1. YAZARLAR

  2. Seyfullah Çelebi

  3. Gıybet ve Dedikodu
Seyfullah Çelebi

Seyfullah Çelebi

Bademlik Gülbeden Hatun Camii im
Yazarın Tüm Yazıları >

Gıybet ve Dedikodu

Boş, gereksiz söz, arkadan söyleme, çekiştirme. Gıybet diye bilinen kötü huyun Türkçe'deki karşılığıdır. Dedikodu, başkalarında kusur arama alışkanlığının sonucudur.

Bir insanın bazı kusurlarını ele alarak kötülemektir. Bir adamın arkasından işittiği zaman hoşlanmayacağı şeyleri söylemektir. Bu haram bir davranış olup ahlâk dışı bir harekettir. Bir kimsenin, yüzüne karşı söylendiği zaman hoşlanmayacağı, kalbinin kırılacağı bir sözünü, hâlini veya hareketini, arkasından, bulunmadığı yerde söylemek, hareketiyle göstermek veya îmâ etmek.

Kur'an ve Sünnet, Gıybeti Yasaklamıştır

"Ey iman edenler! Zannın birçoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendi" (Hucurat, 49/12)

Yüce Allah gıybetin çirkinliğini belirtmek için onu ölü eti yemeğe benzetmiştir. Ölen kişi etinin yendiğinin farkında olmaz. Gıybet edilen o anda, gıybet edenin söylediklerini bilmez. Bu benzetmede insanın şeref ve namusunun eti gibi haram olduğuna işaret vardır.

Ölü eti insana iğrenç gelir. Hele insan ölüsünün etini yemek daha iğrençtir. Ölen insan kendi kardeşi olursa onun etini yemek daha  iğrenç olur. Yüce Allah mü ‘mini gıybetten sakındırmak için gıybeti ölü eti yemek gibi olduğunu belirtmiştir.

 Ölmüş kardeşinin etini yemekten iğrendiniz. Ondan nasıl iğrendiyseniz birinin gıybetini yapmaktan da öyle iğreniniz ve bundan uzak durunuz.

Zan:

Sebepsiz yere birini suçlamak, delilsiz olarak birinin herhangi bir kötü iş yaptığını sanmaktır. İnsanlar hakkında kötü düşünce beslemek, başkasını kötü sanmak, zanna göre başkasının kötülüğüne hükmetmektir."İnsanları diliyle çekiştiren, kaş ve gözüyle çekiştirip alay eden kişiye yazıklar olsun" (Hümeze, 104/1)

Hümeze: İnsanların şahsiyet ve namuslarına dil uzatmak, onlarla alay ederek incitmektir. Birinin namus, nesep ve haysiyetiyle oynayıp, insanları incitmeyi kötü kınamayı adet edinmiş kovucu kimseye bu ad verilmiştir.

Lümeze: İnsanlara kulp takmak, kaş-göz işaretleriyle birini başkalarına göstererek hakir görmektir. İbn Abbas'a göre Hümeze gıybet eden; Lümeze ise kulp takan, taşlayan demektir.

 (4321)- Hz. Ebû Hüreyre (r.a) anlatıyor: "Rasulullah (sav) buyurdular ki: "Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?" "Allah ve Resulü daha iyi bilir!" dediler. Bunun üzerine:"Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!" açıklamasını yaptı.

Orada bulunan bir adam: "Ya benim söylediğim onda varsa, (Bu da mı gıybettir?)"dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: "Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun. Eğer söylediğin onda yoksa bir de bühtanda (iftirada) bulundun demektir." [Ebû Dâvud, Edeb 40, (4874); Tirmizi, Birr 23, (1935); Müslim, Birr 70 (2589)]

Başkalarına kardeşinin ayıplarını anlatmak onun hoşuna gitmeyecek şeyleri söylemek demek olduğundan, ancak dil ile söylemek haram olmuştur. Kaş-göz işareti yapmak, imâ, işaret ve yazı gibi gıybet anlamı ifade eden her hareket de gıybettendir. Meselâ elle birisinin uzun veya kısa boyluluğuna işaret etmek, bir şahsın ayıpları hakkında yazı yazmak gıybettir.

