1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay'dan Kaşıkçı açıklaması

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay'dan Kaşıkçı açıklaması

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay katıldığı bir televizyon programında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Oktay açıklamasında "Topraklarımızda işlenen Kaşıkçı cinayetini kimin işlediğini bulmaya çalışıyoruz." dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay'dan Kaşıkçı açıklaması

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay AA Editör Masası'nın konuğu oldu.

Oktay'ın konuşmasından satır başları:

Benim pozisyonumun ne olduğu benim için fark etmez, ben işkolik bir insanım. Ekiple beraber gece gündüz çalışıyoruz. Tabi ki sorumluluk boyutunda çok şey değişiyor, Sayın Cumhurbaşkanımızın hızına yetişmek çok zor. Biz bir Anayasa değişikliği yaşadık.

Türkiye'de tartışılan bir konu vardı. Türkiye'de bir çift başlılığın olmaması sistemin getirdiği yapısal bir sorundu. Çok hızlı karar alınması ve esnek olunması gerekiyordu, bu sistem bunu zorlaştırıyordu. Bu yeni sistemde dengeler yerine oturtulmaya çalışıldı. Şimdi yürütme olarak biz sistemin içerisindeyiz, Cumhurbaşkanımızın çok hızlı kararlar alabileceği bir sistem var. Aynı zamanda da yasama ihtiyaçları olduğunda da yetkinin Meclis'te olduğu bir yapıdayız. Biz ihtiyaçlarımızı yürütme olarak çalışabiliriz.

"Ciddi bir sivileşme var"

Yeni sistemle eski sistem arasındaki fark; hızlı karar alabilme ve esneklik. Demokratikleşmeyle alakalı fark daha fark edilebilmiş değil ama fark edilecek. Ciddi bir sivilleşme var. Yapı darbe üreten bir yapıyken şimdi Sayın Cumhurbaşkanımızın net ve kesin yaklaşamıyla beraber bu değişim başlamıştı zaten. Şimdi her şeyin kendi içerisinde çalıştığı bir sistem var. Böyle bir dönüşümü yaşıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın omzundaki yükü hafifletmeye çalışıyoruz.

Şu anda yaptığımız olay; adımızın ne olduğu önemli değil bizim mutfak görevimiz devam eder. Mutfaktayız biz. Bizim Külliye'ye baktığımızda Sayın Cumhurbaşkanımız gece ayaktadır ve çalışıyordur, gündüz de çalışıyordur. Bu nedenle bakanlarımız da çalışıyordur.

ABD ile karşılıklı yaptırımların kaldırılması

Bu bölgede yaşamanın bir bedeli var. O bedel güçlü olmayı gerektiriyor, bedelin kendisi güçlü olmak aslında. Güçlü olmak zorundasınız; ekonomik anlamda, askeri anlamda, siyasi anlamda güçlü olmak zorundasınız. Siyasi ve sosyal anlamdaki güçlü olmanın gereğini de yerine getirdi sistem. Şimdi seçimle birlikte hükümetin kim olacağı, başkanın kim olacağı belli. Bu otomatik bir istikrarı getiriyor. Biz seçimden sonra yoğun bir manipülasyon dönemi yaşadık. Bu manipülasyon direkt bizimle alakalı bir şey değildi. Siz istikrar mı istiyorsunuz, size izin vermeyeceğiz denildi. Biz bütün gücümüzle bununla mücadele ettik. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Hazine ve Maliye Bakanlığımız bunu koordine etti. Biz en kötüsünü şimdi geride bıraktık. Ekonomik anlamda tirbülansa sokulmaya çalışılan Türkiye'ye baktığınızda anlamsız bir şekilde bakanlarımıza yapılan yaptırımlar da bunun içindedir. Siz topyekün bununla mücadele edip arkada bıraktığınızda bunun siyasi dönüşlerinizi de göreceksiniz. Bizim en büyük varlıklarımızdan biri Sayın Cumhurbaşkanımızdır. Uluslararası alandaki saygınlığı ve işbirliği ve ne olduğunun anlatılması bunu çok hızlı şekilde geride bırakmamızı sağlayan nedenlerden birisi.

ABD'nin İran'a yaptırımı

Döviz ilk kez silah olarak kullanıldı. Tek bir ülkenin kendi çıkarları doğrultusunda oluştuğu yaptırımlara bütün dünyanın uymasını beklemek doğru ve adil değil. İran'a baktığınızda bizim komşumuz. Ben kış geldiğinde kendi ülkemi besliyor olmam lazım. Başkalarının iç politikalarının ne olduğuyla alakalı ben 85 milyona dönüp, onların ilişkisi bozuldu enerji almayayım diyemem. Türkiye büyük bir ülkedir. Bizim komşumuz olan bir ülkeyle ilişkimizi bir günde kesip koparma şansımız yok.

Bizim ABD'yle sorunumuz Brunson sorunu değildi. Bu yapay bir gündemdi, bakanlara uygulanan yaptırımda yapay bir gündemdi. Biz duruşumuzu açıkça ifade ettik zaten. Hem resmi anlamda hem de Cumhurbaşkanımızın Trump'la olan gündeminde konuşulmuştu.

İdlib konusunda gördük bunu, Türkiye net bir şekilde tavrını koydu. Bu bir inatlaşma olayı değildir. Bunu her zaman yapmıştır, bundan sonra da yapacaktır.

