci, "ABD'nin Suriye ve Irak'ta PYD'ye verdiği destekle uluslararası hukuk kuralları ile birlikte konuyla ilgili bazı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarını hiçe saydığı görülmektedir. BMGK'nın 28 Eylül 2001 günü 4385. oturumunda kabul ettiği 1373 sayılı kararına bakıldığında terör eylemlerinin, metotlarının ve uygulamalarının BM'nin amaç ve ilkelerine ters düştüğü; ayrıca terörist eylemlerin finanse edilmesi, planlanması ve teşvik edilmesinin de benzer şekilde BM'nin amaç ve ilkelerine ters düştüğünün ilân edildiği görülmektedir. Kararda ayrıca, "terör örgütü mensuplarının eleman temin etmesi ile teröristlere silah verilmesini zapt ederek; tüm devletlerin terör eylemlerine karışmış kişi veya kurumlara aktif ya da pasif her ne şekilde olursa olsun destek vermekten kaçınması gerektiği" kabul edilmiştir. BMGK'nın 2017 yılında kabul ettiği 2370 sayılı kararda da devletlerin teröristlere destek vermemesi gerektiğine dikkat çekilmiştir. Bu kararlara göre Türkiye, Irak ve Suriye, PKK/PYD'ye verdiği destekten dolayı ABD'li yetkilileri yargılama hakkına sahiptir. Terör örgütü PKK'nın Suriye'deki uzantısı olan PYD/YPG'ye eğitim, silah ve mühimmat desteği sağlayan ABD, 1373 ve 2370 sayılı kararlar gibi BMGK'nın terörizmle mücadele kapsamında aldığı kararlara uymadığı için işlenen suçların ortağıdır. Ayrıca ABD anayasasında yer alan "terör örgütlerine destek vermek anayasal suçtur" hükmü de vardır. ABD yönetiminin Amerikan anayasasına göre suç işlediği, bunun da istenirse dava konusu olabileceği mümkündür. Trump karşıtlarının ABD'de bir hukuk mücadelesi başlatması da elbette mümkündür. Bu çerçevede YPG'nin, PKK'nın organik bir parçası olduğu ortada iken ABD'nin "YPG'yi PKK'ya karşı savaştırabiliriz" önerisi, teröre destek suçundan ABD aleyhine açılması muhtemel bir davaya karşı ön alma çabasıdır. YPG ile PKK arasındaki bağlantıyı tartışmaya açarak süreci sulandırma gayretidir" diye konuştu.

"PYD bölgede etnik temizlik yaptı"

"PYD/PKK, Kürtler, Araplar, Türkmenler, Ezidilere karşı etnik temizlik yapmıştır. DEAŞ ile mücadele maskesiyle PYD, bölgede önünde engel olarak gördüğü tüm yapılara karşı terör eylemleri gerçekleştirmiştir" diyen Değirmenci, "PYD/PKK asla Suriyeli Kürtlerin temsilcisi değildir. PYD/YPG bölgede öncelikle muhalif Kürtleri hedef aldı. Suriye'de savaş öncesi 12 Kürt grup varken, şimdi sadece PYD/YPG var. Bu durum PYD/YPG'nin Kürtlere yaptığı zulmün deşifresidir" ifadelerini kullandı.