Gıybeti tasdik etmek de gıybettir.

Gıybet yapılan yerde susan kişi gıybete ortak olmuş olur. Diliyle gıybetçiye karşı duramayanın kalbiyle inkâr etmesi gerekir. (İmam Gazzâli, Zübdetü'l-İhya, Trc: Ali Özek, İstanbul 1969, 362, 363).

İbnu Ömer (r.a) anlatıyor: "Rasulullah (a.s)  buyurdular ki: "Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu tehlikede yalnız bırakmaz. Kim, kardeşinin ihtiyacını görürse Allah da onun ihtiyacını görür. Kim bir müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, Allah da o sebeple onu Kıyamet gününün sıkıntısından kurtarır. Kim bir müslümanı örterse, Allah da onu kıyamet günü örter." (Ebû Dâvud, Edeb 46, (4893); Tirmizî, Hudud 3, (1426); Buhârî, Mezâlim 3, İkrâh 7; Müslim, Birr 58, (2580).)

Rasulullah'ın En Çok Korktuğu Şey

Süfyan b. Abdullah der ki: Peygamberimize " Ya Rasulallah, bana sımsıkı sarılacağım bir şey söyle" dedim. Allah Rasulü: "Rabbim Allah'tır" de; sonra da bu yoldan hiç şaşma" buyurdu. Kendisine: "Ya Rasulallah, benim hesabıma en korktuğun şey nedir?" diye sordum; kendi dilini tutarak, "budur" buyurdu. (Tirmizi, Zühd, 2592)
Gıybetten korunmak için kişinin öncelikle kendi kusurlarıyla uğraşması gerekir.

Kim Şunları Garanti Ederse..

Sehl b. Sa'd (r.a)dan rivayet edildiğine göre Efendimiz (s.a.v) buyuruyor ki: Kim dili ile iffeti konusunda bana garanti verirse, ben de ona cennet hakkında garanti veririm. (Buhari, Rikak, 5/6474)
 
“Ey mü’minler! Size fâsık biri bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeyerek bir topluluğa karşı kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz." (Hucûrât, 49/6) âyeti ve,"Zandan sakının çünkü zan, sözlerin en yalanıdır…"  (Buhari, Edeb, 58/6064)

“Kişiye, her duyduğu şeyi (aslını araştırmadan, doğru olup olmadığını kesin olarak bilmeden) konuşması / başkalarına anlatması günah olarak yeter" hadisleri zanla hareket etmenin günah olduğunu, zandan kaçınılması gerektiğini ifade etmektedir.

Fert ve toplumların zararına olmayan, hayra ve iyiliğe yönelik iyi zan (hüsnü zan) bu hükme dahil değildir.
"Belki bunlar yaş kaldıkça azapları hafifler!" buyurdular." [Buhârî, Vudu 55, 56, Cenaiz 82, 89, Edeb 46, 49; Müslim,Taharet 111, (292); Tirmizî, Taharet 53, (70)]

Peygamberimiz (s.a.v): "Müslüman müslümanın elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir. Muhacir ise Allah'ın men ettiklerinden kaçan kimsedir" buyurdu. (Buhari, Rikak, 7/6484)

Gıybetin keffâreti, Allah'tan mağfiret dilemek, pişman olmak ve gıybet edilen şahıstan bizzat helâllik almakla olur. Affetmezse bile, onu övmeli, ona yalvarmalı ve onun gönlünü almalıdır.

Gıybeti dinleyen de, bu günahta gıybet edene ortak olmuş olur. Bu bakımdan gıybet eden münasip bir şekilde susturulmalıdır. (el-Münzirî, a.g.e. V, 159-160). Gıybete uğrayan müdafaa edilmelidir.

Gıybetçinin Kurtuluşu

Gıybetçinin günâhtan kurtulması için pişmanlık duyması, tövbe etmesi, gıybetini yaptığı kimse ile helâlleşmesi gerekir. Gıybeti yapılan da merhametli davranır, affeder. Düstur: "affa yapış(mak), iyiyi emret(mek), cahillerden uzak ol(maktır).

Cenab-ı hak cümlemizi dedikodudan, gıybetten ve her türlü kötü davranışlardan muhafaza eylesin.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.