Türkiye'nin gerçek sorunları

İstanbul'da bir zirve yaptık. Orada da Türkiye'nin duruşunun ne kadar anlamlı olduğu görüldü. Bu son zamanlarda dövizin bir silah olarak kullanılıyor olması sadece Türkiye'ye karşı değil. Diğer ülkeler de bundan rahatsız. Bizim ABD ile ilişkilerimize baktığımızda asıl sorun; 15 Temmuz'u yaşadık biz. 251 insanımızı kaybettik ve bu insanların katilleri ellerini kollarını sallayarak geziyorlar. Bu terör başının iadesini istiyoruz. Sınırımıza bakın asıl sorun odur; siz 20 bin TIR silah veriyorsunuz PKK deyin, YPG deyin. Doğrudan destekliyorsunuz. Türkiye'nin sorunu budur. Hem bir taraftan NATO'da ortak olacaksınız hem de tehdit unsuru olan yapıyı besleyeceksiniz. Bu normalleşme süreci sadece ekonomik anlamda değil, siyasi anlamda da bir süreci başlatacaktır diyedüşünüyorum.

Cemal Kaşıkçı cinayeti

Kaşıkçı cinayeti başlı başına hangi açısından baksanız uluslararası boyutta her tarafı dökülen bir olay. Türkiye açısından baktığınızda bütün şeffaflık ve ciddiyetle olaya bakıldı. Çok başarılı yürütülen bir konu. Dışarıdan gelen 15 kişilik bir ekibin önce kabul edilmeyen ama sonrasında da cinayet işlendiği kabul edilen bir olay. Hiçbir zaman sınırlarınız içindeki bir binada bir cinayetin işleneceği anlamına gelemez. Burada bir çarpıklığı, eksikliği görüyoruz. Cinayetin bize yansıdığı andan itibaren gerek kolluk kuvvetlerimiz, gerek savcılarımız, gerek istihbaratımız çok ciddi bir sınav vermiştir. Hiçbir şeyin üstünün örtülemeyeceği anlaşılmıştır. Cinayet boyutu kabul edildi ve tutuklandı. Ama bizim arzu ettiğimiz şey şu; Bu cinayet Türkiye'de işlendi, biz bunları yargılamak istiyoruz, iadesini istiyoruz. Cinayetle ilgili bir plan yapılmıştır. Bu planının talimatını kim verdi? Bu soruyu sormak bizim en doğal hakkımızdır. Bir diğer soru; ceset nerede? Öyle bir planlı yaklaşım ki siz bir ülkeye gelirken o kişiye benzeyen birini getirir misiniz? Cesedin parçalanmasıyla ilgili başsavcılığımız açıklama yaptı. Şimdi bir asitle yok edildi gibi açıklamalar var. Türkiye kendi topraklarında olan cinayetin aydınlatılmasını bekliyor.

 Menbiç'te ortak devriye

Türkiye'nin bu konudaki yaklaşımı çok net oldu her zaman. İlk etapta güney sınırımızda olan bu oluşumdan, sınır hattında oluşturulan koridordan ne kadar rahatsız olduğumuz ve PKK'nın, adını ne olarak koyarsanız koyun, YPG, PYD deyin, nihayetinde PKK'nın uzantısıdır, böyle bir oluşuma izin vermeyeceğimizi başından beri ifade ettik ama ne yazık ki muhataplarımızın bu iletişimi almaktaki güçlüğü bizi başka tedbirler almaya itti. Sınırımızda Türkiye'yi tehdit eden
hiçbir unsurun barınmayacağı noktaya geldiğimiz ana kadar mücadelemiz sürecek. Menbiç olayında ilk başta ABD, PKK'nın veya YPG'nin varlığına müsaade edilmeyeceği sözünü vermişti. Çözüm hep bir sonraki aya, yıla ertelenmiştir. Türkiye'nin artık bu sorunları erteleme sabrı da tahammülü de kalmamıştır. Türkiye kendisine karşı hiçbir tehdide, hiçbir yerde, hiçbir oluşuma müsaade etmeyecektir. Bu kararlılığı sergilemiş bunun gereğini yapmıştır.Türkiye'nin nihai hedefi bellidir, 911 kilometrelik sınırında kendisine karşı herhangi bir terör tehdidinin bulunmasına müsaade etmeyecektir.

 

 Cihangir İslam'ın sözleri

Ben bu şahısa nasıl cevap vereyim bilmiyorum "İki tane batılın" dediği ne demek? Bir tarafta terör örgütü var, kendi halkının üzerine uçakları salan, bombalayan. Diğer tarafta halk vardır. Eğer bu şahsın batıl dediği milletin kendisiyse aynaya baksın. Cihangir İslam mıdır, başka bir şey midir bilmem ama aynaya baksın. O geceyi hep beraber yaşadık. Asker kıyafeti giymiş teröristlerin üstümüze geldiğini gördük. Ben o gece çarpışan insanlardan biriyim. Eğer bu vatandaşın söylediği gibi hareket etseydik kürsüsünden konuşacağı bir yer bulamazdı. Meclis'in kendisi bombalanmıştır. Millet o gece kendi geleceğine sahip çıkmıştır. Ortada iki batıl diye bir şey yoktur. Ortada teröristler ve millet vardır. Millet kendisine sahip çıkmıştır. O gün o olay başarıya ulaşmış olsaydı Türkiye'ye çizilen rol bambaşkaydı. Bu çok basit bir şekilde söylenmiş bir şeye söyleyecek bir şeyim yok. Bu vatandaş batılın ta kendisi.

 100 günlük eylem planı

 İlk 50 günde performans boyutuna baktık, yüzde 85'in üzerinde, yüzde 90'a yaklaşan bir başarı oranı vardı. En son yine yüzde 90'ın üzerinde performansı görüyoruz. Birinci 100 günü rapor olarak milletimize Sayın Cumhurbaşkanımız açıkladığında ikinci 100 günü de ilan ediyor olacak. Bunun çalışmaları da tamamlanmak üzere. Burada da çok güzel projelerimiz, güzel sürprizlerimiz var.

 

HABERE YORUM KAT