Fırat Kalkanı Harekatı ile terör örgütlerinin bölgedeki ilerleyişinin durdurulduğunu ifade eden Değirmenci, "Türkiye 15 Temmuz darbe girişiminin hemen ardından başlattığı ve bölgedeki terör örgütleri DEAŞ ve PYD/YPG'yi eş zamanlı bir şekilde temizlediği Fırat Kalkanı Harekatı'na, Zeytin Dalı Harekatı'nda olduğu gibi benzer şekilde yeni bir adım atmıştı. Yine Batı'dan tepkiler yükselmişti. Fırat Kalkanı Harekatı'nı eleştirenler bugün susmuştur. Çünkü bölge sadece terörden temizlenmekle kalmadı, bölge halkı özgürleştirildi, yaşam alanları bizzat Türkiye eliyle inşa edildi. Okullar, parklar, hatta hastaneler Türkiye tarafından yapılıp, bölge halkının hizmetine sunuldu. Zeytin Dalı Harekatı'nda da öncelik güvenlik olduğu kadar bölgede kalıcı barışı temin etmek ve huzuru sağlamaktır. Altını çizelim 2016'nın Ekim ayından beri koalisyon güçlerinin zaman zaman sunduğu hava desteğiyle PYD/YPG Afrin'den El-Bab'a doğru ilerlemeye çalışmaktadır. Her adımında ise masum halkları hedef almaktadır. Ancak Fırat Kalkanı ile örgütün bölgedeki ilerleyişi durdurulmuştur" dedi.

"PYD çocukları zorla silah altına alıyor"

"Örgüt için bu bölge Akdeniz'e sıçrama tahtası olarak görülmektedir" diyen Değirmenci, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca Afrin'den Türkiye'ye Amanos Dağları üzerinden bir ikmal hattı kurarak militan ve silah sevkiyatı yapmaya çalışmaktadır. TSK ve emniyet güçleri şimdiye kadar Afrin'den bölgeye geçiş yapan 50'den fazla teröristi bölgede etkisiz hale getirmiş durumdadır. Örgüt Afrin'i militan devşirmek adına önemli bir kaynak olarak da görmekte "Öz Savunma Gücü" adı altında 16-18 yaş arasındaki kız/erkek çocukları zorla silah altına almaktadır. Bölgede yine örgütün kurduğu çok sayıda askeri eğitim kampı bulunmakta, zorla silah altına alınan çocuk ve gençler buralarda eğitime tabi tutulmaktadır. ABD'nin amacına gelecek olursak, New York Times'ın bir haberinde; "Amerika, 2 yıldır bölgeye ciddi bir şekilde yatırım yapıyordu. Şimdi bir devlet oluşturma amacı var. Bu bölge aslında Suriye'nin en zengin petrol yataklarına sahip" ifadelerine yer verildi. Yani itiraf ABD basınının kendisinden geldi. Öncü kuvvet, kara birliği olarak kullandığı PYD aracıyla bölge halkının kaynaklarını sömürmek. PYD ve ABD'nin oyununu bozmakla beraber Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve terör unsurlarının tam olarak etkisiz hale getirilmesini amaçlıyor. Türkiye, tüm kurumlarıyla din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin sivilleri terörün zulmünden kurtarmak için çaba sarf ediyor."

"Dezenformasyonlar boşa çıkarıldı"

Türkiye barış ve huzur için Zeytin Dalı Harekatı'nı devam ettirirken, şiddet, kaos ve kargaşadan yana olanların dezenformasyon için düğmeye bastığını vurgulayan Değirmenci, "Toplumu etki altına almak, Türkiye'nin iradesini sorgulamak için en sinsi propaganda türü olan gri propagandayı devreye soktular. Gri propaganda yönteminde kaynak belli değildir, haberler rivayete bağlıdır, gerçek dışı bilgi üretilir, çabuk yayılması sağlanır. Özellikle sosyal medya üzerinden sosyo-psikolojik manipülasyon olarak bilinen algı operasyonu ile PYD'yi meşrulaştırmaya, Türkiye'nin iradesini sorgulamaya kalktılar. Materyallerini ise yalan, ajite etme, acı yarıştırma, yok sayma üzerine inşa ettiler. Dezenformasyon amaçlı tüm fotoğrafların bugün yürütülen Zeytin Dalı Harekatı'nda değil, Türkiye dışında farklı ülkelerde ve farklı zaman dilimlerinde terör saldırıları ya da diğer bazı olaylar sonrası çekilmiş, bazılarına eklemeler yapılmış kareler olduğu Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından gözler önüne serilince sahada olduğu gibi sanalda verdikleri kirli mücadeleyi kaybettiler" dedi.

Kaynak: İHA

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.